Reklam
KONUK KALEM

KONUK KALEM

KONUK KALEM

ŞÜKRÜ KABUKÇU - Afyonkarahisar İl Müftüsü

22 Mayıs 2020 - 14:36

PANDEMİ GÖLGESİNDE
AREFE VE RAMAZAN BAYRAMI
(Fıtrat Bayramı)
Şükrü KABUKÇU
Bir mübarek ayın sonuna geldik. 24 Mayıs Pazar günü inşallah bayramı idrak edeceğiz. Ramazan günleri sayılı günler, dün başlamıştık ve bitiriyoruz. Esasında ömürlerimiz sayılı günler değil mi? Bir ay oruç ibadeti ile yoğrulan bizler, diğer güzelliklerle birlikte manevi kazanımlar elde ettik. Ve inşallah bayram yapacağız.
Öncesinde arefe günü hem ramazan bayramı için hem de kurban bayramı için önemli bir gündür. Zaten kurban bayramında arefe günü, aynı zamanda haccın temel rükünlerinden birisi olan Vakfenin eda edildiği gündür. Arefe, ârif olmak bilincidir. Oruç ibadeti ile kişi bedenen ve rûhen yaratılış gayesini yeniden düşünmüş ve nefis terbiyesi ile meşgul olmuştur.  Arefe günü orucu hakkında şu müjde vardır: Ebû Katâde radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da: "Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefâret olur" buyurdu.  ( Müslim, Sıyâm 196, 197. )
Biz Müslümanlar için yılda iki büyük bayram vardır: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı. Ramazan Bayramı, fıtır yani fıtrat bayramıdır. Asla şeker bayramı değildir. Bu bayram fıtratın, öze dönüşün bayramıdır. Dini terminolojinin yerli yerinde kullanılması ayrı bir sorumluluktur.  Bir ay boyunca oruç tutarak ve bunun yanında bu yıl evlerimizde eda etmeye çalıştığımız mukabele ve teravih gibi güzelliklerle nefsini terbiye eden kişinin, özü yakalamanın mutluluğu olarak idrak ettiği bayramdır. Fıtır bayramı bize fıtratımızı, özümüzü hatırlatan ve nereye ait olduğumuzu öğreten bir bayramdır. Bizim için öze dönüş, kulluğumuzu yeni baştan hatırlama, kulluğumuza gölge düşüren hususlar var ise onlardan arınma, unuttuklarımızı hatırlama ve istikamet üzere olduğumuzu yeniden ikrar etme günleridir.
Bayramlar adı üzerinde sevinç günleridir, sürûr günleridir. Bayramlara biz bayram günü veya arefe günü mezarlık ziyareti ile başlarız. Öyle ki, bayramlaşmayı bile ölüleri ile başlayan bir kültürün çocuklarıyız. Bu bizim aidiyet duygumuzu güçlendirir. Nesiller arası bağın güçlenmesini sağlar. Bu açıdan algılama yaşına gelmiş çocuklarımız ile beraber mezarlık ziyareti yapmak önemlidir. Mezarlık ziyareti ölümü hatırlama ve bizden önce gidenleri hayırla anmak ( Haşr,59/10 ) içindir.
Bir hatırlatma:
  • Salgın hastalık sebebiyle alınan tedbirler gereği arefe günü ve bayram günleri evlerimizde kalacağız. Bu sebeple mezarlık ziyaretini yapamayacağız.
  • Normal zamanlarda gerek kabir ziyaretinde gerekse herhangi bir yerde ölmüşlerimiz için Kur’an tilaveti hususu zaman zaman problem haline getirilmektedir. Ölmüşlerimiz için Kur’an okumaktan maksadımız tilavet olunan ayetleri ölen kişinin duyması değildir. Tilavet olunan her ayet için – umuyoruz ki – rabbimiz ecir verecek, biz de bu ecri vefat etmiş yakınlarımız ile paylaşıyoruz. Elbette herhangi bir sure okunması zorunlu değildir. Örfte âdet haline gelmiş sureler olabilir. Önemli olan vefat eden kişileri hayırla ve güzellikle anmaktır. Biz kaynaklarımızdan biliyoruz ki, asıl olan kişinin kendi kulluğu ve ibadetleridir. Ama cenaze namazından başlayarak vefat eden kişinin yakınları ve dostlarının yapacağı dua başta olmak üzere maddi güzellikler inşallah vefat eden yakınlarımızın lehine olan işlerdir. Yine Peygamber Efendimizin gerek uhut şehitliğine giderek gerekse Cennetü’l-Baki kabristanlığına ziyaret ederek, dostları için hayır duada bulunduğunu biliyoruz. Ama bu yıl maalesef mezarlık ziyaretini yapamayacağız.
 
Bayram Günleri:
Bayram günleri müstesna günler olduğu için zihnen hazır olmak gerekir. Bayram gibi özel günler aile ve toplum olarak hepimiz için önemli günlerdir. Bu sebeple bayramları da ruhuna uygun bir şekilde değerlendirmek bize düşen en önemli bir görevdir. 
  1. Sadaka-ı Fıtır: Mali ibadetlerdendir. Bu yıl Başkanlığımız Din İşleri Yüksek Kurulu sadaka-ı fıtır miktarını 27.TL olarak ilan etti. Bu rakam elbette asgari olandır. Kişi, bir yıllık yediğinin ortalamasını almalıdır. Hem zekât hem de sadaka-ı fıtırda kişi usul ve furu’ olarak isimlendirdiğimiz anne-baba, çocuklar ve torunlarına zekât ve sadaka-ı fıtır veremez. Ve bu görevi bayram namazından önce eda etmelidir.
  2. Bayram namazı: Bayram namazı sadece namaz değildir. İşin ruhuna uygun olarak ecdadımız Cuma ve bayram namazları için daha bütünleştirici ve bir araya getirici yerleri tercih etmiştir. Peygamber Efendimizin de bayram namazını mescidin dışında bir alanda kıldırması ve bugün Ğamâme Mescidi olarak bilinen yerde kıldırması hikmetleri açısından önemlidir. Çünkü bayramlar namaz sonrası toplum olarak kaynaştığımız, sevincimizi paylaştığımız ve akraba, din kardeşlerimiz ile hasret giderdiğimiz özel günlerdir.  İmkanı olan yerlerde hanım kardeşlerimizin de çocukları ile beraber bayram namazlarına iştirak etmelerini tavsiye ederiz. Salgın hastalık sebebiyle bayram namazlarımızı da maalesef kılamayacağız.
  3. Bayramlaşmak: bayram, ailemizle, akrabalarımızla, komşularımız ve dostlarımızla birlikte idrak edilen özel günlerdir. Bayramlar aynı dinin, aynı inancın neşesinde bizleri birleştiren, yürekleri bütünleştiren, kardeşliği pekiştiren, kırgınlıkları tamir eden ilahi armağanlardır. Bayramlar milletçe iman kardeşliğinin tezahür sahneleridir. Bayramlar, inancı, ibadeti, tarihi ve kültürü bir sevinç atmosferinde buluşturarak bizi istikbale taşıyan ve tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran müstesna zaman dilimleridir. İmkanı olan her bir kardeşimizin hayattalar ise, büyükleri ile beraber olmaları esastır. Son yıllarda yaygınlaşan bayram günlerinde değişik şehirlere tatile gitme anlayışı bizim değerlerimizle uyuşmayan bir tavırdır. Tatil elbette herkesin hakkıdır. Ama bayram gibi müstesna günlerde bayram günlerinin tamamını mazeretsiz olarak büyüklerin yanında olmadan geçirmek elbette bayramın ruhu ile bağdaşmaz.
           Bu bayram da evlerimizdeyiz. Sadece aile fertleriyle bayramlaşacağız. Ama teknolojinin imkanlarından faydalanıp başta büyüklerimiz ve dostlarımızla bayramlaşmayı ihmal etmeyelim.
Diğer taraftan bayram münasebetiyle hala küçük yerlerde devam eden bayramlaşma proğramlarını devam ettirmekte önemlidir. Özellikle aile içi ve akrabalar arası başta olmak üzere yakın ve uzak komşuların kapısını mutlaka bayram günleri çalmayı ihmal etmeyelim. 
  1. Hediyeleşme: hediye, hatırlamadır ve gönül almadır. Karşısındakini önemsemedir. Bayram günlerinde imkânlar ölçüsünde çocuklara ve gelen misafirlere hediye veya ikram da bulunmak önemlidir. Bu konuda her yerin kendine has güzellikleri vardır. Bunları meşru ölçüler dairesinde israfa kaçmadan devam ettirmek önemlidir.
  2. Çocuklar ve Büyükler: çocukların dini değerler ile tanıştığı ilk önemli günler bayram günleridir. Kendilerine alınan yeni elbiseler verilen hediye veya harçlıklar gibi davranışlar geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız açısından son derece önemlidir. Bu sebeple hem kendi çocuklarımız hem de etrafımızdaki çocukların bayram sevincine ortak olmaları hususunda gerekli gayreti gösterelim. Yine başta aile büyüklerimiz olmak üzere yaşlıları da bayram günlerinde asla ihmal etmeyelim.  
  3. Yoksullar, Yetimler ve Muhacirler: bayram günü unutulmaması gerekenlerin başında yoksullar ve yetimler gelir. Sadaka-ı fıtır belki bu açıdan başka bir önem taşımaktadır. Çünkü bayram günü Müslümanların yaşadığı toplumda aç ve açıkta hiç kimsenin kalmaması ve bu konuda Müslümanların top yekûn gayret göstermesi son derece önemlidir. Yine yetimler Müslüman toplumun emanetleridir. Tecessüse varmadan etrafımızdaki yoksul ve yetimlerle son günlerde bir gayretle yakından ilgilenmeye gayret gösterelim.
Yanı başımızdaki ülkelerde yaşanan savaş ve iç karışıklıklar sebebiyle ülkemizde önemli sayıda muhacir kardeşimiz var. Özellikle kadınların ve çocukların mağdur olmaması için duyarlılığımızı devam ettirelim. Ani nüfus hareketliliklerinde elbette istenmeyen hadiseler olabilir. Münferit olayları genellemek doğru olmaz. Özellikle bayram gibi bir günde muhacir kardeşlerimizin yüzlerinin gülmesi için gayret göstermek herhalde bayramın ruhuna uygun olan bir davranıştır.
  1. Örfi Davranışlar: bayram gibi özel günlerde İslam coğrafyasının her bir köşesinde evlerde ve çarşılarda ayrı bir hareketlilik ve güzellikler yaşanır. Burada örfi olarak meşru olan her bir hareketi yaşatmaya gayret gösterelim. Bazen yapılan mahalli bir tatlı veya yiyecek veya başka bir güzellik bayramın toplumun her kesiminde daha verimli yaşanmasına sebep olabilir.  
  2. Küs ve dargınların barışması: Bayramlarda en çok dikkat etmemiz gereken hususlardan birisi de küs ve dargın olan kardeşlerimizi bir araya getirmektir. Her bir kardeşimiz bu konuda yeterli fedakârlıkta bulunmalıdır. Bizim kendi aramızda dünyevi işler sebebiyle farklı düşündüğümüz, anlaşamadığımız hatta birbirimizi kırdığımız konular bile olabilir. Ama unutmayalım ki, dünyanın sonu var. Bu dünyadan ayrılan her kişi bir kefen ile bu dünyadan ayrılmaktadır. Bayram gibi müstesna günlerde var olan kırgınlıkların giderilmesi için gayret göstermek öncelikle büyüklerin görevidir. Ayrıca affedici olmak Müslüman için ayrı bir erdemdir. 
Özellikle anne-baba hayatta ise, her hangi dünyalık bir sebeple bayram günlerinde yanlarında olmamızı engelleyecek hiçbir sebep olmamalıdır. Yine yakın akrabalardan amca, dayı ve hala gibi birinci derece yakınlarımızda önemlidir. 
Yaşadığımız pandemi süreci sebebiyle sosyal hayatımızda ve cemaatle ibadetlerimizde ciddi kısıtlamalara gittik. Bu elbette her birimizin sağlığı için önemli ve alınması gereken bir tedbirdi. Ve buradan hareketle bayram günlerinde de devam edecek. Bu konuda alınan tedbirlere uymakta her birimiz dikkatli olalım. Gerek maske kullanımı gerekse sosyal mesafe gibi uyulması gereken kurallar hem kendimiz hem de diğer insanlar için önemli tedbirlerdir.
Rabbim, ağız tadıyla bu yıl evlerimizde kalarak idrak edeceğimiz bayramı hayırlara tebdil eylesin.  Ülkemize ve İslam alemine güzellikler bahşetsin. Hepinizin ramazan bayramını tebrik ederim.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum