Günümüzde ilişkiler, iki kişi arasında yok olma haliyle sınanıyor. Modern dünyanın koşturmacasında en yakınımızdakini kendimizin bir uzantısı sanma yanılgısına düşüyoruz. Ve ne yazık ki çaba harcamayı gözden kaçırıyoruz. Oysa her sağlıklı birlikteliğin temelinde, iki ayrı birey olduğumuz gerçeği yatar.
Bugünlerde sokaktaki yabancıya gösterdiğimiz nezaketi, akşam eve dönüp kapıyı kapattığımızda hayat arkadaşımızdan esirger olduk sanki. Dışarıya karşı son derece kibar ve anlayışlı olan bireyler, evin mahremiyetinde daha hoyrat davranabiliyor. Oysa ilişki, bir güç savaşı ya da puzzle çözme oyunu değildir; ilişki, birbirimizin hayatına, yaralarına ve sevinçlerine nezaketle eşlik etme sanatıdır.
İşte tam bu noktada, "samimiyetli mesafe" kavramı hayat kurtarıcı bir rol üstleniyor. Psikiyatrist Gülcan Özer’in de dediği gibi birbirimize dikenlerimizi batırmadan ısınabilen kirpiler gibi olabilmeliyiz. Aradaki bağı korurken, her iki tarafın da kendine ait bir mesafesinin veya alanının olması, o ilişkinin nefes almasını sağlar. Birbirimizin hayatına tanıklık etmek demek, o hayatı işgal etmek demek veya o hayatın sahibi olmak demek değildir.
Sağlıklı bir ilişki sadece sarılarak film izlemekten ibaret değil. Emek verilmiş bir yakınlık, korunmuş bir özel alan ve en önemlisi, tartışırken bile yitirilmeyen o nezaket, ilişkinin temellerini oluşturur.
Ayrıca modern zamanların en büyük becerisi, sadece birlikte olmayı değil, aynı zamanda sağlıklı bir şekilde ayrışmayı ve hatta günü geldiğinde zarafetle vedalaşabilmeyi de bilmektir. Çünkü ancak kendi bütünlüğünü tamamlamış bireyler, gerçek bir samimiyeti paylaşabilirler.
Siz kendi ilişkinizi gözden geçirdiğinizde ilişkinin sihirli değnekleri olan samimiyetli bir mesafeye ve nezakete sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz? Hadi bir gözden geçirelim.
Seda İşisağ
Yorumlar
Kalan Karakter: