Reklam
Mustafa UYAR

Mustafa UYAR


SANA ARMAĞAN OLARAK AYNA GETİRDİM

01 Ocak 2020 - 19:34

Misafirin, Yusuf-u Sıddıyk’a, “Sana armağan olarak ayna getirdim. Ona her baktıkça güzel yüzünü görür beni hatırlarsın” demesi.
 
 
Hz.Yusuf “Hadi, armağanını çıkar deyince konuk, bu istekten utanıp üzgün bir sesle:
“Sana getirmek için ne kadar armağan aradıysam hiçbirini beğenmedim, sana lâyık görmedim.
Bir habbeyi alıp da koca bir mâdene, bir katreyi alıp da bir ummana nasıl götürebilirim?
Huzuruna gönül ve can bile getirsem Kirmana (bir belde ismi) kimyon götürmüş sayılırım.
Senin, misli olmayan güzelliğinden başka bir tohum yoktur ki bu ambarda olmasın.
(Onun için) sana gönül nuru gibi bir ayna getirmeyi lâyık gördüm.
Ey güneş gibi gökyüzünün ışığı olan güzel! Ona baktıkça kendi güzel yüzünü görürsün.
Gözümün nuru, sana ayna getirdim, ona bakıp kendi yüzünü gördükçe beni hatırlarsın” dedi.
Koltuğundan aynayı çıkarıp sundu. Güzeller ayna ile meşgul olurlar.
Varlık (vücut) aynası nedir? Yokluktur. Eğer ahmak değilsen, (Hakk’ın huzuruna) yokluk götür.
Varlık, yoklukta görülebilir; (Onun için) zenginler, fakirlere cömertlik edebilirler.
Ekmeğin saf aynası, aç olan kimsedir; kavda çakmak taşının aynasıdır.
Her nerede yokluk ve kusur bulunursa (bu noksan ve kusur) bütün hünerlerin güzelliğine ayna olur.
Elbise güzelbiçilmiş ve dikilmiş olursa terzinin mahareti görülebilir mi?
Ağaç gövdesinin budakları yontulmamış olmalıdır ki, marangoz onu kesip, biçip şekil versin ki (kendi sanatını göstersin)
Usta kırıkçı, çıkıkçı nerede ayağı kırılmış birsi varsa oraya gider.
Hasta ve zayıf kişi olmazsa tıp sanatının güzelliği nasıl görülür? Ey ulu kişi! Bakırın kıymetsizliği bilinmeseydi, kimyanın bakır üzerindeki tesiri nasıl belli olurdu.
Noksanlar, kemal vasfının aynasıdır. O horluk, yücelik ve ululuğa aynadır.
Çünkü yakinen bilinmek gerektir ki, zıt zıttı gösterir. Onun için balın ballığı sirke ile belli olur.
Her kim, kendi noksanını görüp anlarsa yedeğinde dokuz at olduğu halde, kemâle erme yolunda süratle koşar.
KONUNUN KISA AÇIKLAMASI
Hz.Yusuf’un dostu, ona hediye olarak bir ayna getirdi veşöyle söyledi: “Dünyadaki bütün değerler sende, deryalar kadar var. Düşündüm ki senin eşsiz güzelliğine lâyık ancak bir ayna olabilir. Kâinatın en güzel tecellisi olan ve Allah’ın insan yüzünde yarattığı nuru sen bir aynaya baktığında görebilirsin. Bunun senin güzelliğindir.
Allah, yarattıkları güzelliklerin en üstününü güzel yüzlü güzel ruhlu insanların çehresinde seyreder. Çünkü onların yüzünde kendi güzelliğini görür.
Varlığın; yani ilâhi vücudun, yani Allah’ın aynası da yokluktur. Allah, yokluk denilen uçsuz bucaksız aynada kendi hayalini gördü. Bizim bu kâinatta var sandığımız ve var olarak gördüğümüz işte bu hayalin tecellisidir.
Eğer ilâhi güzelliğin ve ilâhi varlığın senin yüz ve gönül aynanda görünmesini istiyorsan, yokluğu seç. “Varlıkta yok olmanın” sırlarını ara.
Varlığın ancak yoklukta göründüğüne şu örnekleri verebiliriz. Zengin zenginliğini göstermek için bir fakire bir ihtiyaç sahibine muhtaçtır. Güneş Allah tarafından yaratılmasaydı dünya karanlıkta kalırdı ve hayat olmazdı. Ekmeğin aynası aç midelerdir. Kâinatta her kudret kendini gösterecek bir ayna arar. Her iyilik, her güzellik, her davranış aynasını bulduğu zaman ortaya çıkar ve görünür.
Bir yerde bir yokluk, bir ihtiyaç bir noksanlık varsa orada mutlaka o yokluğu, noksanı giderecek bir hünerin aynası oluşur. İşte o hüner yokluğu, o noksanı giderecek hünerli bir san’atkarda vardır; o san’atkar o yokluğu, noksanı giderecek bilgisini, hünerini ortaya koyar.
Bir terzinin san’atını göstermesi için elinde dikilmemiş bir kumaşı olması lâzımdır. İyi dikilmiş bir elbisede terzinin hünerini göstermesi yapacağı bir şey yoktur.
İnsan gönülleri türlü dünya kirleri içinde, şaşırmamış, sapmamış olsa peygamberler, veliler insanları doğru yola götürmek için bir vazife olmazlardı.
Demek ki Kemâl’in, olgunluğun aynası “noksan”dır. Bunun için kendisinde bir Kemâl’e erme olgunlaşma ihtiyacı duymayan kimse Allah’ı anmaz ve aramaz. O biçare kendisini tam ve mükemmel zanneder. Kendi aczinden, kendi yokluğundan haberi yoktur. Kendini var sanır. Kendindeki yokluğu gidererek, gerçekten var olanda (Allah’ta) sonsuzlaşmak için hiçbir gayret sarfetmez, sonradan yok olduğunu anladığı zamanda iş işten geçmiş olur.
Her şeyin kendi zıddı ile meydana çıkması bir hâkikattir. Acı olmasa tatlının, sirke olmasa, balın, çokluk olmasa birliğin manası kıymeti bilinmez.
 
Hz.MEVLANA
MESNEVİ - 3192 - 3213. Beyitler.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum