Bütün kötülüklerin kapısını aralayan YALAN’dan ve hatta onun rüzgârından bile sakınmak gerekir. Cazip göstermek için yalanı şeytan, ufak tefek yalanlardan bir şey olmaz maskesine bürünür. Yalanın ufak tefeği, sevimlisi, bir kerecikten bir şey olmaz aldatmacaları da yalandır.
Müslüman veya insan daima hatalara açıktır. Hırsızlık, zina, kumar ve daha nice günahları işleyebilir, akabinde tevbe edip güzelliklere yönelebilir ama YALAN’a asla bulaşmamalıdır. YALAN, toplumu ayakta tutan AHLAK’ın baş düşmanıdır.
HAK-BATIL mücadelesinin tarihi seyri içinde YALAN, önemini hiç azaltmamıştır.
Yaradılışın başında yasaklanan meyveyi, yalanla kamufle eden şeytanla başlayan rüzgarlar, bazen hız kesse de her devirde etkisini göstermiştir. Gelen bunca resul ve nebiler, bunca indirilen kitaplar YALAN’ın hayatımızdan tamamen çıkarılması üzerine vahyedilmiştir.
Ahlakı, temellerinden sarsan YALAN’ın zararları saymakla bitmezken hangi akla hizmetle bir dönem Türkiye televizyonlarında BATI’nın Yalan Rüzgârı dizisi aylarca, yıllarca gösterilmiştir.
Türk aile yapısını çökertmeye yönelik film, dizi, sosyal medya platformlarının bombardımanları yalanı meşrulaştırmaya yönelik faaliyetlerine hız kesmeden devam ederken sorumlu mevkidekilerin sessizliği anlaşılır gibi değildir. Bir yalanı defalarca, değişik kanallarla tekrarlayarak gerçekmiş gibi göstermek ALGI operasyonlarının prensibidir.
Devlet o devlettir ki vatandaşını bu yalan operasyonlarına karşı koruma altına alır.
Maalesef gönümüzde vatandaşımız devletin korumasından adım adım uzaklaştığı gibi, sessizliğinden ve seyirciliğinden rahatsızdır. Bunu da nereden çıkarıyorsunuz sualinin cevabını açıklanan reytingler veriyor.
Ülkemizde reyting uğruna olmadık kepazeliklere imza atan gündüz kuşağı televizyon programlarında aldatma, ihanet, cinayet, ırz ve namusa tecavüz, kıskançlığın, cehaletin sebep olduğu olumsuzlukları işleyen programlar izlenme çokluğuna ulaşabiliyor.
İsimlerini saymak gereksiz birkaç isim ile kanalda YALAN’a dayalı bu programlar iş yapıyorsa, düşmanın topla tüfekle askerle gelip işgaline lüzum kalmamıştır.
Kısmen iyi sayılabilecek AİLE dizilerinin izlenme oranları maalesef daha düşüktür.
Bunları söylerken hiçbir kimse başkasının günahını çekecek değildir. Asırlardır süren HAK-BATIL mücadelesinin sonu da kıyamete kadardır.
Fertler olarak kendimizi düzeltmemiz gerekir. Aile, komşular, belde, mahalle, kasaba ve illerden sonra memleketin düzelmesi ancak ve ancak ERDEMLİ insanların çoğalması ve bunların organizesini sağlayan DEVLET aklı ve siyasetini zaruri kılar.
Bir taraftan MİLLET düşmanlarının akla hayale gelmez faaliyetleri, diğer taraftan kendi içimizde yetiştirdiğimiz ve de devleti çepeçevre sarmalayarak din adına ne kadar kutsal varsa, içini boşaltanlara kapı arlanmasının sonuçlarını 15 TEMMUZ’da gördük. TAKİYE yani yalan rüzgârıyla ehliyet, liyakat, ihlas, ar namus, sorumluluk FETÖ eliyle değersizleştirilmedi mi? Sapkın ideolojileri uğruna zıt kutupların mahrem evlilikleri, papaların elini öpmeler olmadı mı? Yine bir başka şarlatan televizyonlarında HOCA namıyla kedicikleriyle inancımızla alay etmedi mi?
Bütün bunlar karşısında korunması gereken vatandaşını bu tehlikeler karşısında muhafaza edecek devletin kılcal damarlarına sızmış bu parazitler zorla ayıklanabildi.
Ama parazitler, yalanlar ve yalancılar yine vardır. Şekil, kılık ve kıyafet değiştirseler de var olacaklar. GÜÇLÜ’nün değil HAKLI’nın yanında yer alabildiğimizde, “MİLLETİM UYAN” çağrılarına kulaklarımızı açtığımızda, PAZARLIK YOK denildiği bir ortamda TERÖRSÜZ TÜRKİYE aldatmacasında bitip tükenme noktasına gelen PKK ve liderine yeniden can suyu verilmesine kanmadığımız zamanlarda YALAN’larla baş edebiliriz.
Terör ve teröristi övmek halen suç iken Gazi Meclis’te Kürtçe pankartlar açmak, seyredilecek manzara değildir. Allah, milletimizi yalancı siyasetçilerden korusun.
Himmet KASAL
Yorumlar
Kalan Karakter: