Tabure ya da iskemle geçici rahatlama sağlayan aparatlardır. Koltuk ise daha uzun süreli dinlenmeler, rahatlamalar için kullanılmaktadır. Koltuğun rahatlığı insanı rehavete ve miskinliğe yöneltebilir. Geçmişte iktidar sahipleri bu rahatlığı taht’a çıkarak ve orada uzunca kalarak sürdürüyorlardı. Bu, tahtadan iskeleti olan ama yumuşak minderlerle, görkemli süslemelerle bezeli bir nevi koltuktu.
Geçmişten bugüne taht’a çıkmak ya da koltuğa oturmak önemini korumaktadır; zira buralara çıkanlar ve oturanlar GÜNDEMİ belirleyenler olmuştur.
23 Nisan kutlamalarında sembolik olarak koltuğunu çocuğa kısa süreliğine bırakan 2010 yılının Başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanının o küçük çocuğa "Artık yetki sende, ister asarsın, ister kesersin" demesi hatırlardadır. Başbakan iken yasama ve yargı yetkilerine sahip olmak biraz daha güçken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilince bu oldukça kolaylaştı. Milletvekilliğinin, parlamentonun etkinliği oldukça azaldı. Gündemlerin hızla değiştiği yaşadığımız coğrafyada ülkemize biçilen rolü oynamakla sınırlı bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız. İktidar gibi muhalefet de çözüm yanlısı değil; koltuklarını koruma endeksli politika üretmektedir.
Okullarımızda geliyorum diyen tehlike, tedbirsizlikler sonucu öğretmen ve öğrencilerin ölümüne, yaralanmalarına, hayatların kararmasına, geleceğe güvenin azalmasına yol açmaktadır. Konu oldukça önemlidir. Eğer bu olayları birkaç gün konuşup unutacak olursak yeni acı haberlerin gelmesi kaçınılmaz olacaktır.
Öğretmenin itibarı sağlanmalı, asla yalnız bırakılmamalıdır;
• Aile desteği zayıf çocuklarla,
• Psikolojik sorunlarla,
• Öfke kontrolü olmayan öğrencilerle uğraşacak öğretmenin eğitim ve öğretime vereceği katkı her türlü takdirin üzerindedir.
Disiplini sağlarken veli baskısına değil velilerin desteğine muhtaçtır. Toplumun geleceği önce ailede, akabinde okulda ve sınıflarda şekillenir. Okul ve sınıflarda öğretmen güvende değilse gelecek de güvende değildir.
Türkiye'de en çok koltuğu değişen bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Her bir koltuk değişimi sistem değişikliğini beraberinde getirmekte, yap-boz tahtasına dönüştürülen eğitimde başarılı olunamadığı iktidar sahiplerince dahi itiraf edilmektedir.
İktidar koltuğuna yapışıp uzun süre oradan kalkmak istemeyenlerin Eğitim sistemini milli devlet siyasetine bağlamaları, ileride hayırla anılmalarına sebep olacaktır.
*** *** *** *** *** ***
Medeniyet inşasına, oyun kuruculuğa alışık Türk Milleti’nin Gündem belirleyen değil gündeme tabi olması, ülke problemleri karşısında duyarsız kalmasının nedeni olmamalı. Nesillere ortak paydamızın Muhteşem Türkiye, tam bağımsız bir vatan, sözü dinlenir hukukun üstünlüğünü esas alan KERİM – MUKTEDİR bir ülke olduğu nakşedilmelidir.
Sapık Epstein’cilerin, Gazze’yi harabeye çevirenlerin, Lübnan ve Suriye'ye çökmelerinin, İran'a saldırılarının nihai hedefinin Türkiye olduğunu bilmeyen yoktur. Trump ve Netanyahu'nun ve zihniyetlerinin koltuklarını koruma uğruna hep gündemin zirvesinde olmaları manidardır.
Bizden yana olan Montrö anlaşmasını delmek adına NATO'nun boğaz komutanlığı şablonuyla ülkemizle temasa geçmesi, Kanal İstanbul projelerine büyük resimden bakmak devlet aklıdır. Bölgenin kadim komşusu İran'ı saf dışı ederek, Türkiye'yi daha kolay alt edebileceklerini hesap eden kendini bilmezlere karşı verilecek en güzel cevabın anahtarı kutsal kitabımız Kur'an'la sabitlenmiştir;
"Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirinin müttefikidir."
Bu anahtarı kullanan Mustafa Kemal, bölgesel işbirliktelikler için zamanında SADABAT Paktını İran'la kurarak işareti vermiştir. Türkiye – İran – Mısır – Pakistan ve Suudi Arabistan'la Türk devletlerini de içine alan yeni bir paktın öncülüğünü yaparak bölge BARIŞ’ının temellerini atabilir. Milli siyasetin, milli iktidarların koltuklarda oturanların başlıca gündem maddesi bu olmalıdır. Ortadoğu Ortadoğulularındır. Bu birliktelik, hem istilaları önleyip kaynaklarını kendilerinin kullanımını sağladığı gibi, istikbalde önemli aktörlük kazandıracaktır.
Himmet KASAL
KOLTUK VE GÜNDEM!
Yayınlanma :
08.05.2026 01:20
Güncelleme
: 08.05.2026 01:20
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: