Kahramanmaraş merkezli 10 ilimizde meydana gelen büyük depremin üzerinden tam 3 yıl geçti. Ölenlere rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize sabırla başsağlığı dilemek boynumuzun borcudur.
Hastalıklar gelmeden önce tedbirleri almaya koruyucu hekimlik deniliyor. Olması gereken zaten budur. Hastalık buna rağmen yakamıza yapışmışsa, yine tedavi için şartları dener ve zorlarız. Devam ediyorsa, sabır ve şükürle bütün bunlardan hikmet arayışına gireriz.
Benzer bir durum, boşa geçirilecek ne bir dakikanın ne bir saniyenin geriye alınamayacağı gerçeğidir. Bunun muhasebedeki karşılığı “Bugün Allah rızası için ne yaptın?” sorgulamasıdır.
Yaklaşık 53bin canı kaybetmemize neden olan görünüşte 7,5-7,6 şiddetindeki DEPREM’dir. Ancak can kayıpları ve binalardaki hasarların sebebi tamamen tedbirsiz hareket eden İNSAN’dır.
Usulüne uygun çimento demir, proje uygulanmadığından kaynaklı kayıp ve hasarlar insan kaynaklı hatalardır. Bir de bunları, inşaat aşamasındayken yeterli denetime tabi tutmaktan geri kalınırsa felaketler kaçınılmaz olur.
Bütün bunlara nazire yaparcasına dükkân genişletmek gibi hırstan kaynaklı KOLON kesimi yapılırsa taammüden adam öldürmenin adımları atılmış olur; fakat kimlerin bu planlı ölümden nasiplenecekler beklemeye bırakılmıştır. Deprem kuşağı bölgesi ülkemizdeki insan kayıpları ve maddi hasarlar benzer ülkelerdeki kayıplara göre açık ara yüksektir. Bunun başlıca sebeplerinden biri de siyasi mülahazalarla sık sık İMAR AFFI’na kapı aralamaktır.
&&&&&&&
Fiziki depremlerden önce de koruyucu tedbirler alınabileceği gibi SOSYAL DEPREM’lerin yıkıcı tesirlerine karşı da DEVLET öncülüğünde ferdi ve toplumsal tedbirler alınması zorunluluktur. Aksi takdirde binaların kontrollü yıkımlarında gözlenebilen TOZ BULUTU arasında kaybolup gideriz.
Toplumları ayakta tutan çok kolonlar vardır;
Bunlardan seçtiğimiz 3 kolon hayati anlam taşır;
1 – LİYAKAT ve ona bağlı ADALET kolonu darbe almışsa yıkım ve çürümeye adım atılmıştır.
Ülkemizde uzunca bir süredir uzmanlık gerektiren görevlere ehliyetlilerin yerine sadakate bağlıların atandığı kabul gören bir davranış haline gelmiştir. ADALET yerini keyfiliğe bıraktığında önemli kolonlardan birine zarar verilmeye başlanmıştır.
2 – EĞİTİM kolonu, bir toplumun kolektif düşünme biçimini ve istikbal ve istiklalini ilgilendirir.
Eleştirel sorgulama, sebep-sonuç ilişkisi kurma (dinamik tahlil metodu) becerileri körelen bir toplum acı bir kolon darbesiyle karşılaşır. Ezbere dayalı, sınav koşturmacasındaki eğitim çağındaki bir nesil, manipülasyon ve algı üretim merkezlerinin ağına düşer, umutlarını yitirir. Giyecek ve yiyecek peşindeki bu gençliğin kamusal meseleler hakkında suskun ve sessiz kalması kaçınılmaz bir hal alır.
3 – Yukarıda saydığımız iki ana kolon ve sayamadığımız nice önemli kolonu koruyacak ve inşa edecek olan AHLAK’lı insanlardır. Hukukun, eğitimin, ekonominin hatta dinin nihai hedefi AHLAK’ın tesisi ve yaşatılmasıdır. Toplumları yıkmayı ya da sorgulamadan itaatli, sağımlı verimli peykler (uydu devletler) oluşturmak isteyen emperyal siyonist MİLLET düşmanları, rastgele değil, bilinçli olarak ahlaken düşük nesiller üretmekle meşguldür. Madde bağımlılığı yaşının 10-12’li yaşlara düşmesi, 15-18 yaşlarındaki akran zorbalığı, kararsızlık, ümitsizlik, endişeler köpürtülerek, suçlular cezalandırılmayarak ADALET ve EĞİTİM’in mahvedilmesi AHLAK kolonunda derin çatlaklar oluşturur.
“Ülkemizde yaşanan çözülme, basit bir ‘AHLAKİ BOZULMA’ nın ötesinde, kaza süsü verilmiş bir ‘KONTROLLÜ YIKIM’ süreciyle örtüşmektedir.” Uyanış Dergisi 29.Sayı Shf 26.
Böyle olduğu için SUDAN, SOMALİ, IRAK, SURİYE’de olduğu gibi parçalanmış toplumlar, küresel sermayece yağmalanan kaynaklar, istikrarsızlıklar, halkın bitmeyen çileleri, yoksulluklar BOP kapsamında peşimizi bırakmıyor.
DÜZEN SAĞLAMA, DEMOKRASİ, insan hakları, kadın hakları, tehditleri ortadan kaldırmak gibi sloganlar EŞKIYA’ya meşruiyet kazandırmaya yönelik olmuştur. Güç yoluyla BARIŞ sağlama kılıfının gerisinde güç yoluyla BOYUN EĞDİRME vardır. Venezuela Başkanı MADURO’ya yapılan budur; zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına çökmek.
Unutulmamalıdır ki EŞKIYA hükümdar olmaz, olursa da vadesini kısaltır.
Birliğimiz, beraberliğimiz ve güçlü olmamız için inşaat ve sosyal yaşantıdaki kolonları kesmeyelim, daha da güçlendirelim. Kolonları sağlam MUHTEŞEM TÜRKİYE kalıcı yapımız olsun.
Tedaviyi değil, ilaç bağımlılığını artıran SAĞLIK kolonu da başlı başına bir gündem.
Şimdilik kalın sağlıcakla.
Himmet KASAL
Yorumlar
Kalan Karakter: