Üzerinden tam tamına 1447 yıl geçmiş 1448’inci senesine ulaştığımız Muharrem ayı ve Hicri yılımız inşAllah hayırlara vesile olur.
Bir yolculuğun adıdır Hicret.
Zulmetten Nura doğru bir göçe hicret diyoruz.
Allah'ın son elçisi ve Resulü’nün hidayete çağrılarının kabul görmediği ve hatta imkânsızlaştığı bir dönemde Allah'ın emriyle göç yoluna düşmektir Hicret.
Tebliğ metotlarının ve yer değiştirmenin hikmetlerini bizlere öğretendir Hicret.
Ahlakın ve de siyasi ahlaksızlığın İslam'ın daha yeni döneminde bile nasıl bozulabildiğinin kodlarını taşıyan bir ibretliktir Hicret.
Köhneleşmiş cahiliye artıklarının nura, aydınlığa saldırısıdır Hicret.
Sayısız faydaları ve hikmetleri günümüze ve yarınlara taşıyan bir yolculuktur Hicret.
Sözlükte terk etmek, ayrılmak bir yerden bir yere göç etmektir Hicret.
İslam terminolojisinde Hz. Muhammed ve arkadaşlarının 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç etmelerinin adıdır Hicret.
Mekkeli müşriklerin baskı, işkence ve zulümlerine dayanamayan Müslümanlar daha önce iki kafile halinde Habeşistan'a hicret etmişlerdir.
Hicret edenlere Muhacir, onları misafir kabul edenlere Ensar denilmiştir.
Muhacir ve Ensar’ın Allah'ın rahmetine mazhar olacağı Bakara 218'de bildirilmiştir.
İmanları uğruna yurtlarını terk etmişler, Allah yolunda eziyetlere uğramışlar, müşriklerle savaşmışlar, mallarını canlarını ortaya koymuşlardır. “Al-i imran 195 ve Enfal 72”
Kuran'da göç etmenin dışında Hicret'e şöyle anlamlar da verilmiştir:
- Allah'a eş koşmak ve puta tapmak gibi çirkin davranışlardan kaçınmak. Müddesir 5
- Bir insanın yanından ayrılmak. Meryem 46
Allah Resulü Hz. Muhammed (A.S) Muhacir; Allah'ın yasakladığı şeylerden uzaklaşandır sözü ile hicret kavramına mecazi bir anlam da yüklemiştir.
AŞURE
Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. gününe Aşure Günü denilmiştir. İslam inancında bugün, pek çok ve önemli olaylar meydana gelmiştir.
Aşurenin Hz. Nuh'un büyük tufanına ve akabindeki davranışına dayandırıldığını görüyoruz. Tufan sonrası Hz. Nuh ve inananların, gemide kalan son tahıl ve bakliyatları bir kazanda kaynatarak şükür niyetiyle pişirdiği varsayılmaktadır. Buğday, nohut, fasulye ve kuruyemişlerin son kalanları gerekli malzeme olmuştur.
Günümüze kadar devam edegelen aşure yine kazanlarda ama çok daha fazla çeşitli malzemeler kullanılarak yapılmaktadır. Konu komşuya dağıtılmakta, herkes birbirine hayır ve bereket dualaşması yapmaktadır. Ayrıca her zaman sevilen bir yemek olarak da ev mutfakları ve lokantalarda tercih edilmektedir.
KERBELA OLAYI
Bugünkü Irak topraklarında yer alan Kerbela şehri, tarihte çok kanlı bir siyasi katliamın yaşandığı izleri ve anıları ibretlik olayları içerir. 10 Ekim 680 tarihinde Hz. Muhammed'in damadı Hz. Ali ile kızından olma Hz. Hüseyin ve beraberindeki sayısı mahdut ehlibeyt mensubunun, Emevi halifesi YEZİD'in ordusu tarafından hunharca katledildiği sabittir.
Dinde bozgunculuğun temsilcilerinin başını çeken Emevi yönetiminin saltanata dönüşmesine ve Adalete dayalı hilafet sisteminin kaybolmasına karşı çıkanların direnişidir Kerbela.
Ahlakla beraber siyasi ahlakın da ayaklar altına alındığı, menfaatler uğruna hiçbir kutsalın tanınmadığı takiyeci siyasetçilerin sahneye çıkmaları Kerbela ile başlamıştır.
Aşure yiyerek ağzımızı tatlandırabiliriz ama, siyasi ahlak yoksunu idarecilerin tahribatlarını asırlarca onaramayız. Allah milletimizi Kerbela benzeri felaketlerden muhafaza eyleye.
Yorumlar
Kalan Karakter: