İki gün arayla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen 13 öğretmen ile öğrencinin vefatına sebep olan katliamlar basit bir vaka gibi değerlendirilip unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Olayın derinlikleri araştırılıp daha büyük acılar yaşanmadan tedbirler alınması zarurettir.
Gönül pınarımız biraz geriye gittiğinde şunları hatırlayıveriyor:
• Çocukluğumuzda ve öğrenciliğimizde öğretmenin yeri ve itibarı çok üst seviyedeydi. 100 mt. ileriden öğretmeni gördüğümüzde kendimize çeki düzen verirdik.
• Öğretmenlerimiz de bizlerle daha iyi ilgilenir, salih amel işlediklerine inanırlardı.
• Öğretmenin uygulaması tamamen disiplindi ama ceza ağırlıklı değil, hoşgörü esaslıydı.
• Öğretmenler de öğrenciler de kılık kıyafet bakımından imkânlar ölçüsünde bakımlıydı.
• Öğrenciler arasındaki münakaşalar, öğretmen hakemliğinde tatlıya bağlanırdı.
• Okullara ufak bir çakı ile dahi girilemez, buna fırsat verilmez; öğretmenler velilerle daha çok diyaloğa girerdi. Bu şiddetin önlenmesinde en etkili yöntemdir.
Daha pek çok hatırladıklarımızı sıralamanın faydasından çok, meydana gelen bu vahim olayı nasıl anlayıp sindirebileceğimiz konuşulmalı.
14-15 yaşlarındaki çocuklar eline silahı ya da silahları, şarjörleri alıyor, okula, sınıfa nasıl girebiliyor? O silahı nasıl temin edip saklayabiliyor?
Onu öğretene, yetiştirene, aynı okulu, aynı sınıfı, aynı sırayı ve koridorları paylaştığı arkadaşlarına kurşun sıkabilmesi anlaşılabilir gelmiyor. Olayları önceden sezinleyip tedbir almak devletin görevidir. Olaylardan sonra tedbir almak ihmalkârlıktır.
Epeyce bir zamandır akran zorbalığı adında gençler arasında üzücü tartışmalar bu olayların sinyalini vermekteyken; hele de bir gün öncesinde Şanlıurfa’daki okul faciası tazeliğini korurken Kahramanmaraş’taki menfur hadise ihmalin, vurdumduymazlığın ta kendisidir.
Başka ülkelerde bu olayın onda biri olsa sorumlular ya istifa eder ya görevlerinden alınır, cezalandırılır, kötü örnekliklerin önüne geçilir diye düşünmek tam da gerçektir.
Aile yapısının temel taşlarıyla oynandı ve buna seyirci kalınabiliyor. Televizyonlardaki aile yapısını bozan gündüz kuşağı programlarıyla, şiddet içeren dizilerin toplumdaki bozulmaya etkileri yadsınamaz boyuttadır. Lüks, israf, şatafatlı yaşantıların cenderesindeki insanlara tasarruflu olmayı, tutumlu cömert olmayı zor anlatırsınız.
Yaşadığımız bu dönemler paranın, malın, mülkün, koltuğun, rant siyasetinin, egonun iman ve inancın önüne geçirildiği, UYANIŞ’ın mecburiyetini haykırmaktadır.
• Aile yapısını bozan ve şiddet içeren bütün TV programları behemahal kaldırılmalıdır.
• RTÜK asli görevlerini varlık ve bekamız için cesurca yerine getirmelidir.
• Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlıklarına toplum psikolojisine hâkim gruplar konuşlandırılmalıdır.
• Okul girişlerine kontrollü geçiş cihazları ve yetişkin güvenlik görevlileri yerleştirilmelidir.
• Bin bir emek ve zahmetle çocuğunu okutup öğretmen yapan aileyle empati kurun. Bir öğretmen ülkesine pırıl pırıl çocuklar yetiştirmek için canını dişine taksın ve de devamında yetiştirdiklerinin kurşunuyla can vermesi hangi vicdanları sızlatmaz? İlgililer düşünsün.
• Okusun, vatana millete hayırlı evlat olsun diye okula gönderdiği çocuğun kara haberini alan babanın ananın yerine kendinizi koymadıkça bu ızdırabı anlayamazsınız!
• Olaylar tazeliğini korurken, sonraki olabileceklerin önüne geçmek için şimdi hemen gerekli düzenlemeler yapılmalı; bir daha olmaz belki dememeli, rehavetten kaçınılmalıdır.
• Milletvekillerimiz bunun için seçiliyor. Siyaset tedbir alma sorumluluğudur.
• Millet tarafından vekalet verilip cebine asgari ücretin sekiz dokuz katı maaş konulan vekillerimiz bu sorunları çözmek yerine Türkiye Büyük Millet Meclisini kendi aralarındaki basit meseleler için sirke ya da ringe çevirirlerse, daha çok canların yanmasına zemin hazırlamış olurlar.
Allah, hepimizin sonunu hayreyleye.
Bağımsızlığımızın, söz sahibi ülke olmamızın temellerinin atıldığı 23 Nisanlar,
bize UYANIŞ nasip etsin.
Himmet KASAL
TATLI DİSİPLİN – TUTUMLU CÖMERTLİK
Yayınlanma :
24.04.2026 01:10
Güncelleme
: 24.04.2026 01:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: