Hakikatin izini sürenlerin karşısına, tarih boyunca başka başka engeller çıkaranların başlıca taktiklerinden biri “Gündem Saptırmaca” olmuştur.
Bu, huzurlu yaşantı süren ailede bir ferdin kusurlu davranışını örtbas etmek için olabileceği gibi, dünya toplumlarını kontrol altında tutmayı hedefleyen emperyalist beyin takımlarda da rastlanan durumdur.
1950’lerin 1960’ların doğanları ve gittikçe azalan nesil, iyi bilir, hatırlarlar. Medya gücü, o zamanlar toplumları yönlendirmede çok etkiliydi. Attıkları manşetlerle vatandaşları, öğrencileri, siyasetçileri hatta ordu komuta kademesini yönlendirmek adına gündem saptırması yaparlardı. Olmayan bir şeyi olmuşçasına defalarca tekrarlayıp gerçeği gizleme, medyanın olmayasıca prensiplerindendir. Yazılı ve görsel medya, günümüzde sosyal medya ve dijital platformlarla, daha da sinsice gündem saptırmalarını sürdürüyor.
Kazara değildir ama planlanmış bir senaryo gereği doğru bir haberi yayınlarlarsa, bunun sebebi; arkasından yapacakları çok daha büyük çirkefleri gizlemek, gözlerden uzak tutmak amacıyla yapıyorlardır. Sağcı – solcu, gerici – ilerici, laik – antilaik, Kemalist, devrimci vb. pek çok ayrıştırıcı tiplemeleri hep hedef saptırma girişimleri için kullanıp icat etmişlerdir.
Türk milletinin başlıca gündemi; muasır medeniyetin önünde yerini almaktır.
Bunun için çok çalışmak, üretmek, dürüstçe ticaret yapmak, yalandan, hile – hurdadan uzak örnek ERDEMLİ insanlar yetiştirmek gerekir. Adaleti, ilim ve irfanı, ehliyet ve liyakati ön plana alan nesiller ilim ve teknolojide de başarılı olurlar.
Kolayına geleceği için yerli üretim yerine ithalatı tercih ettiren gündem saptırıcı faaliyetler kısa zaman sonra çiftçiyi, hayvancılığı, otomobil sektörünü, bilgisayar, cep telefonu ve her türlü sanayiyi batırır ve ülkeyi dışa bağımlı hale getirir.
Kardeşinin ayağına diken batsa üzülen bir toplum, gözünün önünde evi – barkı yıkılan, kadın çoluk çocuk katledilirken, malı mülkü gasp edilen kardeşleri karşısında duyarsız hale gelebilmektedir. Gündem saptıranların gözünde; Doğu Türkistan’ın, Myanmar, Arakan Açe Müslümanlarının, Gazze ve Filistin’le İslam coğrafyasındaki katliam ve soykırımların önemi yoktur. Bir karabatağın, bir ayı yavrusunun köpürtülerek gösterilmesi onlar için daha cazip haber konusudur ve insanlığı meşgul etmelidir.
Savaşları, depremleri dahi süfli emelleri için kullanan, görünüşte çok, gerçekte çok çok azınlıkta olan bu insan müsveddeleri kâh organ mafyaları adına, kâh çocukları, kızları köle gibi kullanarak rezilliklerine rezillik katmaktalar.
Zaman zaman ayyuka çıkan bu kepazeliklerini ifşa etmekten hayâ duymadıklarını ilan ederek dahi küstahlaştıklarını, bunu reklam etmekten çekinmediklerini görürsünüz.
Yıllar önce WİKİLEAKS skandalıyla ortaya saçılan gündem saptırıcı çirkinlikler bu yıl Şubat başlarında EPSTEİN belgeleri ve olayları ortaya döküldü.
Reşit olmayanlara yönelik sistematik istismar iddiaları ortada dolaşmakta, dünyanın görünen en zengin ve şöhretlilerinin adı geçmektedir. Bahse konu Epstein sapık bir milyarder olup kendi adıyla anılan bir adası vardır. 2019 yılında ABD’de cezaevinde intiharından 5-6 yıl sonra bu davanın patlak vermesi oldukça düşündürücüdür. İsrail himayesinde bir Trump veya ABD himayesindeki Siyonistler, Gazze Katliamı ve sonrasında orayı tatil beldesi yapma girişiminde dünyadaki kamuoyunun aleyhlerine döndüğünü görünce tamamen gündem saptırma ürünü olarak hiçbir sonuç çıkmayacak bu olayı patlattılar.
İndirilen İslam dininin ne kadar yasakladığı çirkin eylemler varsa bunları kendilerine meşru görenler bu dünyada da öbür tarafta da hesaptan kaçamayacaktır.
Türk milleti olarak üzüntümüz anlı şanlı görünenlerin arasında vatandaşlarımızın da bu usulsüz karede yer almasıdır. Ama onlar çoktan ikinci üçüncü ülke vatandaşı olmuşlardır.
İleri, güçlü, mutlu ve muktedir MUHTEŞEM TÜRKİYE ideali sahiplerinin sabırla, inatla hakikatin peşinde gitmeleri, gündem saptırmalarına karşı uyanık olmaları zarurettir.
Himmet KASAL
Yorumlar
Kalan Karakter: