Hemen hepimiz bir vefat haberi duyduğumuzda “Rahmetli şöyleydi, böyleydi” diye onu anar, bir parça olsun vefa duygumuzu yatıştırırız. Ölmüş olanları rahmetle ve hatırlanan güzellikleriyle anmak tavsiye edilmiştir. Böyle yapmakla tavsiyeye uygun vefada bulunmak yanında; empati kurarak kendimiz öldüğünde de karşılaşacağımız manzaraya ön hazırlık yaparız.
İnsanlığın faydasına yardım etmiş kalem, kitap, ilim, bilim, teknoloji, moral değerler için çaba sarf edenler vefatlarını müteakip asırlarca anılıp vefa anlamını defalarca hak etmişlerdir.
Nebiler, resuller vefatlarından önce de sonra da Yaratıcının kitaplarında defalarca zikredilerek VEFA’nın en yüce makamındaki yerlerini almışlardır. Bir uyarıcı, bir tebliğci olan resullerin yolunda gidenler de VEFA yolundadır. Esas arzu edilen vefa, kişinin sağlığı yerindeyken kıymetinin bilinmesindedir. Tarih boyunca bu paha biçilmez VEFA ile çok az sayıda insan muhatap olagelmiştir. Bu manada VEFAT – VEFA ilişkisi birbiriyle paralel değil, karşıt gerçekleşmektedir.
İslam kültür ve medeniyetinin açtığı kulvardan ilerleyerek buluşlar, icatlar yapan gayr-ı müslim ilim – bilim adamları da vefatlarını müteakip anılagelmiştir. Elektriği bulan kim olursa olsun aydınlığa, ısınmaya, soğutmaya, seyretmeye sebep olduğu için hep güzellikle anılmaktadır. Özellikle elektriğin kesintisi sonrasında yeniden verilmesindeki sevinç gibi, sıfır rakamını bulup matematik işlemlerini kolaylaştıran âlim gibi tekerleği bulan, kim olursa olsun VEFA’yı ve anılmayı hak ediyor.
Veysel Karani, Ali Kuşçu, Akşemseddin, Molla Gürani, Ertuğrul Gazi, Selahaddin Eyyubi, İbn-i Sina, Farabi, Gazali, Fatih Sultan Mehmet Han, Yavuz, Kanuni vb. nice şahsiyetlerin yanında Ahmet Yesevi, Yunus Emre ile Mustafa Kemal ve arkadaşları da VEFA gereği anılıyorlar ve anılmaya devam edecekler.
Yapılan bütün eleştiriler kişilerin şahsiyetlerine indirgenmek yerine davranış bozukluklarının anlatılması üzerine olursa, ahlaki mahiyette kalmış olur.
Güzel olduğuna inandığımız; rahmet, minnet ve şükranla andığımız bu şahsiyetler dışında yakın çevremizden, akraba ve komşularımızdan ahirete intikal etmiş nice insanlar vardır da hayır duaları beklemektedir.
Vefatının 4.seneyi devriyesinde rahmetle andığımız bilge lider rahmetli AYKUT EDİBALİ de sağlığında kıymeti anlaşılamayanlardandı. Tıpkı milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy gibi.
AYKUT EDİBALİ’yi anlamak, Türkiye’nin son yarım asırlık fikri ve siyasi mücadelesine neşter vurmaktır. Hemşerimiz mücadelesini iki büyük savrulmaya karşı inşa etmiştir.
1 – Tarih düşmanlığına
2 – Ehlisünnet düşmanlığına
Bu, MÜCADELE BİRLİĞİ adındaki organizasyonu, sağ düşüncenin en disiplinli, en ahlaklı ve de devlet yanlısı kadro hareketi olmuştur. Asla ve kat’a meşruiyet çizgisinden sapmamıştır. Dindar kesimin devletle barışmasının yolunu açmıştır. Hakikatin izi bu yoldadır.
Tarih düşmanlığına kapı aralayan her söyleme karşı uyanık olunmalı.
Ehlisünnet çizgisini sulandıran ya da kriminalize eden dile karşı net durulmalı
Hamasetle değil, derinlikle konulara hâkimiyet olunmalı
Devleti düşmanlaştıran dil derhal terkedilmeli
Kısa vadeli iktidar hesapları yerine medeniyet tasavvuru diri tutulmalıdır.
Genç neslin araştırması, ilke ve prensipleri kendine rehber etmesi kesinlikle VEFA borcudur.
MÜCADELE BİRLİĞİ bir hatıra değil, ölçüdür.
ISLAHATÇI DEMOKRASİ bir dönem değil, bir yoldur.
MİLLET PARTİSİ ittifakların olmazsa olmazıdır.
Ve AYKUT EDİBALİ, sadece geçmişin değil,
tarihini ve itikadını bilenler için istikbal ve istiklalin anahtarıdır.
Himmet KASAL
Yorumlar
Kalan Karakter: