Şehir merkezinde yüksek apartmanların sükunetle durduğu, bir cadde kenarında büyükçe bir ağacın üstünde bir kuş görmüştüm. Alabildiğine zarif bir duruşu, bakışı ve süzülüşü vardı. O muhitte benzerleri olmadığında dikkatimi çekmişti. Her gelip geçtikte kalabalıkların içinde telaşla yürüyen, koşan, konuşan insanların fark etmediği o zarif kuşu arardı gözlerim.
Gördüğüm zaman biraz duraklar duruşuna, sükunetine, bakışına, siyahi tüylerine, kanatlarına hayretle bakardım. Bazan kaybolur, görünmezler den olur, bazen de ağacın en yüksek tepesinde yaprakların arasında ihtişamla arzı endam ederdi. Çiçekli bir bahar mevsiminde yuvasında iki yavrusunu görmüştüm. Yakınlarda benzeri olmadığından yavrularını büyütünce göçmen kuşuysa uçar gider buralardan uzaklara diye düşündüm. Gelip geçtikçe ağaçların dallarına takılırdı gözlerim, bir soluk anne kuşu ve yavrularını hayranlıkla seyrederdim… Şair: “Dün kuşları gördüm. Kendimi alamadım uçuşlarından… Bir şiir, bir beste gibi dizilmişler.” demiş.
Aylar, yıllar bir mevsim kadar kısalmıştı. Bahar renkleri solarken zaman süzgecinde yaz sıcakları başlamıştı. Esen rüzgarlar, güneşin yakıcı sıcaklığı, soğuyan havalarda, fırtınalarda hışırdayan yapraklar o zarif kuşun halini düşündürüyordu. Ürpertiyle tedirgin olarak aklıma firakın firkati, ayrılığın hüznü, göç zamanı ayrılıklarını akla getiriyordu.
Eylül sonbaharın kapısını açmıştı. Hazan mevsiminde gece karanlıklarında rüzgarlar ıslık çalmaya başladı. Ağaçlardan yapraklar yerlerde sürüklenmeye başladı. Göçmen kuşları gri bulutların üstünden katarlar halinde süzülerek gidiyorlardı. Böcekler, kelebekler, arılar yavaş yavaş güz mevsiminde kafilelerle kayboldular…
O ağaca baktım hüzünle! Bahardaki ihtişamı kalmamış...! Yaprakları sararıp solmuş, yuva dökülmüş, kuş uçmuş, uzaklara bilinmezlere gitmiş. İçim burkuldu, bakışlarım donuklaştı, nutkum tutuldu, sessizce hüzünlendim. O hal bir süre devam etti...
Sonra dönüp arkama baktım. Kocaman bir apartman yıkılıyordu. bağrına ölüm fermanı asılmış, veda etmiş gidiyordu. Hiç yokmuş gibi, olmamış gibi sanki içinde insan yaşamamış gibi zamanın değirmeninde öğütülüyordu… hayaller, hatıralar bir bir uçup gidiyor bu âlemde ne varsa koşup gidiyor mazinin dehlizlerine doğru… Zamanın kanatlarında uçan ve hayalleri, hülyaları, hatıraları süsleyen her faninin zümrüt-ü anka gibi bir masal kuşu efsanesi var mıdır bilinmez, ancak “Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden…”
Yıkılan Apartman
Yayınlanma :
14.05.2026 02:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: