Gecenin bir saatinde, Sandıklı Belediye itfaiye teşkilatının bulunduğu arka sokakta yüksek sesle elektrik dinamosunun motoru çalışmaktadır. Küçük bir ilçenin tüm elektriğini gürültüsüyle ayyuka çıkaran bu yüksek sesli makine vermektedir. Dinamonun gece görevlisi Halil Armağan vardır, Lakabına Tetir derlermiş.
Hakkıyla vazife yapan Halil Amca, uyanık ve her türlü arızaya, tehlikeye karşı dikkatli ve ehli kalp, muttaki bir mümin. Gecenin ilerleyen saatinde dinamonun olduğu yere yakın bir mesafede bir araba durmuş. Dikkatle bakar, bir kişi o mekânda ellerini açmış dua etmektedir. Gecenin bu saatinde gelip dua eden kişiyi hayli merak eder, yaklaşır.
Baksa ki o mübarek zat, Bediüzzaman’dır. Duanın bitmesini bekler ve Üstatla konuşur, ayaküzeri sohbet ederler. Halil Amca, Üstada müstakil, boş bir evi olduğunu, misafir etmek için orayı hazırlayacağını söyler. Hatta Sandıklı’da daimî ikamet etmesini arzu eder. Evinde misafir etmek, izzet ikram yapmak istese de Üstad, kendisine dua eder ve eliyle dua ettiği yeri göstererek: “Buraların sahipleri var.” Der vedalaşır, Isparta’ya doğru yoluna devam eder.
Üstadın dua ettiği yerde o an herhangi bir kabir bulunmamaktadır. Dua edilen yerin kayıp olmaması için Halil Amca birkaç taş ve işaret koyar. Tanıdıklarına da bu durumu anlatır. Bunlardan biri de Hasan Hüseyin Erol’dur.
Daha sonraki zamanlarda İstanbul’dan Sandıklı’ya gelen bir şahıs, elindeki harita ile kayıp yatırın olduğu yeri (Bediüzzaman’ın dua ettiği yer) tespit eder, orada yatan zatın İsminin Yalıncak Sultan olduğunu, Bulunduğu arazide geçmişte Yalıncak Medresesi olduğunu söyler. Şimdi Sandıklı İlçe Merkezinde bir caddenin adı da Yalıncak Caddesi’dir.
Burada bulunan Zatın, Horasan’dan Anadolu’ya gelen büyük bir veli olduğu söylenir. Başka bir kaynakta da Seyid Muhammet Nuri olarak bilinir. Hacı Bektaş-ı Veli’ye mürit olmuş, ilim, irfan, feyiz almış. Gittiği yerleri İslam’ın nuruyla aydınlatmıştır.
Dinamocu Halil Amca’nın bir kızı vardır, ismi Tayyibe Hanımdır. Bediüzzaman’dan dua alan bir babanın evladı olarak Hacı Tayyibe Caran, Sandıklı havalesinde herkes tarafından bilinen, takva sahibi, İhlaslı, gayretli bir Kur’an hizmetkârı ve Hz. Peygamber (asm) aşığıdır. Kadınları Cuma sohbetleriyle irşat eder, Kur’an okutur, iman hakikatlerini anlatır, Hz. Peygamberimizin sünnet-i seniyyesini öğretir. Her hafta cuma günü kırk, elli kişilik kadın gurubu işlerini başka zamana erteleyip O’nun sohbetine katılmak için can atarlar.
“Ahir zamanda yaşlı kadınların dinine tabi olun” Hadis-i Şerifi yaşlı kadınların dindar, şefkatli, takva sahibi olacaklarını, yaşlılığı, acizlik ve zayıflığı vesile ederek ihlâsta, ibadet, sıdk, samimiyette ve tahkiki imanda terakki etmeye fıtratlarının daha uygun olduğunu gösteren manalar Hacı Tayyibe Hanımda tezahür etmiştir.
Sohbetlerine katılan Koçgazi Köyünden Ayşe Hoca’ya Hasan Hüseyin Hoca’nın Annesi diye itibar eder, hafız annesi diye iltifat eder. İman-Kur’an derslerinde söz hakkı verir, Kur’an okutur, mevlit ve ilahi söyletir. Yaşlı Ayşe Hoca Vefat edince de cenazesini H. Tayyibe Hanım yıkar ve tekfin eder. “Vefat etmiş yaşlı, mübarek bir insanın yüzünün bu kadar güzelleştiği çok nadir olur.” Diye oradakilere söyler.
Ve yıllar rüzgâr gibi geçer 09.12 2014 Tarihinde Hacı Tayyibe Caran, doksan senelik fani ömrünü tamamlar. Bütün masivayı geride bırakarak “Allah, Allah…” Söyleye söyleye Rabbine kavuşmuş. O gün Ulu Caminin görevlisi izinli olduğu için, rahmetli Ayşe Hoca’nın Oğlu, Hasan Hüseyin Erol, Hacı Tayyibe Hoca’nın cenaze namazını kıldırmış ve ahirete yolcu etmiştir. Gecenin bir saatinde yapılan, arşa yükselen dualar ve niyazlar, onca insanın ömrünü bereketlendirmiş, nurlu hidayet kapılarını açmıştır. Cümlesine Allah rahmet eylesin, mekânları Cennet olsun...
Yorumlar
Kalan Karakter: