Türk Milletine yeni ve çağdaş bir devletin yolunu açan Büyük Taarruz ’un ve sonrasında gelen Büyük Zaferimizin 103.Yıl Dönümü Türk Milletimize Kutlu Olsun.
Sakarya Zaferi sonrası moral gücü yükselen Türk Ordusu, donanım ve cephanenin azlığı, bazı birliklerdeki eksiklikler ve kışın yaklaşıyor olması nedeniyle Yunan Kuvvetlerine son darbeyi vuramamıştı. İstilacı Yunan ve diğer güçleri Anadolu’dan tamamen atabilmek için daha kapsamlı bir güce sahip olmak gerekiyordu. Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa, Sakarya’da oluşan başarının ardından Yunanlıları Anadolu’dan atmak için yaklaşık bir yıl sürecek hazırlığa başladı. Hemen genel seferberliğin ilanı ile asker sayısının artırılmasına öncelik verdi. Sakarya Savaşı sırasında ileri hatlarda görev yapan subayların çoğu şehit düşmüştü. Bunların bıraktığı açığın giderilmesi ve yeni silah ve cephanenin temin edilmesi gerekiyordu. Ayrıca tüm Ulusun da büyük ve topyekûn bir saldırı için psikolojik olarak hazırlanmasına ihtiyaç vardı.
Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa orduyu hummalı bir hazırlık sürecine soktu. Ordunun yiyecek, silah ve cephane mühimmat ihtiyacı giderilmeye çalışıldı. Verilen kurslar, talimler, tatbikat ve manevralarla subaylar hem kendilerini hem de askerlerini Taarruza hazırladı. Mecliste Genel saldırının 1922 yılına ertelenmesi ve barış görüşmelerinin kabul edilmeyişi meclisteki muhalefetin eleştirisine neden oluyordu. Ordunun ihtiyaçları ve eksikliklerini tamamlanması üzerine Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılı Haziran ayında Taarruz kararını verdi. Ancak bu karar gizli tutuluyordu. Taarruz planı, Yunan Kuvvetlerinin geride bir cephe kurmasına imkân vermeyecek şekilde bir darbe ile dağıtılarak imha edilmesi esasına dayanıyordu.
26 Ağustos 1922 sabahı Mustafa Kemal Paşa, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve 1.Kolordu Komutanı Nurettin Paşa birlikte savaşı yönetmek üzere “KOCATEPE’DEYDİ” planlandığı şekilde sabah saat 4.30’da başlaması gereken Büyük Taarruz Harekâtı sisin fazlalığı nedeni ile yarım saat gecikmeyle saat 05.35’de topçu ateşiyle bütün cephelerde birden başladı. Bununla birlikte piyadeler ilerlemeye başladılar.
Taarruz başladığı ilk iki gün içerisinde Afyonkarahisar’ın Güneyinde 50Km ve Doğusunda 20-30Km uzunluğundaki düşman cephesinin düşürülmesi sağlandı.
Asıl Yunan Kuvvetleri Aslıhanlar civarında perişan edilirken, 30 Ağustos 1922’de Yunan Ordusunun önemli kısmı dört taraftan sarıldığı Dumlupınar’da bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın idare ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Yunan Ordusu savaş dışı bırakıldı. Perişan bir şekilde kaçmaya çalışan Yunan Ordusunun toparlanarak yeni bir cephe oluşturmasına fırsat vermek istemeyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül’de “ORDULAR, İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ!” şeklindeki tarihi emrini verip Türk Ordusunun Taarruzunun hızla devam etmesini sağladı. Türk Ordusunun gerçekleştirdiği amansız Takip Harekâtı sonucunda 9 Eylül’de İzmir, 10 Eylül’de Bursa işgalden kurtulmuş oldu.
26 Ağustos 1922’de başlayıp 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanılan zaferi, Gazi Mustafa Kemal Paşa bir konuşmasında şöyle tanımlamıştı:
“…Her safhası düşünülmüş, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan Harekât Türk Ordusu, Türk subay ve Komuta Heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk Milletinin Hürriyet ve İstiklal fikrinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir Milletin evladı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan mesut ve bahtiyarım.”
Yunan Ordusunun 15 gün içinde imhası ile sonuçlanan “BÜYÜK ZAFER” Başkomutanın büyük riski göze alarak, güçlü sıklet merkezi yapmak denk kuvvetle ateş üstünlüğüne sahip düşmana karşı muharebe de kesin sonuç yerini seçme, doğru karar verme, iç ve dış politikayı iyi yönetmek, milleti ve orduyu kaynaştırıp savaşa hazırlamada ki üstün başarı ise Emperyalistlerin oyalama taktikleri ile zaman kazanmalarına meydan vermeyip işi sürünmede bırakmadan zamanında bitirmekle kazanılmıştır.
Kurtuluş Savaşı’mızın tecrübelerinden bütün siyasilerin, vatandaşlarımızın ve gelecek nesillerimizin faydalanması gerekmektedir. Birlik içerisinde olmalıyız.
Bu şanlı zaferlerin yıl dönümünde başta GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMAK ÜZERE, ORDUMUZUN KAHRAMAN ASKERLERİNİ, ŞEHİT VE GAZİLERİNİ RAHMET, ŞÜKRAN VE MİNNETLE RUHLARI ŞAD OLSUN İNŞALLAH.
Yorumlar
Kalan Karakter: