Son yıllarda ülkemiz siyasetinde yaşanan olaylar ister istemez geçmişe yani tarihe dönüp bakmamızı zorunlu kılıyor. İktidar-muhalefet sürtüşmesinin bir devleti nasıl yıktığını anlamak için yakın tarihimize bakıp ibret almalıyız.
Osmanlının parlamenter sisteme ilk geçtiği yıllarda neler yaşanmış diye araştırırken “TARİHTEN YAZILAR” Sitesinde ki, ilk partili dönem hakkında bazı bilgilere ulaştık. Sizlerle paylaşmak istedik.
Osmanlı’da 1876 kanun-i esasinin kabul edilmesiyle parlamenter sisteme geçildi. Yönetime gelen 2.Abdülhamid 13 ay sonra Meclisi kapattı. 32 yıl aradan sonra 1908 yılında meşrutiyetin ilan edilmesiyle 17 Aralık 1908 meclis-i Mebusan tekrar açıldı. Yapılan seçimlerde Meclisin tamamı İttihat ve Terakki Partisi mensuplarından oluştu.
21 Kasım 1911 yılında Hürriyet ve itilaf partisi kuruldu. 11 Aralık 1911 tarihinde İstanbul’da yapılan ara seçimleri 1 oy farkıyla Hürriyet ve İtilaf partisi kazanır. İttihat Terakki partisi yaşadığı seçim yenilgisini kabullenemez, baskın bir erken seçimle Hürriyet ve İtilaf partisini genel seçimlere hazırlanma fırsatı vermeden yenmek ister.
Ancak erken seçim için önce meclis fesih edilmeliydi.
Meşrutiyet’in ilanı sonrasında meclisi fesih yetkisi Padişahın elinden alındı. Ayan meclisi onaylamadan padişah meclisi fesih edemezdi. İttihatçılar, 1909 yılında değiştirilen fesih yetkisini tekrar Padişaha vermek istediler. Çünkü mecliste üçte iki çoğunluğa sahip değildiler. Bu yüzden meclisi fesih edip erken seçim kararı alamıyorlardı. Eğer fesih yetkisi tekrar Padişaha geçerse tamamen İttihatçıların kontrolünde olan V. Mehmet Reşat ‘a istediklerini çok kolay yaptırabilirlerdi.
“Meşrutiyeti padişaha kabul ettiren İttihatçılar, şimdi kendilerinin getirdiği anayasayı tekrar eski haline getirmek istiyorlardı. Meclisin fesih yetkisini Padişaha veren yasa teklifini meclise sundular ve kavgayla gürültüyle kanunu meclisten geçirdiler. Hürriyet ve İtilafçılar, İttihatçıların bu dayatması karşısında hükümeti askeri bir darbeyle devirmeyi düşündüler ama İttihatçıların aldığı tedbirler sayesinde darbe girişimi düşünceden öteye gidemedi.
Hürriyet ve İtilafçıların darbe planları sonrasında Sait Paşa hükümeti istifa etti. Ertesi gün yeni hükümeti yine Sait Paşa kurdu. Sait Paşa, hükümetin fesih teklifinin mecliste ısrarla reddedilmesi üzerine ülkede kargaşa olduğunu bahane ederek padişaha başvurdu ve padişah, ayan meclisinin onayıyla meclisi fesih etme kararı aldı. İttihat ve Terakki, dolaylı yoldan da olsa amacına ulaşmış, meclis fesih edilmişti.
1912 seçimlerinin tarihe ”sopalı seçim” olarak geçmesinin nedeni İttihat ve Terakki partisinin seçim öncesi, muhalifleri sopayla döve döve susturmaya çalışmasıdır. İktidar olmanın verdiği güçle muhalefeti susturmak için her yolu denediler. Örneğin İttihat ve Terakki muhalifi Rıza Tevfik, Büyükada’da verdiği konferansı gerekli makamlara bildirmediği bahanesiyle 25 gün hapis cezasına çarptırıldı ve konferansa katılanlar sopayla dövülerek dağıtıldı.
Muhalefeti sopayla susturma zorbalığında hayatını kaybeden de oldu. Bu kişi Mustafa Nuri beydi. Hürriyet ve İtilaf partisi tarafından Siroz’a şube açması için gönderilen Mustafa Nuri Bey, İttihatçılar tarafından linç edilerek öldürüldü. İttihatçıların şiddeti seçim zamanı da devam etti. Birçok Hürriyet ve İtilafçının dövülerek oy kullanması engellendi.
İttihatçıların seçimlerde muhalefeti susturmak için kullandığı tek yöntem fiziki şiddet değildi. İktidarın tüm imkânlarını kullanıp Valilikler ve Kaymakamlıklara İttihatçı yandaşlar atandı. Orduda rütbeli komutanlar, İttihat ve Terakki adına propaganda yaptı. Askerler, sokaklarda ”Yaşasın Cemiyet” sloganı attı. Devletin sivil ve askeri tüm kurumları İttihat ve Terakki adına çalıştı.
Sonuçta, seçimleri baskıyla, korkuyla, şiddetle İttihat ve Terakki partisi kazandı. Ancak zorbalıkla kazanılan iktidarın ömrü uzun sürmedi ve hükümet, 5 Ağustos 1912 tarihinde fesih edildi. Sonra. Sonrası malum. Önce Balkanları kaybettik, sonra 1. Dünya Savaşı sonunda bağımsızlık savaşı vermek zorunda kaldık. İttihatçıların şiddetle kurdukları iktidarın bedelini her zamanki gibi yine Türk milleti ödedi ve 1912 seçimleri aradan 100 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen tarihe sopalı seçim olarak geçti.”
Meşruiyeti halkta değil yabancı devletlerde arayan zihniyetlerin ülkemizi ne duruma düşürdüğünü üzüntü ve ibretle izlemekteyiz.
23 Nisan 1920 de Anadolu’nun değişik illerinden seçilerek gelen mebuslar Millet Meclisi’ni açtı. Kurucu meclis bir taraftan İstiklal harbini yönetirken diğer taraftan devletin yeniden kuruluşunu sağladı. “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle açılan meclis bizim demokrasi tarihimizde yeri doldurulamayan ender bir demokrasi kahramanlığıdır.
Birinci meclis hariç 1924 anayasası ve seçimler, 1946 seçimleri ve akabindeki tüm seçimler, zorlama ile yapılan anayasalar hep şüpheli ve tartışmalı hale gelmiştir. Böylece Demokrasi serüvenimiz 150 yıldır hep yaralı, eksik ve topal kalmıştır.
Çünkü seçim ve Siyasi Partiler Kanunu eşit, özgürlükçü, hukukun üstünlüğü ve adalet ilkesinden uzak, hep gücü elinde bulunduranın isteğine göre şekillenmiştir. Ülkemizde zaman geçiyor, imkânlar gelişiyor, isimler değişiyor ama zihniyet hiç değişmiyor. Güçlü olan kendini haklı görüyor, her şeyin mutlak sahibi sanıyor.
Çözüm;
İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı hukuk devletini, milli iradenin önündeki engellerin kalktığı ıslah edilmiş Demokrasiyi, bilim, hikmet ve erdemle donatılan, sorun üretmeyen, çözüm üreten bilge devlet ve bilim toplumunu, Büyüyen, gelişen, zengin, mutlu, muktedir ve insanlığın yeni barış medeniyetine ışık tutacak, Muhteşem Türkiye’yi inşa etmektir.
Bunun içinde siyaseti ibadet titizliğinde yapan erdemli siyasi kadroların iktidara getirilmesi gerekir.
Hoşça kalın. Sağlıcakla kalın.
Milli İradeye ‘Sopa’
Yayınlanma :
03.06.2026 01:37
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: