Hükmetme duygusu insani bir duygudur. Bunun önüne geçmek, yasaklamak, yok etmek mümkün değildir. Bu duyguyu ya baskılaya bilirsiniz sonra nasıl depreşir, nasıl bir tepki verir bilinmez ve yahut eğite bilir, kontrollü bir şekilde yönete bilirsiniz.
Hükmetme duygusu aileden, kabile, cemiyet, cemaat, parti, devlet yönetimine kadar sosyal birlikteliğin olduğu her yerde söz konusudur.
Hükmetme, seçilme kavgasının ilk örneği Habil ile Kabil kardeşlerde görülmektedir. Bilinen tarih sayfaları nice kanlı, vahşi, akıl almaz yöntemlerin uygulandığı iktidar kavgalarına şahitlik etmektedir. Baba-Oğul, Ana-Kız, kardeş, Karı-Koca, arkadaş kavgaları hep hükmetme, yönetme gücünü elde etme, tek ve mutlak söz sahibi olma, seçilme, beğenilme arzusundan kaynaklanmaktadır.
Büyük kumandan Fatih Sultan Mehmet’in kardeşlerini yüreği sızlayarak katletme nedeni iktidar mücadeleleri ile Devletin zafiyet geçireceği endişesidir. Kendince bir çözüm bulmuş. Ama Allah’ın hükmünü düşünememiş! güya Devletin bekası için alternatiflerini yok etmiş amma velakin arkasından gelen şehzade özenle kurduğu devletin temeline dinamit koymuş ve yıllar içinde yıkılışına sebep olmuştur.
ÇAKA BEY OLAYI
Çaka Bey fetihleri ve oluşturduğu donanma ile Bizans’ı ciddi şekilde tehdit ediyordu. İmparator I. Alesios' I. Kılıç Arslan ile Çaka Bey'in arasını bozarak onları birbirine düşürdü. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, ilk Türk denizci olan aynı zamanda kayınpederi Çaka Bey'i siyasi rakibi olarak görür ve Bizans İmparatorluğu'nun kışkırtmaları nedeniyle 1096 yılında görüşme kisvesi altında verdiği ziyafette kılıçla öldürerek ortadan kaldırır.
Çaka Bey katledildikten sonra Bizans Marmara ve Ege bölgesinde ki hâkimiyetini tekrar kazanır. Türkler deniz kıyılarından ve ege bölgesinden sökülür atılır ve tekrar Batı Anadolu’ya hâkim olmaları için 200 sene geçmesi gerekir.
Bu tarihi olayları neden hatırlatıyoruz. Tarih tekerrür ediyor. Adaletten, hukuktan uzak ehliyete, liyakate önem vermeyen, ilim ve hikmetten nasiplenmeyen vahşi İktidar mücadeleleri, Devletlerin ve sahibi olan Milletlerin kâbusu oluyor.
Dün böyle idi bugün de pek farklı değil.
Günümüze gelince İktidarda kalma uğruna bin bir hileye başvurarak muhalifleri bertaraf etmek, itibarsızlaştırmak, ortadan kaldırmak geçmişte kimseye fayda getirmediği gibi bugünde fayda getirmez. Aksine yıkım getirir. Allah korusun Millet bir birine düşer, Devlet yıkılır, düşmanlara gün doğar.
Siyasi mücadele insaf, hoş görü, merhamet ikliminde olmalı. Kendine yapılmasını, söylenmesini istemediğin eylemi, söylemi bir başkasına yapmamalı. Partilerin yarışı Adalet duygusundan, hukukun üstünlüğü ilkesinden, ahlaki ( etik) değerlerden ayrılmamalı.
Seçmen partileri değerlendirirken kuru kalabalığa, verilen ulufelere, söylemin şehvetine kapılarak değil, reçete acı da olsa, mücadele zahmetli, meşakkatli de olsa sözün, yolun doğruluğuna itibar etmeli. Şeytani değil, rahmani siyaseti tercih etmeli. Yıkılmaktan, parçalanıp yok olmaktan, Yaşanan ekonomik, sosyal zilletten kurtuluş yolu varsa, budur ancak.
Hoşça kalın. Sağlıcakla kalın.
Yorumlar
Kalan Karakter: