SİYASETİ OKUMAK
KİTAP OKUMAK GİBİDİR
İçinde sizden, yakın çevrenizden, yaşadıklarınızdan, publelerin olduğu romanları ilgiyle okur, bazı cümlelerin altını çizersiniz. Çünkü o cümleler ya sizi anlatıyordur, ya da yaşamınızda örneklerini görmüşsünüzdür. Yani o kitabın içeriği çevrenizdeki ihtiyaçlara, sorunlara yabancı olmadığınız olaylara göre şekillenmiştir. Bunun diğer bir anlamı kitabın yazıldığı, ifade ettiği konjonktüre yabancı olmadığınızdır.
Kitabı nasıl sizden, düşüncelerinizden, birikimlerinizden, tecrübelerinizden, yaşadıklarınızdan, perde arkası bildiklerinizle okuyorsanız siyasetin gelişimlerini de öyle okursunuz. Çünkü Siyaset toplumun ihtiyaçlarına, karakterine, haleti ruhiyatına, sorunlarına göre gelişir.
Televizyonda bir programda ‘konuşmacıların’ AKP-MHP ittifakı yani topluma yerleştirilmek istenen “Yerli ve Milli” tırnağı/başlığı altında içinde verdikleri mesajları izliyorum.
Bizde at sahibine göre kişner diye bir söz vardır.
Katılımcıların siyasal görüşlerini/tercihlerini/eğilimlerini gazetecilik açısında incelediğimizde ya da bildiğimizden hepsinin sahibinin sesi yani sahibine göre konuştuklarını hemen seziyorsunuz.
Onların bu tür programlarda sureti haktan konuşmaları ile yaymak istedikleri dip dalgaları ve sahiplerine göre yaptıkları konuşmalardan perde arkasındaki sahiplerinin/suflörlerinin hedeflerinin ne olduğunu, yaptıkları karar birliğini, anlamak açısından bu programlar bence oldukça önemli.
Çünkü bu tür programlardaki konuşmaları önümüzdeki seçimlerde kimin hangi argümanı kullanacağını, kime nasıl baktığını veya kimi nereye ittirdiğini öğrenmek açısından önemsiyorum.
Programın bitiminde (Pazartesi-Haber Türk Tv-Türkiye’nin Nabzı Programı) anlıyoruz ki:
-Önümüzdeki günlerde seçime kadar “Yerli ve milli” sözcüklerini yaşamın her alanında daha provoke edici olarak duyacağız. Görüyoruz ki birileri yerli milli sözcükleri kapsamında diğerlerini yabancı ve gayrimilli olarak değerlendirecek, yerli malının ölmesine tüm kullandığımız teknolojik araçlarının ve hatta televizyonların bile adının yabancılaştığı bir ülkede yerli ve milli olmanın ruhsal pohpohlamaları ile heryerde yerli milli sözcüğünü daha çok duyacağız…
-Sık sık maruz kalacağımız bir başka dip dalgası ise Avrupa atladığımız çağ dolayısıyla fesatlık içinde ve bizimle bütünleşmeye hazır değil, biz de yüzümüzün batıya dönüklüğü sebebiyle Ortadoğu ile bütünleşmeye hazır değiliz veya olası bütünleşmede temkinli davranacağız…
Konuşmacıların verdiği mesajlardan/dip dalgalarından bunu hemen anlıyoruz.
Yine programın ara konularından biri olan MHP _ AKP ittifakı ile ile ilgili olarak: AKP ile MHP milli ve yerli ittifak yapacakmış ve bunun ayrıntılarını yarından itibaren komisyonlar marifeti ile belirleyeceklermiş.
Ama…
Lakin…
Fakat…
Daha iki gün önce…
Ak Parti il başkanının AK Parti’nin 2017 yılı icraatlarının Bakanımız Veysel Eroğlu’nun sunumuyla yapılacağını duyurduğu AK Parti Danışma kurulu toplantısında MHP il başkanından il- ilçe başkanlarına, belediye başkanlarına kadar tamamının saf tutuşuna baktığımızda komisyon toplantılarının gündem yaratmaya yönelik kah bozuluyormuş- kah pamuk ipliğine bağlıymış gibi göstermelik toplantılar olacağını, kah bu tür polemiklerle, “Yerli ve Milli’yi diri tutmak” anlamında reis-lider yaratmaya yönelik olacağını seziyoruz.
Programa katılan konuşmacıların gerek sureti haktan konuşmalarından, gerek durum belirleme adına hem nalına hem mıhına konuşmalarından anlıyoruz ki Türkiye seçim sürecine Yerli –milli, solcu sosyalist, merkez sağ (hayırcılar grubu) anlamında üç gruba bölünecek ve seçim atışmaları/ithamları /mücadele bu üç grup üzerinden götürülecek, bu dip dalgaları ve siyaset mahallesinin mahalle baskıları ile “sol-sosyalist-gayrimilli-gayriyerli-dinsiz- FETÖ yandaşı-PKK yandaşı-“ gibi kanaatler ve ön yargılar uyandıracak şekilde CHP-HDP ile ittifaka zorlanacak veya o töhmet altında bırakılmaya çalışılacak, daha net ifade ile CHP seçmeni başka partilere yönlendirilmeye çalışılacak, böylece yükseliş trendine giren İYİ Parti’nin MHP ve AK Parti’den daha ziyade CHP den daha büyük oy alması sağlanacak…
Mesela Afyonkarahisar İl başkanının basın açıklamasında eski bir CHP il Başkanının CHP kongresindeki Selahattin Demirtaş ve Kuran kursları açıklamalarını basın açıklamasına nirengi noktası yapmasından bu rüzgarın şimdiden estirilmeye başladığını söyleyebiliriz.
Son konuşmalardan ve dip dalgaları yapılmak istenenlerden ortaya çıkan sonuç şudur:
-MHP Devlet Bahçeli’nin parti içi muhalefete aldığı tavırlar dolayısıyla ortaya çıkan İYİ Parti, toplumda MHP’den daha çok kabul görmüştür. Hatta son açıklanan anketlere göre MHP’yi Yüzde 3lere kadar indirmiştir.
Durumu gören Devlet Bahçeli, AK Partiye “Benim bu seviyeye düşmem AK Partiye ve Başkanlık sistemine verdiğim destekten kaynaklanmaktadır. Ve siz ittifakla bizi (MHP’yi) meclise taşımak zorundasınız. Biz de size elimizden geldiği kadarı ile başkanlık seçiminde 50+1 için destek vereceğiz, sizin adayınızı destekleyeceğiz, aday çıkarmayacağız, bunu da ülkücü camianın “Lider-Teşkilat-Doktrin” üçlemesi hassasiyetleri doğrultusunda yerli-milli şemsiyesi altında yapacağız” demektedir.
Siyaseti okumak kitap okumak gibidir…
Kahramanların ve yardımcı karakterlerin söylediklerine, altı çizilen sureti haktan cümlelerine baktığınız zaman kitabın özü/konusu ortaya çıkar. Zaten bunlarda yazarın/senaristin çizdiği yol haritasıdır.
NOT: Adı geçen programda MHP’yi savunduğunu zanneden Metin Özkan ve AKP’yi savunduğunu zanneden Mahmut Övür ve hukukçu Veli Tolu kral çıplak anlamında sobelenmiş çok kötü demagog çizgisinde göze çarparken Hukukçu Kezban Hatemi, Hukukçu Uğur Poyraz hukuk adına daha ortada konuşan kişiler olarak göze çarptı.
Hele Metin Özkan’ın “Baş üstünde baş, taş üstünde taş kalmayacak” benzetmesi AK Parti- MHP ittifakı adına Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da oy alan iki partiden biri olan Ak Parti adına Ak Partililerin bile reddettiği çok negatif bir konuşmaydı.
Yorumlar
Kalan Karakter: