KARARLILIK VE İNCE DİPLOMASİ
ABD’nin omurgasız müttefik tavrı sürdürmesi Türkiye’nin güneyinde ve özellikle ‘denize yakın’ mesafelerde terör örgütü PKK/PYD'nin yapılanmasını güçlendirmesine ve Irak sınırından Akdeniz’e koridor oluşturmasına aleni askeri destek vermesi sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu ulusal menfaatlerine aykırı buldu ve Suriye’nin muhalif güçlerinin Afrin’e girmesine destek verdi.
ABD görünüre bakarsan askeri anlamda Ortadoğu’da yok ama olaylara bakarsan aleni karar verici rolünde var.
Bir oldubitti ile Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti. Bu karar kendi başına Ortadoğu halklarının savaşa girmesi için bir sebep.
ABD, Mafya babası gibi Katar’a yaptırım uyguladı… Bir mafya babası gibi racon kesiyor.
ABD, Mafya babası gibi Suudi Arabistan’da hanedanlığı değiştirdi, silah sattı, İslam’ı ılımlaştırarak kendi varlığını hissettirmeye çalıştı.
Bunlar hep bildiğimiz olaylar.
En son da Barzani’yi kullanarak Kuzey Irak’ı referanduma götürdü, aklınca referandumu kayıtlara geçirtti, zapturapt altına aldı.
Bu görünen ABD’nin üzerine bir de böyle sıcak günlerde görünmeyen ama hep pusuda olan İsrail’i de ekleyin.
Kısacası 15 yıl geriye gidip bugüne geldiğimizde bölgede BOP kapsamında uygulanan diktatörleri devirme, demokratikleşme gibi adlar altında AB ve ABD desteğiyle IRAK-TÜRKİYE-SURİYE Kürtleri akıllarına gelmeyecek kadar genişleme ve haklar elde ettiler.
ABD bundan sonra Türkiye-Suriye-İran-Irak dörtgenindeki Kürt halkının yaşadığı bölgelerden Akdeniz’e ulaşan kendine göbekten bağlı istediği gibi savaştıracağı, istediği gibi kullanacağı bir Kürt devleti kurmak istiyor. Bu yeni bir olay. Adım adım, ilmek ilmek işlenmiş bir olay.
Bunu görmek, bunu bilmek için siyasi dehaya sahip olmaya gerek yok.
Olaylara bakınca yapılmak istenen açıkça ortaya çıkıyor.
Ama Ortadoğu’da dengeler öyle bir kurulmuş ki kimseye düşmanım diyemediğiniz gibi müttefikim de diyemiyorsunuz.
Rusya bizim ile tarihinin en büyük anlaşmalarını yapıyor ama Esad’ı destekliyor. Bununla birlikte Esad’a karşı oluşturulan ÖSO denilen yapıyı karşı.
Türkiye ise Afrin’e girmiyor, uluslar arası hukuku kullanarak bir akıl zincirinde havadan karadan bombalıyor, ÖSO’nun (Özgür Suriye Ordusu’nun) yolunu açıyor ve YPG/PKK’nın 2011’den beri işgal ettiği Kürtlerinin Rojava ( Batı Kürdistan) dediği bölgede yarma/geri püskürtme yapıyor.
ABD sözde müttefikimiz ama Türkiye’nin üniter yapısını tehdit edecek, Kürt koridoruna ve sonrasında Akdeniz’e açılmış Kürdistan’a destek veriyor hatta kendi meselesi olarak kabul edip her türlü ihaneti yapıyor. PYD/PKK/KCK/YPG/DAEŞ/IŞİD gibi aklınıza gelebilecek tüm örgütleri kontrolüne aldığı birçok bölge devleti ile destekliyor.
Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak daha hayırlıdır sözü misali Türkiye’nin üniter yapısını bozabilecek, huzuru kaçırabilecek her türlü tedbiri alması meşru müdafa hakkıdır.
Ama dediğimiz gibi bölge de öyle denklemler kurulmuş ki kimse kimseye uzun soluklu müttefik olabilecek kadar dost değil.
Bu durum da tabii ki sürekli yanılmamak, aldatılmamak için kararlılık ve çok ince diplomasi gerektirmektedir.
Ve işte böyle dönemlerde biz buraya, bu noktaya nasıl geldik diyerek eleştiri hakkınızı birlik olmanın önüne geçirmemeliyiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: