BU MİLLET KÖR VE SAĞIR DEĞİL
Başbakan Binali Yıldırım’ın başta PKK ve FETÖ olmak üzere terör örgütlerinin referandumda “HAYIR” çıkması için propaganda yaptığını hatırlatması üzerine “Hayırcılara terörist mi deniyor?” tartışması başladı.
Aynı hatırlatmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan da yapınca tartışma iyice alevlendi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bu açıklamalarından, referandumda hayır oyu vereceklerin hain ve terörist ilan edildiği anlamını çıkartılması referandum sürecindeki dilin kışkırtma, korkutma, sindirme üzerine kurulacağı izlenimi yarattı.
Bu izlenimin toplumda yaygınlaşması üzerine dedik ki; gömleğin ilk düğmesi baştan yanlış iliklenirse arkasından iliklenen bütün düğmeler de yanlış ilikleniyor…
Daha yazımızın mürekkebi kurumadan ikinci yanlış ilikleme Manisa’dan geldi.
AK Parti Manisa İl Başkan Yardımcısı Ozan Erdem, geçtiğimiz pazartesi günü AK Parti Soma İlçe Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Büyük ve Güçlü Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sistemi” konulu konferansta 16 Nisanda yapılacak referandumla ilgili olarak, “Size tek bir benzetme yapayım. Eğer yüzde 50’yi geçemezsek ve bu referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun. Gerek kendi içimizde gerek kendi dışımızda kartların yeniden karılacağını, yeniden plan masalarının kurulacağını iyi bilelim” dedi.
KISSA 1:
Yıllar önce referandum ile siyasete dönen Süleyman Demirel sade vatandaş olarak Afyon’a gelmişti.
Ve iktidar ANAP’tı.
Demirel ne de olsa mesai arkadaşı ve hukukları olan Turgut Özal’a eleştiri getirirken siyasal terbiyenin dışına çıkmıyor, beyin damarları açıcı söylemlerle konuşuyor, espiriyle karışık vurgulamalar ile yorumu karşısındakilere bırakıyordu…
O sıralarda rahmetli Özal’ın çocuklarının jaguar kabulünden tutun bir dikili ağaçlarının olmayışına, mafya babaları ile ilişkilerinden tutun gece âlemindeki bağlantılarına kadar Baba Özal’ı yıpratıcı birçok olay gazete sayfalarında yer alıyordu.
O zamanki 10. kilometredeki benzinlikte yapılan dar toplantıda Afyon’dan milletvekilliği yapan bir siyasi söz alarak Özal’ın ailesinden sözü açtı, Özal’ın ailesinin toplumda tasvip görmeyen konuşmaları ve davranışları ile bitirerek buralara vurgu yapılmasını isteyerek “Muhalefet istiyoruz efendim Muhalefet” demişti.
Yani Özal’a siyaseten vurmaktansa ailesine vurarak siyaset yapalım, sonuca daha çabuk ulaşırız, siz başka şeylerrden konuşarak pasif kalıyorsunuz, iktidar yolunu uzatıyorsunuz demek istiyordu.
Demirel kendisine siyasetin bu bel altını öneren kişiye hiç bişey demedi, bozuntuya vermedi, aynı üslup ve şekildeki konuşmasına devam etti.
Toplantı bitti, herkes el sıkışıp ayrılırken Demirel kendisini muhalefet yapmamakla ve daha sert muhalefet tarzı benimsenmesini isteyen siyasiye ” XXXXX, sen biraz bekle hele” dedi…
Kalabalık dağıldıktan sonra beklettiği siyasetçiye “Sen benim ANAP’a ve Özal’a muhalefet mi yapmamı istiyorsun?” diye sordu…
Biraz çekingen, biraz ürkek biraz da lafını yememek için o kişi “Evet efendim” dedi.
“Be yavrum” diyerek söze başladı Demirel ve devam etti; ”Öyle bir eş, öyle evlatlar babalarına bu kadar muhalefet yapıyorken, ben niye muhalefet yapıp kendimi tartışmaya açaçayım ki? Bunların yaptıklarından daha etkili muhalefet olur mu? Her şey milletin gözü önünde oluyor. Sen bu milleti kör ve sağır mı zannediyorsun” dedi.
KISSA 2:
1960 yılında toplumda kıpırdanmalar başlayınca bazı Demokrat Parti milletvekilleri muhalefeti sıkıştırmak için yıllarca tartışılan o Tahkikat Komisyonlarının kurulmasını istemiş ve İsmet Paşa “Sakın ola ki böyle bir şey yapmayın, sizi ben bile kurtaramam” demişti…
HİSSE:
Umarım bu iki kıssadan en azından bir hisse çıkartanlar olur da bu gidişata dur demesini bilirler ve bu çirkin siyaset dilinin ilimize gelmesini engellerler…
AK Parti içinde durumdan vazife çıkartarak kendilerine ikbal sağlamak için kraldan daha kralcı siyaset yaparak rakipleri hainlikle suçlamaya, ötekileştirmeye devam edilirse, evet çıkmazsa iç savaş çıkar diye korku salınmaya devam edilirse, darbe olur imalarına girilerek endişe yaratmaya gidilirse, korku, endişe, hakaret saçanlar görevlerinden alınmaz da sürece onlarla devam edilirse bana göre Hayır cephesinin propaganda yapmasına bile gerek yok…
Otursunlar o meşhur deyimle göbeklerini kaşıya kaşıya referandum gününü beklesinler.
Çünkü Evet’e bundan iyi “ev içi muhalefeti ” Hayır’cılar bile yapamaz.
Rahmetli Demirel’in dediği gibi bu millet kör ve sağır değil…
Yorumlar
Kalan Karakter: