Geçtiğimiz hafta “Afyonkarahisar’ın kültürü bu şekilde tanıtılamaz” başlıklı bir köşe yazısı kaleme almıştım.
Bazı sosyal medya fenomenlerinin, ilimizi tanıtmak iddiasıyla yaptıkları paylaşımların toplumda oluşturduğu rahatsızlığa dikkat çekmiş; giyim kuşamları, konuşma biçimleri, hal ve hareketleriyle Afyonkarahisar’ı temsil etmekten uzak olduklarını, hatta şehrimizin itibarına zarar verdiklerini ifade etmiştim.
Yazının ardından çok sayıda olumlu geri dönüş aldım. Ancak yazının altına yapılan yorumlardan, kaleme aldığım eleştirilerin doğrudan “Pala Dayı” lakaplı İsmail Dadak’a yönelik olduğu algısının hızla oluştuğunu gördüm.
Beni arayan onlarca kişi, uzun süredir bu durumdan rahatsız olduklarını açıkça dile getirdi. Tepkisini net biçimde ortaya koyanlar da vardı; samimiyetine inandıklarım da… Sadece dinleyip geçtiğim isimler de.
İşin ilginç yanı ise şuydu:
Bana bu kişilerden rahatsız olduğunu söyleyenlerle, aynı kişileri sosyal medyada beğeni ve takdir yağmuruna tutanların çoğu zaman aynı kişiler olduğunu fark ettim. Mesajlaşmalarına ve beğeni geçmişlerine bakınca tablo daha da netleşti.
Madem bu paylaşımlardan memnunsunuz, bana neden şikâyet edip yazımdan dolayı tebrik ediyorsunuz?
Bana başka, onlara başka konuştuğunuzu bilmediğimi mi sanıyorsunuz?
Altını özellikle çiziyorum:
Köşe yazımdaki eleştirilerim şahıslara değil, zihniyete yöneliktir.
Hiç kimsenin adını dahi anmamama rağmen, yapılan yorumlardan da okların doğrudan Pala Dayı ve çevresine yönelmesi de ayrı bir algı.
Elbette bu tespit tamamen temelsiz değildir; ancak doğrudan hedefimde belirli isimler değil, bu anlayışı besleyen genel bir tutum vardı.
Yazının ardından, sosyal medyada “Pala Dayı” olarak bilinen İsmail Dadak’ın menajeri ve televizyon programcısı Hamza Top, benimle görüşmek istediklerini iletti. Davetime icabet ederek büromuza geldiler.
Görüşmede; yazının muhatabı olmadıklarını, kendilerini bir kültür elçisi olarak konumlandırmadıklarını, şehrimizi küçük düşürücü hiçbir paylaşım yapmadıklarını, tüm ticari faaliyetlerini yasal çerçevede yürüttüklerini, alınan en küçük bedel için dahi fatura kestiklerini ve mali denetimlerden geçtiklerini ifade ettiler.
Yazımdan ziyade, yapılan yorumlardan rahatsız olduklarını dile getiren Pala Dayı; kendilerine övgüler yağdıranların, köşe yazısı sonrası kendilerini hedef göstermesinden duyduğu üzüntüyü de açıkça ifade etti.
Afyon’un kültürünü tanıtmak gibi bir iddiası olmadığını, giyim kuşamı ve konuşma biçiminin kendi yaşam tarzı olduğunu, sosyal medyada gördükleri lakaytlık, küfür ve saygısızlığı asla tasvip etmediklerini söyledi.
Yaptıkları çalışmaları anlattı; herhangi bir kazanç elde etmediklerini, hatta ekonomik sıkıntılar nedeniyle başladığı inşaatı dahi tamamlayamadığını dile getirdi. Gönül almak, hayır işleri yapmak ve kimseyi kırmamak adına nasıl koşuşturduğunu anlattı.
Bunları bağırarak anlatanlardan değil. Sorulunca anlatıyor, anlatırken de duygulanıyor.
Bana mecbur olmamasına rağmen vergi levhasını, hesap hareketlerini gösterdi.
Buna diyecek sözümüz yok; olamaz da.
Kim yasal çalışıyorsa, başımızın üstünde yeri vardır.
İsmail Dadak ve meslektaşım Hamza Top ile yaklaşık üç saat süren bir görüşme gerçekleştirdik. Hatalar konuşuldu, belgeler ortaya kondu, karşılıklı olarak açık ve net bir diyalog kuruldu.
Ancak tekrar ediyorum:
Eleştirimiz şahıslara değil, zihniyete yöneliktir.
Sosyal medyada izlenme uğruna şehrimizin adını hafifleten, ciddiyetini aşındıran, saygınlığını tartışmalı hale getiren bu anlayış kabul edilemezdi. Bu görüşümü kendileri de kabul etmiş, söz konusu kategoride olmadıklarını ifade ederek beni ikna etmişlerdir.
Ayaklarına, gönüllerine sağlık.
Peki ya diğerleri?
Allah aşkına, “Afyonluyum” diyerek sosyal medyada şaklabanlık yapanlara bir bakın.
Biz ne zaman böyle olduk?
Argo kelimeler, küfürler, yakışıksız hareketler…
Ağzını yaya yaya şivemizi kullanmalar…
Afyonkarahisar ve şivemiz bir şov aracı değildir.
Bir mizah objesi hiç değildir.
Bu şehir; ucuz içeriklerle değil, kültürüyle, tarihiyle ve duruşuyla anılmalıdır.
Şu bilinsin ki:
Afyonkarahisar’ın kültürü; saygıdır, edeptir, duruştur, ciddiyettir.
Ve artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı çoktan gelmiştir:
Şehrin adını kirleten bu görüntülerle vedalaşmak zorundayız.
Biz, yine de adına “fenomen” denilen bu soytarılıkların kayıtlarını alalım.
Ne olur, ne olmaz…
Şehir İmajı ve “Pala Dayı” Meselesi
Yayınlanma :
02.02.2026 15:31
Güncelleme
: 02.02.2026 15:31
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: