Önemsemek, değer vermek, hatırlamak... manasını unutmak üzere olduğumuz değerlerimiz. Birçok değerimiz gibi bu yüce değerler de günümüzde erozyona uğradı maalesef. İyi ki bir Öğretmenler Günümüz var. Yoksa sanal dünya eskiye dair her şeyi eritip yok ettiği gibi bizi bu günlere ulaştıran bilgilerle, davranışlarla donatan öğretmenlerimizi de ortadan kaldırmaya hevesli. Avucumuzun içine sığdırdığımız sanal dünya göründüğü kadar masum değil!
Öğretmenin yerine geçer mi? Öğretmenin yerini tutar mı şu her şeyi bilen yapay zekâ? Tutmaz elbette. Eğer eğitim dediğimiz kavram öğretmekten, öğrenmekten ibaret olsaydı belki zamanla şu yapay teknoloji bizi esir alır, öğretmenin yerine geçer ve hilkat garibesi nesiller yetişmeye başlar.
Halbuki eğitim öğretim yoluyla kişide davranış değişikliği meydana getirme işidir ve bir süreçtir. Yapay zekâ öğretir ama istenilen davranış değişiklerini meydana getirme yeteneğine sahip değildir. Eğitmek, öğretmenin işidir. Öğretmen kendini teknolojiden uzak tutamaz ama insanı yetiştirme, davranışlarla donatma, süreci takip etme, gerektiğinde müdahale etme işi ona aittir. Bu yetki asla sanal dünyanın keyfine devredilmemelidir.
Öğretmenlik mesleğinin kıymetini bilmek, kutsallığına işaret etmek yönüyle Öğretmenler Günü önemlidir, değerlidir. Aktif görevlerinden ayrılmış öğretmenleri de böyle günler vasıtasıyla da olsa eğitim sürecine dahil etmek gerekir. Çünkü onlar tecrübelerle donatılmış, her zaman istifade edebileceğimiz değerlerimizdir. Öğretmenin emeklisi olmaz. Olsa olsa rahmetlisi olur. Öğretmen son nefesini vermediği sürece öğrenmeye ve öğretmeye hazırdır. Aklî melekelerimizi kaybetmemişsek öğretmenliğimiz devam eder.
Öğretmenler Günü münasebetiyle eski öğretmenlerimi telefonla aradım. Ne kadar mutlu oldular. Telefonla da olsa eski öğrencilerini karşısında bulan öğretmenlerimiz 1965, 1966 yıllarına gittiler, eğitimlerine devam ettiler. Aradan altmış yıl geçmesine rağmen heyecanları aynı, hiç değişmemiş; o sarıp sarmalayıcı, şefkatli tavırlarıyla birer birer sordular öğrencilerini. Yarım saati geçen konuşmalar bitmeyi hiç istemedi. Aliye Sürgevil, Rabia Sarıbalık, Selçuk Sar … İyi ki varsınız ve bizim öğretmenimiz oldunuz. Biz de mutlu olduk. Yenilendik, tazelendik ve öğretmenlerimizden enerji aldık.
Yaklaşık 35 yıl önce İhsaniye Lisesi’ndeki bir Öğretmenler Gününe İlkokul öğretmenimi davet ettik. Her zamanki gibi güler yüzüyle, sıcacık, kadife sesi ile hitap etti bizlere rahmetli İbrahim Aydemir. Salondaki öğretmen ve öğrenciler dikkatle izliyordu bu eski öğretmenin konuşmasını.
“Benim bir öğrencim vardı. Mahcup, utangaç, konuşmaktan çekinen. Bir gün önündeki halk hikayeleri kitabına bakıyor ve dudaklarını kıpırdatıyordu ama ses yok. Bir hareket bekliyordu. Göz göze geldik ben ona ‘haydi söyle!’ dedim. Kızardı, bozardı ama başladı söylemeye,
Gül budanmış dal dal olmuş
Menekşesi yol yol olmuş
Siyah zülfün tel tel olmuş
Biz bu yerlerden gideli
Gurbet illere düşeli
Gül menekşeye karışmış
Küskün olanlar barışmış
Taze fidanlar erişmiş
Biz bu yerlerden gideli
Gurbet illere düşeli
Öksüz Aşık der bu sözü
Hakk’a çevirmiştir yüzü
Öldü zannettiler bizi
Biz bu yerlerden gideli
Gurbet illere düşeli
Öğretmenimiz bu türkünün ilk bölümünü ezbere, şiir olarak okudu ve “şimdi ben o öğrencimi buraya çağırıyorum” dedi. Sene 1965, aradan neredeyse 30 yıl geçmiş öğretmenim beni imtihan ediyordu. “Ben senin mısırının patladığın anı hiç unutmadım. Acaba sen hatırlıyor musun?” der gibi.
Unutur muyum o anı. Benim dönüm noktamdı. Mantar gibi yeryüzüne kendimi gösterdiğim, mısır gibi patladığım andı. Oturduğum yerden söylediğim türkünün sözlerini ben unutmuştum ama öğretmenim unutmamış.
Aynı utangaç ve mahcup tavırlarla öğretmenimin yanına gittim, elini öptüm, sarıldık. Salon alkıştan inliyordu. Alkışı hak eden öğretmenimdi. Unutmayan, öğrencisinin gelişimini yakından takip eden ve hala takibe devam eden o idi. Ben de öğretmen olmuştum ama onu hep yanımda hissettim, o günkü gibi. Hep ondan ve bende emeği olan, hayatıma dokunan bütün öğretmenlerimden güç aldım, feyz aldım. Dünya hayatını tamamlayan bütün öğretmenlerimizin mekanları cennet olsun inşallah.
Öğretmenler günü münasebetiyle ebediyete intikal eden bütün öğretmenlerimizi rahmet ve minnetle anarken görevdeki bütün arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Onlara son sözüm, geleceğimizin ümidi olan öğrencilerimizi sanal dünyanın vahşetine teslim etmesinler. Çocuklarımızı iyi insan olarak yetiştirmede inisiyatifi başkalarına bırakmasınlar. Öğretmenlik güneşi hiç batmasın inşallah. Kalın sağlıcakla…
Yorumlar
Kalan Karakter: