Ergenlik dönemi, bireyin kimlik arayışının yoğunlaştığı, sosyal ilişkilerin önem kazandığı ve duygusal dalgalanmaların sıkça yaşandığı kritik bir gelişim aşamasıdır. Bu dönemde gençler, kendilerini ifade etme, kabul görme ve sosyal çevre edinme gibi ihtiyaçlarını karşılamak için sıklıkla sosyal medyaya yönelmektedir. Sosyal medya; iletişim kurmayı kolaylaştırması, bilgiye hızlı erişim sağlaması ve gençlere kendilerini tanıtma imkânı sunması açısından önemli bir araç hâline gelmiştir. Ancak bu kullanımın hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunmaktadır.
Öncelikle sosyal medya, ergenlerin dünyayı keşfetmeleri, ilgi alanlarını geliştirmeleri ve sosyal destek bulmaları açısından büyük fırsatlar sunar. Gençler, farklı kültürleri tanıyarak bakış açılarını genişletebilir, arkadaş çevreleriyle daha sık iletişim kurabilir ve kendilerini ifade etmeyi öğrenebilirler. Ayrıca yeteneklerini sergileyebilecekleri platformlar, özgüven gelişimine katkıda bulunabilir. Eğitimle ilgili içeriklere ulaşmalarını sağlayan sosyal ağlar da öğrenme süreçlerini destekleyici bir rol oynar.
Bununla birlikte sosyal medya kullanımının riskleri göz ardı edilmemelidir. Ergenler, henüz tam olarak gelişmemiş duygusal ve bilişsel becerileri nedeniyle çevrimiçi dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelere daha açıktır. Özellikle “beğeni” alma isteği, başkalarıyla sürekli kıyaslama yapma eğilimine yol açabilir ve bu durum özgüven düşüklüğüne, beden algısı bozukluklarına veya sosyal kaygıya neden olabilir. Siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri ve yanlış bilgiyle karşılaşma gibi sorunlar da gençlerin psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Sosyal medya kullanımının süre ve içerik açısından kontrolsüz hâle gelmesi, ergenlerin akademik performansını da etkileyebilir. Uyku düzeninin bozulması, dikkatin dağılması ve zaman yönetimi sorunları sıkça görülen sonuçlardandır. Bunun yanında, gerçek hayattaki sosyal ilişkilerin yerine sanal iletişimin geçmesi, gençlerin empati, yüz yüze iletişim ve problem çözme gibi sosyal becerilerinin gelişimini sınırlayabilir.
Bu nedenle ergenlik döneminde sosyal medya kullanımının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi büyük önem taşır. Ailelerin, gençlerle açık iletişim kurarak sosyal medya deneyimlerini anlamaya çalışması, onlara yol gösterici öneriler sunması ve gerektiğinde sınırlar koyması yararlı olabilir. Okulların bilinçlendirme eğitimleri vermesi, gençlerin dijital farkındalık kazanmasına yardımcı olacaktır. En önemlisi, ergenlerin çevrimiçi ortamda karşılaşabilecekleri durumları doğru değerlendirebilecekleri bir dijital bilinç geliştirmeleri gerekir.
Sonuç olarak, ergenlik döneminde sosyal medya kullanımı hem fırsatlar hem de riskler barındıran bir olgudur. Doğru yönlendirildiğinde bilgi edinme, iletişim ve özgüven gelişimi açısından olumlu etkiler yaratırken; kontrolsüz ve bilinçsiz kullanım psikolojik, sosyal ve akademik sorunlara yol açabilir. Bu nedenle gençlerin sosyal medyayla dengeli, güvenli ve bilinçli bir ilişki kurmaları, sağlıklı gelişimleri için kritik önem taşır.
KAYNAKÇA
•Mehmet Güney & Taşkın Taştepe (2020). Ergenlerde Sosyal Medya Kullanımı ve Sosyal Medya Bağımlılığı. Ankara.
•Mehmet Bilgin (2018). Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılığı ve Psikolojik Bozukluklar Arasındaki İlişki. The Journal of International Scientific Researches, 3(3), 237–247.
•Zafer Korkmaz, İlhan Çiçek, Murat Yıldırım & Fırat Ünsal (Yayın tarihi 2023?). Sosyal Medya Bağımlılığı ve Uyku Kalitesi Arasındaki İlişki: Sanal Dünyanın Ergenler Üzerindeki Etkisi. 9
Yorumlar
Kalan Karakter: