Hepimizin hayatına dokunan bir hakikat vardır ki o hakikatte Risale-i Nur eserlerinde ifade edilen: “Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi ‘Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler’ de, pencerelerden seyret, içlerine girme.” hakikatidir. Peki, bu ifade hiçbir şey yapmadan, çalışmadan ve gayret göstermeden her şeyi Allah’a(c.c) havale etmek manasında mıdır? Elbette hayır. Bu cümle üzerimize düşeni gerçekleştirdikten sonra neticesine karışmamayı ve ortaya çıkan her türlü sonuca razı olmayı ifade eder. İbrahim Hakkı hazretleri de öyle yapmıştır. "Hocamın başına düşmeyen güneşi neyleyim." Diyerek yola çıkan İbrahim Hakkı, 18. yüzyılın ortalarında zirvesinde olduğu astronomi bilgisini de kullanarak Tillo’nun 3-4 km doğusunda bir tepe üzerinde harçsız taşlarla bir duvar yaptırır. Güneşin ekvatora dik düştüğü ve böylece gün ve gecenin eşitlendiği 21 Mart ve 23 Eylül tarihindeki ekinoks günlerinde güneş, duvarda bulunan 40*50 cm ebadındaki pencereden geçer, oradan türbe kulesinin penceresine ve oradan da kırılmak suretiyle türbe penceresinden İsmail Fakirullah Hazretleri’nin sandukasının başucunu aydınlatır. Işık hadisesi olarak bilenen bu meşhur olay yüksek bir astronomi ve mimari bilginin göstergesidir. Din ve fen ilimlerinin imtizacının güzel bir örneği olan İbrahim Hakkı Hazretleri, koca kâinatın koca güneşini ilim ve tevekkülle kendisine musahhar etmiştir. Yani üzerine düşeni yaptıktan sonra tevekküle yapıştığından yapmış olduğu bu muhteşem işte muvaffak olmuştur. Önce duvarın penceresinden, sonra kulenin penceresinden sonra da türbe penceresinden güneş ışığını geçirmeyi başarmış, daha sonrada hem ilim hem teslimiyetin semeresi olarak ortaya çıkan bu harika vaziyeti pencerelerden seyredip tefekkür etmiştir. İşte bizlere düşen vazife Hâkim ve Rahim olan Rabbimiz’in gösterdiği doğrultuda hareket ederek, işimizi istikametle yaptıktan sonra pencerelerden seyretmektir. Yoksa ‘pencerelerden seyredip içine girmemek’ manası hiçbir şeye karışmayıp lâkayt kalkmak değildir. Aksine vazifemizi doğru yapmak neticesinde ortaya çıkan güzellikleri tefekkür edip lezzetlenmek manası vardır. “Pencerelerden bakıp içlerine girmemek” manasını doğru anladığımız zaman, sekiz ism-i âzamın bir sahife-i nuranîsi olan güneşi, İbrahim Hakkı Hazretleri gibi pencerelerden geçirip hayretle tefekkür edebiliriz.
PENCERELERDEN SEYRET İÇLERİNE GİRME
Yayınlanma :
24.02.2026 01:02
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: