197. HAFTA TÜRKELİ GAZETESİ SANAT-KÜLTÜR SAYFASI YAZILARI
HAZIRLAYAN: ŞABAN KORKMAZ
HAFTANINI AYET-İ KERİMESİNİN MEALİ: “o müttakiler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infak ederler.” (Bakara Suseri:3)
HAFTANIN SÜNNETE SENİYYESİ’NİN MEALİ:”Mü’min bal arısına benzer; güzel şeyler yer güzel şeyler üretir, güzel yerlere konar, konduğu yeri de kırmaz ve bozmaz.” (İbn-i Hanbel,11,199)
&&&
AĞAÇ VE İNSAN
ŞABAN KORKMAZ
Unutulmamalıdır ki, çocuk küçük yaşlarda iken bir meyve fidanına benzer. Meyve fidanı dikildikten sonra ihtimamla sulanırsa, yeri geldiğinde budanırsa, gübresi ve ilacı zamanında verilirse yıllar sonra sayısız meyve veren ir ağaç haline gelir.
Çocuklara küçük yaşlarda milli ve manevi değerlerle yetiştirilirse, namaz kılarsa, yalan söylemezse, başkasının gıybetini yapmazsa, başarılara yüzünden başkaları8nı kıskanmazsa, yardımsever ve olabildiğince cömert yetiştirilirse anne ve babası yaşlandığında onlara “öf” bile demediği gibi anne ve babasını kesinlikle huzur evlerine göndermez, onların bir dediklerini iki etmez, onları baş tacı ederler.
Atalarımız ne güzel söylemişler: “Ağaç yaş iken eğilir.” “Görgülü kuşlar gördüğünü işler.” “Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.” Bütün bu söylenilenler anne ve babaların çocuklarını küçük yaşlarda en güzel bir biçimde yetiştirilmesi gereğini vurgulamaktadır. Anne ve babalar sonrada pişman olmamak istiyorsa çocuklarını daha küçük yaşlarda eğitmeleri gerekir. Şımarık ve yaramaz bir halde yetiştirmemelidirler.
&&&
MAHALLE FIRINLARI
Dört kulplu tekne çıktı ortaya,
Dünden üretildi ekşi maya.
Nine seslendi: “Patetesler soyuldu mu?
Doldurun bir tekneye bir çuval unu.
Fırıncıdan alındı nöbet,
O vakte yetişirilecek elbet.
“Haşlanmış patatesleri sürtün taşta”
Kaynana emrediyor, oturup en başta.
Bağlamış gelin başını, sıvanmış kolları,
Salgılı; sanki hiç yokmuş gibi sorunları.
Mayasını kardı bir köşesinde teknenin,
Amanın, pek de hamarat bu gelin.
Kontrol ederek suyun ısısını,
İçinden etti, unutmadı duasını.
Bütün gücüyle girdi gelin tekneni içine,
İyice yoğurdu; patatesler de katılarak ezercesine.
Yoğurdu hamur değil, hayatı,
Yaşamının rızkı; hem ümittir hem acı…
Unu benden, uğrası senden,
İki eltinin hikâyesi aklına geliverdi hemen.
Bir tas unla gelmiş açıkgöz elti,
Dökmüş suyu; “Cıvık oldu, elti, uğra geti!”
Uğra, su, derken bahaneyle,
Hamur olmuş koca bir tekneyle…
“Açıkgözün gözünü seveyim,”
Kaynana seslendi: “Emme, neyneyim…”
“Anam Ayşe, babam paşa,
Gel hamurum taşa taşa.”
Deyip unladı gelin hamurun yüzünü,
Kalın kalın örttü tekneni üstünü.
Haşhaşlar sürtüldü, haşlandı mercimek
Ekmek olmadan önce pideler çekilecek.
Hamur mayalında sabaha karşı,
Bul birini daha, tekneği fırına taşı.
İki kulplarından tutarak,
Yol gider fırına kıvrılarak.
Çocuklar neşeli, cıvıldaşır: “Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur.” Gidiyor dört başı mamur…
Mahallede fırınlar zamanın gerisinde,
Saklanıyor anılar kara kapının içerisinde.
Hamurlar dökülüyor, örtü serile tezgâha,
El hamuru alsın; bekleyecek biraz daha.
Fışkılar dünden geldi fırına,
Fırıncı atıyor fışkıyı ardı ardına…
Kızacak fırın, yanacak için için,
Çalışmalar bir lokma ekmek için.
Fırın ağzını açar, sanki koca bir canavar,
Isısını ayarlamak gerek; fazla ise silengi var.
Pişerken etrafı sarar mis kokular,
Cücüsüne bekler küçük çocuklar.
Sohbet başlar pişerken ekmekler,
Kadınlardan oluşan ayaklı gazeteler.
Dert yanar ayaküstü komşusuna,
İçler dökülür; çekiştirilir gelin kaynana.
Kimin kızı nişanlanmış, oğlu evlenmiş,
Laflar demini alırken pideler pişivermiş.
Ekmekler pişerken sabır gerek,
Sırada bekliyor bükme börek.
Mis gibi taze kokusu yayılır mahalleye,
Eve gidince serilir, içini çeksin diye.
Açlıkla tokluk arası bir dilim ekmek,
Hayata tutunmak için bu kadar emek.
Görülmeye değer Fatma ninenin huzuru,
Ellerini açıp şükrederek Hakk’a doğru.
“Bize verdin, olmayan kullarına da ver…
Ya Rabbi, açıkla terbiye etme bizi, “der.
Zamana uyar eski mahalle fırınları da,
Birer birer kapatır gözlerini; yaşar anılarda.
Şimdi tescilli ekşi mayalı patatesli ekmekler,
Yenilenen mahalle fırınlarında pişmeyi bekler…
MÜRŞİDE OKLU AYHAN
&&&
NE OLACAKSIN YAVRUM?
Doktor olan baba bir gün ilkokulu beşince sınıfa giden oğluna sorar:
-Oğlum okuyunca ne olacaksın?
Oğlu da şöyle cevap verir:
-Baba okuyup ta her şeyden önce adam gibi adam olmak istiyorum, deyince babası:
-Nasıl adam gibi adam, deyince oğlu cevap verir:
-Hakkı, hukuku, adaleti, yardımseverliği, tutumlu olmayı, cömertliği, yalan söylememeyi ve kul hakkı yemeyen ve yedirmeyen insan olacağım, yoksa gerisi boştur.
Demek ki bu çocuğun öğretmeni onu güzel bir şekilde yetiştirmiş ki babasının sorduğu sorulara güzel bir şekilde cevap verebilmiştir. Oysaki çocuğun yedi yaşına kadar olan en önemli öğretmeni annesidir. Bundan sonra öğretmen o yedi yaşın üstüne koya koya en azından on katlı apartman yapabilir. Çocuğun güzel bir şekilde yetişmesini sağlayabilir.
&&&
KAMYON ARKASI YAZILARI
-Boş laflarla dolduruşa gelmeyin.
-Unutmayalım ki iki tane bir yan yana gelince “11”olur
-Sakın kendinle kavgalı duruma düşme.
-İnsan her şeyden önce kendini okursa alim olur.
-Tebessümün bir sadaka hükmünde olduğunu bir bil.
-Bilmediğine; “Bilmiyorum “ demek erdemliktir.
-Açılmayan kapılan anahtarı “Besmeledir.”
-Yemediğin bir yemeği bir başkasına yedirme.
-Beraber yola çıktıklarını sakın yarı yolda koyma.
-Çocuğuna haram lokma yedirenler sonradan pişman oluyorlar ama bu pişmanlık sonradan hiçbir işe yaramıyor.
-İstediğin bir şeyi elde edemiyorsan elde etmenin zamanının gelmediğini idrak etmelisin.
-Hiçbir kimseye inkizar etme.
-Günümüzün en kötü bulaşıcı hastalığı “Gıybettir”
-Unutma! Bu dünyadan tek başına gideceksin.
-Hiç ok yere neden mazeret üretmeye kalkıyorsun?
-Sev, sevindir ki Rabbim seni sevisin ve sevindirsin.
-Kışı gider yazı kalır, sözü uçar yazı kalır.
&&&
GÜZEL HASLETLER;
-Şu beş kişiye düşmanlık etme:
1-Anne ve babaya
2-Alimlere.
3-Öğretmenlere.
4-Müttakilere.
5-Yaşlılara.
***
-Şu beş şeyi sakın kısaltma:
1-Toplum içinde selamı yaymayı.
2-Namazı kılmayı.
3-Kur’an’ı Kerim’i.
4-Sadakayı.
5-Akraba ziyaretini.
***
-Şu beş şeyi huy edin:
1-Mütevazı olmayı.
2-Sabırı.
3-Yumuşak huyluluğu.
4-İlim’i.
5-Cömertliği.
***
Şu beş şeye çoğaltmaya bak:
1-Namazlarını cemaatle kılmayı.
2-Bol bol dua etmeyi.
3-Bol bol sadaka vermeyi.
4-Bol bol istiğfar etmeyi.
5-Okumayı, anlamayı ve anlatmayı.
***
Şu beş yeyi azaltmaya bak:
1-Fazla cimri olmayı.
2-Fazla yemek yemeyi.
3-Fazla uyku uyumayı.
4-Fazla harcamayı.
5-Fazla konuşmayı.
***
Şu beş şeyden kaçın:
1-Cahillerden.
2-Hilekârlardan.
3-Münafıklardan.
4-Dolandırıcılardan.
5-Yalan söyleyenlerden.
(Karalama Defterimden)
&&&
KIZIM HANİFE HATUNA
Namazı vaktinde eda etmeli,
Büyüklerin sözlerini tutmalı,
Gösterilen doğru yola gitmeli,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım!
Kalplerden kalplere bir yol bulmalı,
Her zaman yumuşak tavır olmalı,
Acı sözü bırakıp, tatlı olmalı,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım!
Erinin hakkına eyle riayet!
Ona hizmet, Allah için ibadet,
İyi geçinmektir esas marifet,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım!
Hallerinden Allah razı olmalı,
Yüzünü görene neşe dolmalı,
Sözünü dinleyen lezzet almalı,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım!
Sakın darılıp hiç kimseyi sevme!
Çocuklara kızıp onları dövme!
Evinde sokakta kendini övme!
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım.
Seninledir baban İbrahim Hakkı,
San der, her zaman Kur’an oku!
İlimle irfanla kendini doku,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol kızım.
İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ
&&&
KELAMI BİBAR
Ecdadımız Osmanlı esnafının duvarında asılı levhasında bunlar yazılı idi:
“Her sabah Besmeleye açılır dükkânımız. Hakk’a iman ederiz. Müslümandır şanumuz. İğrisi varsa bizdendür doğrusu elbet sizin. Hilesi hud’ası yok, helalinden malımız. Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yârimiz, ziyadesi zarar verir, kanattır karımız.”
&&&
İNCİLERDEN BİR DEMET
-Her halini anlatma değersizleşirsin. Herkese güvenme yolda kalırsın. Her sırrın açığa vurma yalnızlaşırsın.
***
-Fazla fedakarlık kişinin kendi kul hakkına girmesidir.
***
-Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun.
***
-Uzun konuşanı kısa dinlemek gerek.
***
-Düşünmek ruhun kendi kendisiyle konuşmasıdır.
***
w-İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.
***
-Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılmaz.
(FARABİ)
Yorumlar
Kalan Karakter: