HAFTANIN AYET-İ KERİMESİNİN MEALİ: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan teksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”
(Hucurat Suresi;12. Ayet)
&&&
HAFTANIN SÜNNETİ SENİYYE’SİNİN MEALİ: “Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getiremeyeceğin bir söz verme.” (Tirmizi, Birr,58)
&&&
BAŞYAZI:
ŞABAN KORKMAZ
İŞTE GÜZEL NAMAZ BÖYLE KILINIR!
Rivayet edilir ki, Asım Hazretleri Hatem Hazretlerine sordu:
-Namaz kılmayı güzel bir şekilde becerebiliyor musun?
-Evet.
-Peki nasıl kılıyorsun?
-Namaz vakti geldiğinde abdestimi güzel bir şekilde tazeliyorum ve namaz kıldığım yere dikiliyorum. Ta ki tüm uzuvlarım yerleşiyor. Sonra Kâbe’yi iki kaşımın arasında, Makama-ı İbrahim’i göğsümün hizasında, Yüce Allah’ı mekândan uzak olduğu halde başımda hazır ve kalbimde her şeyi bilir görüyorum. Sanki ayağımı sırat köprüsü üzerinde, Cenneti sağımda, Cehennemi solumda, ölüm meleği Azrail’i arkamda hissediyorum. Aynı zamanda kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum. Sonra Mevla’yı görür gibi İftidah Tekbir’ini alıyorum. Tefekkürle okumaya başlıyorum. Sonra tevazu ile rükûya eğiliyorum. Tazarru ile secdeye varıyorum. Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selam veriyorum. Sonra da namazı ihlasla teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hal üzere sabra devam ediyorum.
Bunun üzerine Asım Hazretleri:
-Ey Hatem senin namazın hep böyle mi? diye sordu:
Hatem Hazretleri:
-Evet, otuz yıldır böyle namaz kılıyorum.
Asım Hazretleri ağlayarak;
-Ben daha bu zamana kadar böyle bir namaz kılamadım, dedi.
Önemli Bir Not: Kişi elbette böyle namaz kılmaya çalışmalı ki, kıldığı namazın kendisine faydası dokunsun. Böyle namaz kıla kıla hiç şüphesiz ki kıldığı namaz ona Cenneti kazandıracaktır. Bu arada Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in; “Gözümün nuru namazdır.” Dediğini aklımızdan çıkarmamız gerekiyor.
&&&
NÜKTELER DEMETİ!
Sevgili Canım Okurlarım!
Yaşımız, başımız ne olursa olsun her zaman bir şeyler öğrenmeye, ilim meclislerine devam etmeye, bildiklerimizle amel etmeye ihtiyacımız vardır. “Ben Biliyorum” diyen hep kaybetmiştir. Hem bizler bir şeyler biliyorsak o ancak denizden bir damla misalidir. Bugün istedim ki Allah dostlarının yaşantılarından bazı kesitleri okuyalım ve üzerinde düşünelim ve bende dâhil bir hisse alalım istedim. Dilerim bu isteğime sizde katılırsınız. İşte o önemli nükteler demeti:
CENNET VE CEHENNEM
Enes Bin Malik Şöyle buyurmuş:
“İnsan güzel ahlakı sayesinde cennetin âli derecelerine yükselebilir. Buna karşılık abid de olsa, kötü huyu sebebiyle cehennemin derinliklerine yuvarlanabilir.”
Hal böyle olunca gelin varsa kötü huyumuz onu iyi huylarla hemen takas etme yolunu seçelim. Ne dersiniz?
*****
ŞEYTANA DÜŞMAN MISIN?
Allah Dostlarından Rabia-i Adeviye’ye sordular:
-Sen şeytana düşman mısın?
-Hayır, dedi.
-Niçin? dediler.
-Ben dostla o kadar meşgulüm ki, başkası hatırıma gelmiyor, buyurdu.
Bizler de bizi yaratan Yüce Rabbimizle öylesine meşgul olalım ki, şeytanla uğraşacak vaktimiz olmasın. Haksız mıyım?
*****
AZALARIN ÖNEMİ
Allah dostlarından Sad-i Şirazi ( k.s.) şöyle buyuruyor:
“Dil, şükretmek içindir. Rabbini bilen dilini gıybette kullanmaz.
Kulak, Kur’an’ı Kerim ve nasihat dinlemek içindir. Batıl ve boş şeyler için değildir. İki göz, Allah Teala’nın kudret ve sanatını görmek içindir. Eşin, dostun ayıbını görmek için değildir.”
Hal böyleyse bizlerde kesinlikle hiç bir kimsenin gıybetini yapmayalım, Kur’an okumaya ve dinlemeye bakalım, gözümüzü de mümkün olduğunca haramlardan korumaya çalışalım olmaz mı?
*****
ŞÜKRÜN GERÇEĞİ
Talebeleri bir gün Abdulkadir Geylani (k.s.) Hazretlerine:
-Bize şükürden bahset, diye bir talepte bulunmuşlardı.
Şöyle anlattılar:
-Şükrün gerçeği odur ki, nimeti veren itiraf edile, kalben biline, dille söylene.
Bizlere her türlü nimeti veren elbette Yüce Allah’tır. Öyleyse O’nu bilmemiz gerekir, O’nun sevgisini kalbimize yerleştirmemiz gerekir, öğrendiklerimizi de dille ifade etmemiz gerekir. Malayani konuşmalar bize hiçbir şey kazandırmaz değil mi?
******
SEN KİMSİN?
Ebu Bekir Kettani anlatıyor:
Bir kere rüyamda çok güzel bir genç gördüm.
-Sen kimsin? diye sordum.
-Takva’yım, dedi.
-Nerede ikamet edersin? dedim,
-Dertli insanların kabinde, dedi.
Sonra diğer tarafa baktığımda çirkin, siyah bir kocakarı gördüm.
-Sen kimsin? diye sordum.
-Ben kahkaha, zevk ve keyfim, dedi.
-Nerede ikamet edersin? dedim.
-Çok gülenlerin kalbinde, dedi.
Uyandıktan sonra bir daha kahkaha ile gülmemeye niyet ettim.
Sevgili Canlar gelin biz de bu Allah dostu gibi niyet edelim ve hiçbir zaman kahkaha ile gülmemeye çalışalım olmaz mı?
&&&
İŞTE GÜZEL BİR SÖZ!
İşte güzel bir söz. Ben bunu bazı dükkânlarda gördüm. Yazıp dükkânına asanları tebrik ediyorum. Aslında dükkânlardan ziyade bütün evlere de asılmasında fayda vardır, diye düşünüyorum:
“BUGÜN BURADA GIYBET YAPILMAZ, YARIN YAPABİLİRSİNİZ.”
&&&
EL VURDU BANA
Atın çifte darbesinden sakınır iken,
Çifteden fırlayan nal vurdu bana,
Fırtınadan borandan korunur iken,
Sabah seherde esen yel vurdu bana.
Dalında öten bülbül diken değil de,
Her gün kokladığım gül vurdu bana,
Düşmanın ettiği kem göz dururken,
Ağızda bal damlayan dil vurdu bana.
Namertten sakındığım o sağ yumruğu,
Dost bildiğim sinsice sol vurdu bana,
Ozan Arif’in künye şiirinde dediği gibi,
Öpmeye kalktığım el vurdu bana.
Okyanusu denizi deryayı aşıp geldik te,
Dereden çaydan gelen sel vurdu bana,
Gözümüzü sakındığımız dudak değil de,
Hiç beklemediğim anda dal vurdu bana.
Sarıca eşek arısından bile görmedik zarar,
Kara kovandan yediğim bal vurdu bana,
Yar uğruna yıllarca dinlenmeden yürüdük,
Eli boş geri döndüğümüz yol vurdu bana.
Hasmım bile saygı duydu gayretime, çabama,
Dosttaki nazarı duruş tavır hal vurdu bana,
Sadıkkulum şükrederim yaratandan gelene,
Kardeşim bildiğim âdemoğlu kul vurdu bana.
Sadık ÜRKMEZ (Sadıkkul)
Kültür Bakanlığı Halk Şairi
&&&
ÇOK ÖNEMLİ!
“Ey Âdemoğlu! Bu hayatın bir de ahireti var. Kul hakkı diye bir şey var. Anı var, vakti var, zamanı var, mahşer var, Cennet var, cehennem var, azap var, hesap var. Sen yarına kar kalacaksan az veya çok fark etmez, her ahın bir dönüşü var.”
&&&
ÖNCE SAĞLIK:
KURU İNCİRİN FAYDALARI
-Kuru incir kalp sağlığını korur. Damarlarda oluşan ve kalp sağlığını tehdit eden serest radikallere karşı etkilidir.
-Zayıflamaya yardımcı olur. Kuru incirin kalorisi çok düşüktür, kilo aldırmaz.
-Hipertansiyonu önler. Vücudun sodyum seviyesini dengelemeye yardımcı olur.
-Günde 3 adet kuru incir tüketimi vücudun lif ihtiyacının % 20’sini karşılar.
-Sindirim sistemine ve kabızlığa karşı eşsiz bir yiyecektir.
***
SAHTE BAL NASIL ANLAŞILIR?
Sahte balı onlamak bu kadar kolay mı? Evinizdeki bal sahte mi, gerçek mi anlamak için bir kavanoza bir tatlı kaşığı bal alın, üzerini geçecek kadar sirke dökün ve sallayın. Eğer balınız köpürmüyorsa gerçek demektir. Fakat köpük köpük oluyorsa balınız sahte demektir. Aklınızda bulunsun.
***
KABAK ÇEKİRDEĞİNİN FAYDALARI:
-Mümkün olduğunca günde en azından bir avuç kabak çekirdeği tüketmeye bakalım
- O, fosfor ve çinko zenginidir.
–Prostat ve mesane sağlığını korumaya yardım eder.
-Sindirim sistemini düzenler.
***
ÇAYINIZA KARANFİL ATARSANIZ…
-Eklem ağrılarına iyi gelir. Solunum yolunu rahatlatır. Cildi besleyerek yenilenmesini sağlar. Yemek sonrası oluşan şişkinliği alır. Bağırsak parazitlerini ortadan kaldırır. (Alimoğlu Takviminden Alıntıdır)
&&&
BİLMEK LAZIM DEĞİL Mİ?
Mevlana Hazretleri (k.s.) Tanınmış Türk mutasavvıf ve düşünürüdür. En önemli eseri; Mesnevi’dir. Mevlana Hazretleri’nin (k.s.) eserleri Dünya Üniversitelerinde ders olarak okutulmaktadır. Bu okutulan derslerin arasında en önemli eseri Mesnevi’dir. Mesnevi’den önemli bir alıntı:
“Gizli ve açık olarak Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Az yeme yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, başkalarına kötülük etmemenizi, oruca devam etmenizi, namazı kılmanızı, insanlardan gelecek eziyetlere tahammül etmenizi, hoşgörülü olmanızı, tatlı dilli güler yüzlü olmanızı, hiçbir kimsenin gıybetini yapmamanızı, anne ve babalarınızın kıymetini bilmenizi tavsiye ederim.”
&&&
KİTAP
Her kişinin mutlaka,
Kitaplığı olmalı,
Onları okuyarak,
Bilgilerle dolmalı.
Roman, hikâye, masal,
Durma sen de kitap al,
Ağaçların altında,
Okuma zevkine dal.
En değerli hazine,
Güzel kitaptır inan,
Sonra olur perişan,
Onları okumayan.
Her birisi onların,
Birçok bilgiyle dolu,
Durmadan okuyanın,
Aydınlık olur yolu.
Şaban KORKMAZ
(Eğitici Çocuk Şiirleri)
&&&
ÇOCUKLARIMIZA NE KAZANDIRALIM?
Aile bu yüce toplumun en değerli birimidir. Ailede birlik, beraberlik, hoşgörü, sevgi, saygı, yardımlaşma, doğruluk, dürüstlük, dayanışma ve cömertlik duyguları zirvede bulundurulmalıdır ki o ailenin bütün üyeleri her iki cihanda aziz ve bahtiyar olsun.
Çocuklarımıza anne ve baba olarak küçük yaşlarda;
-Selamlaşma ve hal hatır sormayı öğretmeliyiz.
-Misafir karşılama ve misafire ikramı öğretmeliyiz.
-Büyükleri sevme, küçükleri korumalarını göstermeliyiz.
-Akrabaları ziyaret etmenin önemi kavratmalıyız.
-Hastalaları ziyaret etmeyi anlatmalıyız.
-Trafik kurallarına uymalarını tembihlemeliyiz.
-Haramı helali öğretmeliyiz.
-Hiçbir kimseyle münakaşa etmemeleri gerektiğini anlatmalıyız.
-Öğretmenleri derste iyi dinlemelerini söylemeliyiz.
-Bulunan bir şeyin sahibine verilmesi gerektiğini vurgulamalıyız.
-Ödevlerin günü gününe aksatmadan yapmaları gerektiğini anlatmalıyız.
Yukarıda adı geçenleri yapmalarını sağlayalım ki, sonradan pişman ve perişan olmayalım.
&&&
İYİ VE BAŞARILI BİR ÖĞERENCİ;
-Arkadaşlarıyla iyi geçinmelidir.
-Yemeğe başlamadan önce ellerini yıkamalıdır.
-Ödevlerini zamanında yapmalıdır.
-Yardımsever olmalıdır.
-Hiç bir kimseyle münakaşa etmemelidir.
-Planlı olmaya çalışmalıdır.
-Temizliğe son derece dikkat etmelidir.
-Tertipli ve düzenli olmalıdır.
-Söz dinlemesini bilmelidir.
-Hiçbir şeyde ısrar etmemeyi öğrenmelidir.
-Zararlı davranışlardan kaçınmalıdır.
-Trafik kurallarına uymalıdır.
-Dişlerini günde en az iki defa fırçalamayı bilmelidir.
-Her bir arkadaşını sevmelidir.
-Kusur arayıcı olmamalıdır.
-Vurucu, kırıcı ve dökücü olmamalıdır.
&&&
FATİHA SURESİNİN MEALİ
Hamd, alemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. (Allah’ım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir.
&&&
TARİHTEN BİRSAYFA;
ŞEYH ŞABAN-I VELİ HAZRETLERİ
Şaban-ı Veli Hazretleri, on altıncı yüzyılda yaşayan Osmanlı Velilerindendir. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinin Çakırçayı Köyü’nün Cimdar Mahallesinde doğdu. Kesin bilgiler olmamakla birlikte 1490’lı yıllarda dünyaya geldiği sanılıyor. Doğmadan basanı kaybettiği için yetim, 3 yaşında iken de öksüz kaldı. Bir hanım onu evlatlığa kabul etti. İlk tahsilini Taşköprü’de yaptı. Sonra İstanbul’a giderek; tesir, hadis, fıkıh ilimlerini Fatih Medrese’sinde tamamladı. Öğrenim yıllarında güzel ahlakı, ağırbaşlılığı ve çalışkanlığı ile hocalarının teveccühüne mazhar oldu. Zahiri ilimlerde yetişmiş bir âlim olarak Kastamonu’ya dönerken Bolu’da Halveti yolunun büyüklerinden Hayreddin-i Tokadi Hazretleriyle tanıştı. Senelerce bu hocasına hizmetle şereflendi ve tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu. Hocasının vefatından sonra da onun halifesi oldu. Kastamonu’ya giderek, halkı irşada, yetiştirmeye başladı. Şaban-ı Veli Hazretleri, dünyaya hiç meyletmezdi. Zaman zaman şehrin kenarında bulunan ulu bir çınar ağacının yanına gider, ağacın kovuğuna oturarak, Allah-ü Teala’yı zikreder. Mahlûklara hakkında tefekküre dalardı. Bu mübarek zat, kendisine sığınanları boş çevirmez, getirilen hediyeleri kendisini zahiren çok fakir olduğu halde, muhtaçlara, yetimlere dağıtırdı. 4 Mayıs 1569 (H.976) senesinde vefat etti ve Hisaraltı’ndaki tekkesinin bahçesindeki türbesine defnedildi. (Erenler Ve Evliyalar)
&&&
Yorumlar
Kalan Karakter: