İmparatorluğun üç kıtaya yayılmış olduğu, geniş coğrafyasıyla farklı din ve milletleri bünyesinde barındıran devlet… Osmanlı…
Çeşitli etnik kimliği bünyesinde barındıran Osmanlı devletinde “ecnebilik” kavramı yalnızca yabancıyı ifade eden bir kelime değil; aynı zamanda çok katmanlı bir kültürel gerçekliğin yansımasıydı. Dolayısıyla İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde farklı dillerin konuşulması son derece olağandı. Fransızca, İtalyanca ve Yunanca özellikle ticaret ve diplomasi alanlarında yaygın biçimde kullanılırken, saray çevresinde ve bürokraside de yabancı dil bilen kişilere ihtiyaç duyuluyordu. “Ecnebice konuşmak” bir yabancılaşma göstergesi olmaktan ziyade, çoğu zaman bir ayrıcalık ve gereklilikti.
Özellikle 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile birlikte Batı’ya açılan devlet, farklı dil meselesini görünür şekilde yaşamaya başladı. Özellikle Fransızca “uluslararası iletişim dili” haline gelerek eğitim kurumları ve diplomatik yazışmalarda görünür şekilde yer edinmişti. Bu durum bazı çevrelerde hayranlıkla karşılanırken, bazı aydınlar tarafından kültürel bir tehdit olarak da görülmüştür. Yani ecnebilik, Osmanlı’da hem bir zenginlik hem de bir tartışma konusuydu.
Bugüne geldiğimizde ise benzer bir durumun İngilizce üzerinden devam ettiğini görüyoruz. Küreselleşmenin etkisiyle İngilizce, neredeyse tüm dünyada ortak iletişim dili haline gelmiş durumda. Türkiye’de de özellikle gençler arasında İngilizce bilmek bir gereklilik olarak görülüyor. Akademik dünyada, iş hayatında ve hatta günlük yaşamda İngilizce kelimelerin kullanımının arttığı açıkça gözlemleniyor. Bu, Osmanlı Devleti’ndeki Fransızca etkisinin günümüzdeki bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak değerlendirildiğinde; ‘ecnebilik’ kavramı, tarihi sureçte farklı formlarda varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Devleti’nde ‘çok kültürlülüğün’ bir parçası olan bu durum, bugün küreselleşmenin bir neticesi olarak zuhur etmiştir. Fakat önemli olan bir husus da yabancı dilleri öğrenirken kendi kültürümüze ve dilimize yabancılaşmamaktır. Zira bir toplumun kimliği, büyük oranda dilinde yaşamaktadır.
Dr. Necla KIZILDAĞ PALTA
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE “ECNEBILIK” VE DİL MESELESİ
Yayınlanma :
10.04.2026 01:15
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: