Arjantin – Mısır
Arjantin, H Grubu’nu 9 puanla kayıpsız lider tamamladıktan sonra Son 32 turunda Yeşil Burun Adaları’nı uzatmalarda Cristian Romero'nun 111. dakikadaki golüyle 3-2 eledi. Mısır ise tarihinde ilk kez Dünya Kupası eleme turlarına kaldı; gruptaki Belçika ve İran beraberliklerinin ardından Son 32 turunda Avustralya’yı penaltılarla (1-1, pen. 4-2) elemeyi başardı.
Arjantin turnuvada toplam 11 gol atıp 3 gol yerken, Mısır kalesinde az gol görmesine rağmen rakiplerine 5.4 xG (beklenen gol) şansı tanıdı; bu da savunmadaki gizli zaafiyetlerini gösteriyor.
Arjantin, topa sahip olma ve oyunu domine etme felsefesini sürdürecektir. Lionel Messi sağ iç koridorda konumlanarak oyun kurucu rolünü üstlenecek, bu durum Lautaro Martínez ve Alexis Mac Allister’a hücumda ciddi boşluklar yaratacak. Yeşil Burun maçında sağ bek Molina'nın arkasında verilen açıklar sebebiyle teknik direktör Scaloni bu maçta beklerin savunma disiplinine ekstra vurgu yapacaktır.
Mısır ise derin ve kompakt bir alçak blok (low-block) savunması tercih edecektir. En büyük kozları, Arjantin'in öne çıkan beklerinin arkasındaki boşluklara Mohamed Salah'ın hızını kullanarak uzun toplarla sarkmak olacak.
Her iki takım da son maçlarında as oyuncularıyla tam 120 dakika sahada kaldı. Bu durum ciddi bir fiziksel yorgunluk yaratsa da Arjantin için, turnuvanın doğal favorisi olmanın getirdiği mental özgüven üst seviyede. Mısır ise penaltılardan tarihi bir zaferle çıkmanın moraliyle oldukça hırslı ve motivasyonu zirvede.
Taraftar desteği olarak, turnuva başından beri Kuzey Amerika’yı dolduran yoğun Arjantinli ve Messi hayranı kitlesinin tribün üstünlüğünü alması kesin gözüyle bakılıyor.
Turnuvadaki "büyük takımların elenme" furyası Arjantin üzerinde bir baskı yaratsa da, Mısır'ın savunmadaki yapısal açıklarının Messi ve arkadaşları tarafından cezalandırılacağını, Arjantin'in yorgunluğa rağmen kontrolü elden bırakmayarak çeyrek finale uzanacağını öngörüyorum.
İsviçre – Kolombiya
Dünya Kupası tarihindeki tek randevuları 1994 ABD Dünya Kupası grup aşamasındaydı ve Kolombiya maçı 2-0 kazanmıştı. 32 yıl sonra turnuva yeniden Kuzey Amerika'ya döndüğünde, bu kez çok daha büyük bir sahada rövanş oynanıyor.
İsviçre, Katar beraberliğinin ardından Bosna-Hersek ve Kanada’yı devirerek B Grubu’nu lider bitirdi. Son 32 turunda ise Cezayir’i rahat bir oyunla 2-0 (Embolo ve Ndoye'nin golleriyle) geçti ve 7 maçlık yenilmezlik serisine sahip. Kolombiya ise grubunu namağlup lider tamamladıktan sonra Son 32'de Gana’yı tek golle (1-0) geçerek turnuvada oynadığı 4 maçta sadece 1 gol yedi.
Maçın kaderini belirleyecek en büyük taktiksel savaş orta sahada Granit Xhaka ile Kolombiya’nın dinamik ismi Richard Ríos arasında geçecek. Xhaka derin oyun kurucu olarak tempoyu belirlerken, Ríos atletizmi ve pres gücüyle bu ritmi bozmaya çalışacak.
İsviçre tam 72 yıldır (1954'ten beri) Dünya Kupası'nda çeyrek finale çıkamıyor ve bu mental eşiği aşmak istiyorlar. Kolombiya ise en son 2014'te gördüğü çeyrek final başarısını tekrarlamak adına oldukça inançlı. İki takımda da cezalı oyuncu bulunmuyor ancak İsviçre'de Widmer ve Zakaria'nın hafif sakatlık durumları can sıkıyor. Kolombiya'da ise Cordoba'nın yokluğu hücum merkezini etkileyebilir.
Turnuvanın en az gol yiyen ve savunma disiplini en yüksek iki takımı karşı karşıya geliyor. Jhon Cordoba'nın yokluğuna rağmen, James Rodríguez'in sihirli pasları ve Luis Díaz'ın bireysel patlayıcılığı ile Kolombiya'nın, savunmasında ufak sakatlık problemleri yaşayan İsviçre'yi geçerek Arjantin - Mısır maçının galibiyle eşleşeceğini düşünüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: