Salep üretimine nasıl başladığını anlatan Varul, süreci şu sözlerle ifade etti: “1999 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya geldim. İlk mesleğim erkek kuaförlüğü. Şuan dayımın yanında bekçilik yapıyorum. Ben salep yetiştiriciliğine başladığımda ilk başta çok araştırdım. Piyasadaki çoğu firmayla görüştüm. Şuan Türkiye Salep Üreticileri Portalı’nda (TSÜP) Afyonkarahisar adına dördüncü sıradayız. Milas Salep Yetiştiriciliği’nden tohumlarımı aldım. Onların destekleriyle ben bu işe başladım.”

“Afyonkarahisar’daki açığı gördüm”
Bölgedeki üretim eksikliğinin kendisini bu alana yönlendirdiğini belirten Varul, girişimcilik bakış açısını şu şekilde dile getirdi: “Afyonkarahisar’da salep yetiştirme açığını gördüğüm için ben bu işe girmeye karar verdim. Her zaman bir kural vardır; olmayan bir şeyi yaparsan başarılı olursun. Bende bu mantıkla, bu çerçevede ilerledim. Ekimi yapmaya başlamamın üzerinden 2 ay geçti. Şuan mahsüllerin gelişimi yüzde 95 olarak çok iyi durumda. Alt taraftan yumru vermeye başladılar. Havalar iyice ısınmaya başlayınca Allah nasip ederse çiçek de açacak. Yumruların daha çok büyümesi amacıyla ben çiçeklerini kesip yumrularına vermeyi sağlayacağım. Çiçek olarak bırakmayacağım. Ben bunları damızlık için yapıyorum. Allah nasip ederse bu işi ilk önce 1000 metrekare bir alanda daha sonra da 5000 metrekare bir alanda büyüterek devam edeceğim.”

“Salep benim gözümde bir altın”
Üretim sürecinde tamamen bilimsel ve organik yöntemleri tercih ettiğini vurgulayan Varul, salebin değerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Afyonkarahisar iklimine göre konuşursak; Ekim-Kasım ayı gibi dikimi yapıyoruz. Haziran ayının başında da hasadını gerçekleştiriyoruz. Salep benim gözümde bir altın. Salep, süzek torağı seviyor. Ben buraya yaparken fışkımı ektim, hayvan gübresi yaptım. Hep organik davrandım. İnce kum getirdim. Toprağımı iyice süzekleştirmeye çalıştım. Yani toprağın süzek olması lazım. Salep üretim yolculuğuma başlarken işin mutfağından, yani bilimsel temellerinden yola çıktım. 150 metrekarelik üretim alanımda; toprağın havalandırılmasından mineral dengesine kadar her aşamada titiz bir toprak hazırlığı süreci yürüttüm. Birçok üreticinin aksine, daha yüksek verim ve adaptasyon kabiliyeti sağlayan fide dikimi yöntemini tercih ederek modern tarımın gereklerini yerine getirdim. Özellikle malçlama teknikleriyle toprağın nemini koruyup doğal koruma kalkanı oluşturarak, Afyon’un sert ikliminde yüksek verimli sonuçlar alınabileceğini gösterdim. Şuanda buradan beklentim 90 kilo ile 120 kilo arası salep elde etmek. Piyasada kilogramı 4000 bin TL olarak satılıyor. Devletimiz şuanda yurtdışına satışını yasakladı. Yasak olduğu için yaş yumru veremiyoruz. Kuru yumruyu da veremiyoruz ama toz halinde işleyip paketli bir şekilde verebiliyoruz. Devletimizin destekleriyle de öğütme işine de girmeyi düşünüyorum.”

“Gençler beklemesin, üretime yönelsin”
Gençlere çağrıda bulunan Varul, tarımın önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “İnsanlar beklemesin, bekledikçe zaman kaybediyoruz. Şuan Türkiye olarak salep yetiştiriciliğinde gerideyiz. Kotamız çok düşük. Bu yüzden kotayı yüksek seviyeye çekersek daha iyi verim alacağımızı düşünüyorum. Devlet olarak da millet olarak da güzel başarılar elde edeceğimize inanıyorum. Özellikle gençlere söylüyorum; bu işe girsinler. Toprak kazandırdığı hiçbir şeyi geri istemiyor. Ne olursa olsun topraktan gelen daha iyi. Çiftçilik çok kıymetli bir meslek. Başkalarının yanında çalışacağına kendi işinde çalışsın gençlerimiz.” >>Özel Haber: Hüseyin ER-Yasin AY







Yorumlar
Kalan Karakter: