Reklam
Ahmet SEVİM

Ahmet SEVİM


MEŞRÛLUK

12 Haziran 2020 - 01:10

Müslümanın hayatı ölçülüdür.
Çünkü her Müslüman imanı gereği gayet iyi bilir ki, bu dünyada yaptığı her bir şeyin hesabı vardır. ( Ânkebut,29/1)
Bizi yanlışa sürüklemek için gayret gösteren insanlar olabilir. Biz hiçbir dünyevi mazeretle yanlışa evet diyemeyiz. Bu şekilde davrananların kıyamette sıkıntı çekeceklerini kutsal kitabımız bize haber vermektedir.  ( Ahzab, 33 /66)
Bu ölçü, hem kişiyi hem de toplumu keyfilikten korur. Dolayısıyla toplumda adaleti tesis eder. En temel akaid prensiplerinden birisi şudur: Peygamberler hariç insanlar hata ile ma’lüldür. Yani her insan her an hata yapabilir. Kadim medeniyet tarihimizde ilme ve kaynağa bağlı bir anlayışla fikir üreten ümera ve ulemâ farklı görüşlere tahammül etmişlerdir. Çünkü onların derdi söz ve eylemlerinin kur’an ve sünnete uygunluğu yani meşrûluk idi. 
Sözlükte “açıklamak, açığa çıkarmak; bir işe başlamak; uyulmaya değer âdet başlatmak, din / hukuk kuralı koymak” gibi mânalara gelen şer‘ kökünden ism-i mef‘ûl olan meşrû, İslâmî literatürde dinî kaynaklara dayalı hükümleri veya dine ve ilkelerine uygun olan eylem ve işlemleri ifade eden bir terimdir. ( İslam Ansiklopedisi , “meşrû” md.)
Dilimize geçen en güzel kavramlardan birisi de elbette ki “meşrû” kavramıdır. Günlük konuşmalarımız da bile “ bu yaptığın iş meşrû mu? “ sorarız. Bu elbette ki o an için ıstılahi / dini anlamda kullanılan bir kelime olmayabilir. Ama neticede bilinç altında dinin cevaz verdiği / uygun gördüğü anlamı her kes için vardır.
Nefislerimiz bizi zora sokar. Yusuf peygamber bile nefsini teberri’ edemeyeceğini ve Rabbinin koruması altına girdiğini ifade etmektedir. ( Yusuf,12/53 )
Kul, kulluğa yakışmayan her davranışında meşrûluk çizgisinden uzaklaşır. Ve bu davranış , yani meşruiyyeti ihlal etme kişinin kendisine zulmetmesidir. ( Talak ,65/1)
Hayatın keşmekeşi içinde hepimiz zaman zaman savrulmalar yaşayabiliriz. Bazen aile içinde en yakınımızdan başlayarak etrafımızdaki insanlardan hukuka / vicdana uymayan talep ve teklifler gelebilir. Böyle bir yanlışlıktan kurtulmanın yolu tedbir almaktır.
Her bir söz ve fiilimizin sorumlusu biziz. Şaka bile olsa sözümüzde bir başkasının hakkına tecavüz edecek bir duruma fırsat vermemeliyiz. Günümüzde bazen nefsimizden bazen de başkalarından duyduğumuz ve temelinde günü kurtarma derdine düşen her insanın söyleyebileceği sözlerden de kaçınmalıyız. O zaman biz keyfilikten ve zulmetmekten sakınmak için söz ve davranışlarımızda meşrûluğa dikkat etmek zorundayız.
 
Bu konuda bizi zora sokabilecek olan bazı kavramlar:
Benim Kalbim Temiz,
Tek Seferden Bir Şey Olmaz,
Herkes Yapıyor,
Devir Değişti,
Sonra Yaparım,
Allah Affeder,
Bu Kadar Abartma!
Dünyayı sen mi kurtaracaksın,
Âlemin bir akıllısı sen misin?
 
 
Müslüman için Rabbinin rızasını aramak meşrûiyyet çizgisidir. Bu sebeple kendisinden ilham aldığı ve hatta etkilendiği kişi / kişilerin söz ve davranışlarını da dikkat etmek zorundadır. Bizim itikat esaslarımızdan olan kişilerin mâsum olmadığı konusu hayatı meşrû zeminde yaşamak için çok  önemli bir basamaktır.
Bu konuda özellikle ilk dönem müçtehidlerin / alimlerin ortaya koyduğu duruş son derece dikkat çekicidir. Kendi içtihatlarına karşı delili daha sağlam olanların onlara uymaları gerektiğini hiç çekinmeden ifade etmişlerdir.
 
Kur’an-ı kerimin bu konudaki uyarıları son derece önemlidir. Kişi, kan bağı sebebiyle yakın ve uzak akrabasına karşı sevgi ve muhabbet besler. Burada da ölçü bu sevginin gereği sevdiği kişilerden gelen veya gelebilecek olan teklif ve talepleri meşrûiyyet ölçüsünde değerlendirir.
Kişi dinin emrettiği davranışları yaparken zorluklar ile karşılaşabilir. ( Asr,103/3)
Bu başta her peygamberin karşılaştığı bir tablodur. Bu konuda ümmetin her bir ferdinin de zorlukları olacaktır. Ama Müslüman kınayanların kınamasından korkmaz ve çekinmez. ( Mâide,5/54)
Çünkü dönüş O’nadır.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum