TGK Kocaeli İl Temsilciliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya 53 ilden gazeteciler cemiyetleri ile 7 gazeteciler federasyonu başkanı katıldı. Yerel basının ekonomik ve yapısal sorunları, basın özgürlüğü, dijital dönüşüm ve meslek etiği gibi başlıkların kapsamlı şekilde ele alındığı buluşmaya ilgi yoğun oldu.
Toplantıya Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı, BİK Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Müftüoğlu ve Mehmet Ergün, BİK Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Delibaş, BİK Sakarya Bölge Müdürü İbrahim Çorbacı ile çok sayıda gazeteci katıldı. Afyonkarahisar’ı temsilen Kocatepe Gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt da toplantıda yer aldı.

TGK’nın sektördeki rolüne vurgu
Toplantıda konuşan BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, basın temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, TGK’nın sektörde üstlendiği rolün önemine dikkat çekti: “Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun basın dernek ve cemiyetlerini aynı çatı altında buluşturarak, mesleğin kurumsal hafızasının korunmasında son derece önemli bir misyon üstlendiğini kaydetti. 65 yıllık köklü bir kurum olan Basın İlan Kurumu’nun (BİK) basının yanında yer almayı ve sektörün güçlenerek geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Çay, benimsedikleri temel ilkenin “Sahada karşılığı olan, hissedilen ve somut sonuçlar üreten politikalar” olduğunu ifade etti.
Genel Müdür Çay, “Bu anlayışla; sahaya inen, dinleyen ve çözümü birlikte inşa eden bir yönetim modeli ortaya koyduk. Basın temsilcilerimizle, kamu kurumlarımızla ve akademik çevrelerle yürüttüğümüz temasları, karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik” diye aktardı.”
“6 milyar TL kamu desteği sağladık”
Çay, basın sektörüne sağlanan desteklere ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Göreve başladığımız günden bu yana benimsediğimiz temel yaklaşım ise nettir; sahada karşılığı olan, hissedilen ve somut sonuçlar üreten politikalar. Bu anlayışla; sahaya inen, dinleyen ve çözümü birlikte inşa eden bir yönetim modeli ortaya koyduk. Basın temsilcilerimizle, kamu kurumlarımızla ve akademik çevrelerle yürüttüğümüz temasları, karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Bugün geldiğimiz noktada açıkça görüyoruz ki, basın sektörü çok katmanlı bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Bu dönüşüm üç temel başlıkta kendini göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla görev alanımızdaki 2 binin üzerindeki süreli yayına sağlanan kamu desteği 6 milyar TL’yi aşmıştır. Sektörün, kurumsal ve ekonomik yapısını güçlendirmesi için resmi ilan ve reklam gelirlerinin yanında yeni gelir modelleri oluşturması önem taşımaktadır.”
Dijital dönüşüm ve etik vurgusu
Çay, medya sektörünün dönüşümüne dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Medya; içerik üretimi, editoryal süreçler, algoritma bağımlılığı ile yapay zekâ ve insan arasındaki rol dağılımı da dâhil olmak üzere yeniden yapılanma süreci içerisindedir. Uluslararası ölçekte yaşanan bu dönüşüme; gelir yapıları, ölçülebilirlik ve kullanıcı etkileşimi gibi birçok katmanda uyum sağlamak temel ödevlerimiz arasında yer almalıdır. Üçüncü başlığımız ise; meslek etiği! Bugün gazetecilik yalnızca hız değil; doğruluk, güvenilirlik ve etik sorumluluk demektir. Küresel dezenformasyon mücadelelerinin arttığı bir dönemde, toplumun doğru haber alma hakkını korumak her zamankinden daha büyük bir sorumluluk haline gelmiştir. Tabii burada bir parantez açmak istiyorum. Özellikle 7 Ekim’le birlikte başlayan İsrail’in Gazze soykırımı; bize uluslararası normlar olarak dayatılan birçok hususun içinin boş olduğunu gösterdi. Dolayısıyla kendi kültürümüzde, kendi temel değerlerimizde yer alan anlayışla uluslararası normların ötesinde bir değer dünyasına erişebileceğimiz kanaatindeyim.”
“7,5 milyar TL’lik kredi imkânı sağlandı”
BİK Genel Müdürü Çay, finansal desteklere ilişkin açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Özellikle uluslararası hukukun, insan haklarının ve beraberinde sözde batı toplumları tarafından dile getirilen birçok değer yargısının aslında sadece kendilerini korumaya yönelik ifade edilen hususlar olduğunu görmüş olduk. Dolayısıyla, biz kendi toplumumuzun köklü geçmişinde yer alan kültürel dinamiklerimize ayaklarımızı sabitleyerek, vizyoner bir bakışla hep birlikte çalışarak daha öteye erişebileceğimiz kanaatindeyim. Bu yaklaşımı açıkçası çok kıymetli buluyorum. Basın İlan Kurumu olarak bu gerçeklik karşısında rehberlik eden ve çözüm üreten bir anlayışla hareket ediyoruz. Finansal sürdürülebilirlik kapsamında Kredi Garanti Fonu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ve 2 binden fazla süreli yayını kapsayan 7,5 milyar TL’lik kredi imkânı, sektörümüzün yatırım kapasitesini güçlendiren önemli bir adım olmuştur.”
BİK Analitik ve eğitim projeleri
Çay, kurumun diğer çalışmalarını da şu sözlerle anlattı: “Bunun yanı sıra, basın çalışanlarına yönelik yardımları sosyal sorumluluk anlayışımız doğrultusunda yüzde 50 oranında artırırken, 2026 yılı için Basın Derneklerine Yardım Fonuna 7 milyon 200 bin TL tahsis ettik. Basın sektöründe çeşitliliğin ve çoğulcu yapının korunması amacıyla 2026 yılı içerisinde azınlık gazetelerine 471 bin Türk Lirası yardım yapılmasını kararlaştırdık. Dijital alanda ise okur odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. BİK Analitik sistemiyle sağlanan objektif ölçümleme, doğru veriyi esas alan bir medya ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Mesleki gelişim alanında düzenlediğimiz eğitim programları ve özellikle yapay zekâ ile dijital yetkinliklere odaklanan çalışmalarımız, gazeteciliğin yeni dönemine hazırlık açısından büyük önem taşımaktadır. Yine bu çerçevede 9 Ocak’ta tertip ettiğimiz Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler paneli çok önemliydi, katılımlarınız için tekrar ben teşekkür ediyorum. Bu tür programları çeşitli vesilelerle icra etmeyi düşünüyoruz.”
“Basın emekçilerinin yanındayız”
Çay konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Basın; demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Güçlü bir basın; güçlü bir toplum ve sağlıklı bir kamuoyu demektir. Ancak demokrasiyi bir yerlerden ülkemize getirmek gibi bir telaşımızın, gayretimizin olmaması gerektiğine inanmıyorum. Gerek Ukrayna-Rusya savaşında gerek Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizde, gerek İsrail’in Gazze’de yaşattığı soykırımda uluslararası toplum doğru bir imtihan veremezken, ülkemiz her daim barıştan yana tavrını koymuştur. Dolayısıyla, birilerinin Demokles’in kılıcı gibi tepemizde “Demokrasi demokrasi” diye bize ders vermeye kalkmasının hadsizlik olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz bu konuda yeterli kapasiteye de sahiptir, yeterli liderlik potansiyelini de taşımaktadır. Bu noktada Cumhurbaşkanımızın tecrübesi ve liderliği bizim için çok kıymetli; bunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Bizler Basın İlan Kurumu olarak; sektörün yanında duran, sorunları ertelemeyen ve birlikte çözüm üreten bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnanıyoruz ki ortak akıl, güçlü iş birliği ve kararlı bir vizyonla Türk basını bu dönüşüm sürecinden daha da güçlenerek çıkacaktır.”
TGK’dan meslek yasası çağrısı
Toplantıda konuşan TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı ise gazetecilik mesleğine yönelik yasal düzenleme eksikliğine dikkat çekti: “Öncelikle altını özellikle çizmek isterim ki, basın sektörünün en temel yapısal eksikliği, gazetecilik mesleğini tanımlayan ve mesleki standartları belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin hâlâ bulunmamasıdır. Bugün gazeteciliğe giriş kriterleri net değildir. Bu durum, mesleğin denetimsiz şekilde yapılabilmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak mesleki nitelik zayıflamakta, etik ihlaller artmakta ve en önemlisi kamuoyunun doğru bilgiye erişimi zarar görmektedir. Dijital medyanın hızla yaygınlaştığı bir çağda, sorumluluk taşımayan içeriklerin çoğalması bu sorunu daha da büyütmektedir. Bu nedenle gazetecilik mesleğini açıkça tanımlayan, mesleki yeterlilikleri belirleyen ve gazetecilerin haklarını koruyan bir meslek yasası artık bir tercih değil, zorunluluktur. Ancak bu yasa, özgürlüğü sınırlayan değil, özgürlüğü güçlendiren bir anlayışla hazırlanmalıdır.”
Yerel basının ekonomik sorunları gündemde
Kolaylı, yerel basının yaşadığı ekonomik sıkıntıları da şu sözlerle dile getirdi: “Yerel basının ekonomik sürdürülebilirliği de en önemli gündem başlıklarımızdan biridir. Hepimizin bildiği gibi, yerel basın için resmî ilan ve reklam gelirleri adeta bir can damarıdır. Ancak son yıllarda ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayın zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygınlaşması, bu damarı zayıflatmıştır. Kamuda tasarruf uygulamalarıyla birlikte ilan hacmi daralmış, yerel medya kuruluşlarımız ekonomik olarak ciddi bir baskı altına girmiştir. Bugün birçok gazete ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Bu tablo karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir. Mevcut yüzde 15’lik komisyon oranı da bu yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle komisyon oranlarının düşürülmesi, ilan kesme cezalarının son çare olarak uygulanması ve doğrudan temin yöntemlerinin sınırlandırılması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Aynı zamanda ilanların yerel basında yayımlanma zorunluluğu genişletilmeli ve küçük ölçekli yayınları koruyacak adil bir dağıtım sistemi kurulmalıdır.”
“7418 sayılı kanun yeniden ele alınmalı”
Kolaylı, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bugün Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan bazı düzenlemeler ile yoruma açık hükümler, gazeteciler üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu durum oto-sansüre yol açmakta, editoryal bağımsızlığı zayıflatmaktadır. Gazetecilere yönelik soruşturmalar ve davalar, ekonomik baskılarla birleştiğinde, ortaya çok daha ağır bir tablo çıkmaktadır. Bu nedenle mevzuatın evrensel hukuk normlarına uygun hale getirilmesi, adil yargılama ilkesinin eksiksiz uygulanması ve gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkının güvence altına alınması şarttır. 18 Ekim 2022 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen 7418 sayılı Kanun, tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Uygulamada bu düzenlemenin gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğu ve tutuklamalara varan sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Bizler, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak bu yasa teklifi daha görüşülürken, önce TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda, ardından TBMM Adalet Komisyonu’nda defalarca söz aldık ve bu düzenlemenin sakıncalarını açıkça ifade ettik.”
Yorumlar
Kalan Karakter: