Psikolog Aslı Helvacıoğlu Uyardı: "Ruh Sağlığı İçin Kriz Anını Beklemeyin"
Uzman Klinik Psikolog Aslı Helvacıoğlu, modern yaşamın getirdiği stres faktörleri, ekonomik belirsizlikler ve dijital bağımlılıkların ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair Türkeli mikrofonlarına açıklamalarda bulundu.
Yayınlanma :
25.03.2026 12:56
Güncelleme :
25.03.2026 12:58
Afyonkarahisar’da hizmet veren Uzman Klinik Psikolog Aslı Helvacıoğlu, özellikle belirsizliğe tahammülün azalmasının kaygıyı tetiklediğini belirterek, erken dönemde profesyonel destek almanın hayati önem taşıdığını söyledi.
"Belirsizlik Kaygıyı Besleyen En Güçlü Unsur"
Modern dünyadaki değişim hızının bireylerde adaptasyon sorununa yol açtığını ifade eden Helvacıoğlu, stresin temelindeki unsurlara değindi. Helvacıoğlu, Modern dünyadaki değişim hızının bireylerde adaptasyon sorununa yol açtığını ifade eden Helvacıoğlu, stresin temelindeki unsurlara değindi. Helvacıoğlu, “Modern dünyada stres ve kaygı seviyelerinin hızla tırmanmasının temelinde, değişen yaşam koşulları ve ekonomik belirsizliklerin yarattığı adaptasyon sorunu yatmaktadır. İnsanlar, kontrol edemedikleri bu yeni dinamiklerle nasıl başa çıkacaklarını bilemediklerinde derin bir çaresizlik hissine kapılmakta, bu durum da depresif süreçleri tetiklemektedir. Özellikle belirsizliğe karşı tahammülün azalması, yani bilinmeyene karşı duyulan direncin düşmesi, kaygıyı besleyen en güçlü unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.”Dedi.
"Psikolojik Destek İçin Kriz Anını Beklemeyin"
Toplumsal algıdaki değişime rağmen profesyonel yardım alma konusundaki çekincelerin sürdüğünü belirten Helvacıoğlu, “Ruh sağlığı, tıpkı fiziksel sağlık gibi hayati bir öneme sahiptir ve her iki alan da birbirini doğrudan etkiler. Nasıl ki dişimiz veya kalbimiz ağrıdığında vakit kaybetmeden bir hekime başvuruyorsak, ruhsal dünyamızda bir şeylerin ters gittiğini hissettiğimizde de aynı bilinçle hareket etmemiz gerekir. Kişi, günlük işlerini yürütmekte zorlandığını, sorumluluklarını yerine getiremediğini veya hissettiği duygu durumunun artık yaşamını engellediğini fark ettiği noktada profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilir. Özellikle panik ve yoğun kaygı anlarında gelen "hiçbir şey yapamama" hissi, durumun doğası gereği oldukça normaldir. Bu anlarda felaket senaryolarına kapılmak yerine o ana odaklanmak; etraftaki seslere, renklere veya dokulara dikkat kesilerek duyuları harekete geçirmek, paniğin şiddetini bir nebze olsun azaltmaya yardımcı olur. ”diye konuştu.
"Aşırı Düşünme Döngüsü Uykuyu Baltalıyor"
Uyku düzeninin zihinsel sağlığın temel direği olduğunu vurgulayan Helvacıoğlu, sosyal medya ve "overthink" (aşırı düşünme) sorununada değindi. Helvacıoğlu, “Zihinsel sağlığın en temel direklerinden biri olan uyku düzeni ise modern insanın en çok ihmal ettiği alanların başında geliyor. Uyku, beynin ve ruhun gerçek anlamda dinlendiği ve iyileştiği yegane süreçtir; ancak günümüzde sosyal medya bağımlılığı ve yatağa girildiğinde durmak bilmeyen "overthink" yani aşırı düşünme döngüsü bu süreci baltalamaktadır. Kişi yatağa yattığında zihnindeki düşüncelere hapsoldukça uyuyamaz, uyuyamadıkça daha çok düşünür ve bu kısır döngü biyolojik saati bozarak ruh sağlığını olumsuz etkiler. Bu döngülerin farkına varmak ve uykuyu engelleyen alışkanlıkları dönüştürmek, içsel huzuru yeniden inşa etmek için atılması gereken en kritik adımlardan biridir.”Şeklinde konuştu.
Sosyal Medya ve Gençlerde Beden Algısı Tahribatı
İkili ilişkilerdeki iletişim kopukluğu ve dijital bağımlılıkların gençler üzerindeki etkilerini değerlendiren Helvacıoğlu, “Günümüzde çiftler arası iletişimde en temel sorunlardan biri, tahammül seviyesinin ve karşılıklı anlayışın giderek azalmasıdır. Bireysel stresler, gelecek kaygıları ve öfke kontrolü problemleri doğrudan sosyal ilişkilere yansırken; bu noktada duygusal zeka kavramı büyük bir önem kazanmaktadır. Karşımızdaki kişiyi sadece duymak yerine gerçekten dinlemek, empati kurmak ve anlayarak cevap vermek, toplumsal huzur için "çifte memnuniyet" ilkesini genele yaymamızı gerektirmektedir. İletişimdeki bu kopuşun yanı sıra, özellikle çocuklarda ve gençlerde artan telefon ve sosyal medya bağımlılığı da ciddi bir problem haline gelmiştir. Eğer bu kullanım, bireyin ders çalışmasını veya akranlarıyla vakit geçirmesini engelleyerek günlük işlevselliğini bozuyorsa, artık zararlı bir boyuta ulaşmış demektir. Bu bağımlılığın en tehlikeli yansımalarından biri de ergenler üzerindeki beden algısı tahribatıdır; sosyal medyada sunulan kusursuz ve yapay görselleri gerçek ve ulaşılabilir sanan gençler, kendi doğal özelliklerini "anormal" olarak algılamaya başlamakta ve bu durum ciddi bir özgüven sorununa dönüşmektedir.” İfadelerine yer verdi.
>>Özel Haber:Ceren Çiydem
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: