Mustafa Arslan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) çerçevesinde hayata geçirilen Öğrenci Gelişim Raporu uygulamasının sahadaki karşılığının beklentileri karşılamadığını belirtti. Arslan,
“İlkokullarda başlatılan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, öğretmenler üzerinde ağır ve bürokratik yük oluşturmakta, öğrenci gelişimini net biçimde ortaya koyamamakta, veliler için anlaşılır bir geri bildirim sunmaktan ziyade çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşmektedir. Eğitim-Bir-Sen olarak bu raporların, ‘bürokratik bir veri girişi’ olmaktan çıkarılarak sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmesi gerektiğini savunuyoruz” dedi.
Öğretmenler için ağır ve tekrar eden iş yükü
Arslan, Öğrenci Gelişim Raporlarının öğretmenler açısından pedagojik bir araç olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Öğrenci gelişim raporları, sahada amaca hizmet etmeyen ağır, yorucu ve sürekli tekrar eden bir iş yükü olarak karşılık bulmaktadır. Bu raporları hazırlamak, öğrencilerin becerilerini geliştirmek yerine yalnızca form doldurmak için zaman harcanan bir sürece dönüşmüştür.”
Her öğrenci için sosyal-duygusal, akademik ve davranışsal alanlarda onlarca kriterin sisteme girilmesinin ciddi zaman kaybına yol açtığını belirten Arslan, bu kriterlerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini söyledi. Uygulamanın öğretmenlerde tükenmişlik duygusu oluşturduğunu kaydeden Arslan, sistemin bu haliyle “mış gibi” işlediğini ifade etti.
Öğrencilerde karne heyecanı azalıyor
Öğrenci açısından raporların olumsuz etkilerine de dikkat çeken Arslan, özellikle ilkokul çağındaki çocukların somut ve anlaşılır bir karne beklediğini vurguladı.
“Öğrenciler sayfalarca süren karmaşık raporlarla karşılaşmakta, bu durum karnenin temsil ettiği motivasyonu ve heyecanı zayıflatmaktadır. Raporlar, öğrenciler tarafından sahiplenilmediği için yol gösterici bir geri bildirim işlevi de görmemektedir” dedi.
Arslan ayrıca, birinci sınıftan itibaren yapılan sınıflandırmaların çocuklarda erken yaşta etiketlenme ve yetersizlik algısı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Sürekli denetlenme ve puanlanma kaygısının ilkokulun oyun ve keşfetme alanı olma özelliğini zayıflattığını ifade etti.
Veliler için muğlak ve kafa karıştırıcı
Öğrenci Gelişim Raporlarının veliler açısından da anlaşılır olmadığını belirten Arslan, raporların akademik terminolojiye boğulmuş, belirsiz veri yığınları olarak algılandığını söyledi.
“Veliler, raporu aldıktan sonra dahi öğretmene ‘Çocuğumun durumu iyi mi, kötü mü?’ sorusunu sorma ihtiyacı duymaktadır. Bu durum, süreci şeffaflaştırmak yerine daha da bulanık hale getirmektedir” ifadelerini kullandı.
“TYMM ruhunu yansıtmıyor”
Mustafa Arslan, uygulamanın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ruhuyla da örtüşmediğini savundu. TYMM’nin çok yönlü gelişimi esas aldığını hatırlatan Arslan, gelişim raporlarının süreç yerine sonuç odaklı bir anlayışı benimsediğini dile getirdi.
“Soyut erdemlerin puanlarla veya kalıp cümlelerle ölçülmeye çalışılması, bu değerlerin içini boşaltmakta ve onları sıradan bir ders notu seviyesine indirmektedir” dedi.
Sade ve yol gösterici rapor çağrısı
Açıklamasının sonunda çözüm önerilerini sıralayan Arslan, Öğrenci Gelişim Raporlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Arslan,
“Raporlarda veli ve öğrenci tarafından anlaşılır bir dil kullanılmalı, ölçüt sayısı azaltılarak öğretmenin gözlem kalitesi artırılmalı, ölçülebilir hedefler ortaya konulmalıdır. Hazırlanan raporlar, sadece öğrencinin durumunu tespit eden değil, gelişimini destekleyen ve velilere yol haritası sunan dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır” diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: