Milletvekili Olgun, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, deprem felaketinin üzerinden geçen süreye rağmen kayıp çocukların akıbetine dair resmi bir açıklama yapılmadığını savundu.
"Güven Duygumuz Enkaz Altında Kaldı"
Depremin sadece fiziksel bir yıkım yaratmadığını, toplumun güven duygusunu da zedelediğini ifade eden Olgun, “6 Şubat depremlerinden sonra kaybolan çocuklarımız nerede? 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan depremler yalnızca şehirleri yıkmadı, o gün evlerimizle birlikte güven duygumuz da enkaz altında kaldı. Resmî rakamlara göre on binlerce insanımızı kaybettik. Ancak bir başka acı daha var ki hâlâ karanlıkta: Deprem sonrası kaybolduğu bildirilen çocuklarımız. Enkazdan sağ çıkarılan, hastanelere sevk edilen, kimliği tespit edilemeyen, başka illere nakledilen ancak ailesine ulaşılamayan çocuklarımız oldu. Aileler günlerce, haftalarca, aylarca evlatlarının izini sürdü; sosyal medya paylaşımlarıyla, kayıp ilanlarıyla, savcılıklara yapılan başvurularla seslerini duyurmaya çalıştılar. Buradan açıkça ifade ediyorum: Eğer bir tek çocuğun bile akıbeti net olarak ortaya konmamışsa bu Meclisin ve devletin omuzlarında ağır bir sorumluluk vardır.” Dedi.
"Süreç Şeffaf Yürütülmedi"
Çocukların korunmasının anayasal ve uluslararası bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Milletvekili Olgun, “Deprem sonrası refakatsiz kalan çocukların sayısına ilişkin farklı rakamlar kamuoyuna yansıdı. Bir kısmının kimlik tespiti yapıldı, bir kısmı ailesine teslim edildi ancak süreç şeffaf yürütülmediği için toplumdaki şüphe ve kaygı giderilemedi. Olağanüstü hâl bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz, tam tersine, daha da ağırlaştırır. Şunu soruyoruz: Deprem sonrası refakatsiz kalan çocukların tam listesi kamuoyuyla neden şeffaf şekilde paylaşılmamıştır? Bu çocukların tamamının kimlik tespiti yapılmış mıdır? Kaybolan çocukların tam listesi yapılmış mıdır? Bu konuda yapılan tüm kayıp başvuruları değerlendirilmiş midir? Başka illere sevk edilen çocukların kayıt ve takip sistemi nasıl işletilmiştir? Aile başvuruları ile eşleştirme süreçleri hangi denetim mekanizmalarıyla yürütülmüştür?” ifadedelerine yer verdi.
"Epstein Dosyası ve Somut Örnekler Endişeleri Artırıyor"
Dünya gündemini sarsan Epstein davası ve somut kayıp vakalarına dikkat çeken Olgun, “Uluslararası bir pedofili ve fuhuş ağı yöneten, dünyanın her yerinden çocukların kaçırılmasından ve kaybolmasından sorumlu Epstein denilen canavara ait son günlerde kamuoyuyla paylaşılan yazışmalar bizi 6 Şubat depreminde kaybolan çocuklarımızın akıbeti hakkında düşünmek bile istemeyeceğimiz sonuçlara götürüyor. Nitekim Hollanda'da sokakta tek başına bulunan ve depremzede olduğunu belirten 5 yaşındaki çocuğun kimliği, depremden sonra oraya nasıl gittiği, annesi ve babasına ne olduğu hâlâ bir muamma. Yine, o dönemde 12 yaşında olan Mira Yıldırım Antakya Rönesans Rezidans'tan 8 Şubat günü sağ olarak çıkarıldı, sonrasında ise hastaneye götürülmek üzere sivil bir araca bindirildi, Mira'dan o gün bugündür haber yok.” Şeklinde konuştu.
"Bağımsız Komisyon Kurulmalı"
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, konunun siyaset üstü bir vicdan meselesi olduğunu belirterek “İYİ Parti olarak çağrımız nettir: Deprem sonrası refakatsiz kalan tüm çocuklara ilişkin süreç isim bazlı ve denetime açık şekilde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na riayet edilmek üzere bağımsız bir komisyon tarafından incelenmelidir. Bu çocukların hayatta olup olmadıkları, hayattalarsa nerede ve kimlerin elinde oldukları açıklığa kavuşturulmalıdır. Şeffaflık güveni artırır, suskunluk ise kuşkuyu büyütür. Biz bu kürsüden bağırıyoruz: Hiçbir çocuğumuzun akıbeti karanlıkta kalmasın. Bu mesele kapanmış bir dosya değildir, bu mesele Türkiye'nin sadece vicdan değil, aynı zamanda kamu güvenliği meselesidir.” Diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: