Arslan, kadınların temel hak ve özgürlük mücadelesinin insan hakları mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kadınların temel hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi, insan hakları mücadelesi tarihidir. Kadın hakları savunması olarak ortaya çıkan ekmek ve hak mücadelesi, daha sonraki yüzyıllarda cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesine dönüşmüştür. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 tarihinde 8 Mart’ın ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak anılmasını kabul etmiştir.”
“Materyalist Anlayış Geleneksel Değerleri Zayıflattı”
Sanayileşme süreciyle birlikte Batı toplumlarında değerler sisteminin değiştiğini ifade eden Arslan, bu değişimin aile yapısı ve toplumsal değerler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Arslan açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Sanayileşmeyle birlikte üretime dayalı maddi kazanımın göreceli refahı ile yeni ama neredeyse tamamen ters bir istikamete yönelen materyalist Batı, geleneksel değerleri hayatın ve insanın merkezinden söküp atmıştır. Sadece insan enerjisi değil, insanı anlamlı kılan ahlaki, estetik, dinî, manevi, kültürel, ruhsal, ailevi ve şahsi değer ve tercihler de daha fazla üretim ve daha fazla para kazanmak uğruna terk edilmiştir.”
“Kadın Üzerinden Aile ve Toplum Savruldu”
Arslan, kapitalist sistemin kadını bir tüketim ve pazarlama unsuru haline getirdiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “Kapitalist burjuvazi, doymak, durmak bilmeyen bir iştahla kadının bizzat kendisini, üretimi, ticareti, pazarlaması yapılan devasa bir sektöre dönüştürdü. Kadın, tek tek bireyleri hedef alan kapitalist sömürü tezgâhının hem imajı hem amacı hem aracı hem objesi yapıldı. Gerçek manada ise kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen Batı’nın eline kaybetmekten başka bir şey geçmedi. Bireysellik arttı, ahlak çöktü, ruhi bunalım çoğaldı, aile tükendi, toplum dağıldı. Böylece kadın üzerinden aile, aile üzerinden toplum savruldu.” Arslan, günümüzde çeşitli ideolojik yaklaşımların insanlık değerlerini tehdit ettiğini ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi de cinsiyet özgürlüğü saçmalığı ve türlü sapkınlıkların özendirilmesiyle bütün bir insanlık, soyu ve erdemleri ile yok edilmek istenmektedir.”
“Kadınların Gerçek Sorunları Görmezden Geliniyor”
Kadınların yaşadığı gerçek sorunların yeterince gündeme getirilmediğini ifade eden Arslan, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Onlar için önemli olanın kadının bilgilenmesi, bilinçlenmesi, iş sahibi olması, ailesine ve milletine bağlı, onlarla mutlu, umutlu, güvenli, değerleriyle özgür olması değildir. Eğer samimi anlamda kadının sorun ve sıkıntılarını dert edinselerdi, şu kadar milyon kadın zor şartlarda çalışmaktadır, bu kadar milyon kadın savaş ve terör nedeniyle ölmüş, işkenceye, tecavüze uğramış, tutuklanmış, aç ve perişan vaziyette mülteci olmuş, kamplara sığınmış, kurşuna dizilmiş, en vahşi katliamların en savunmasız kurbanları olmuş…” Arslan ayrıca dünya genelinde kadınların maruz kaldığı savaş ve şiddet olaylarına dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Şu kadar bin kadın ve çocuk siyonist İsrail’in bombardımanıyla can vermiş, zindanlarına konulmuş, geçmişte Bosna-Hersek direnişinde şu kadar bin kadın tecavüze uğramış ve zalim Esat Suriyesi’nin zindanlarında bu kadar bin kadın tecavüze uğramış… Bunların hiç biri bu feminist güruhun umurunda bile olmamıştır.” Arslan, son yıllarda gündeme gelen bazı uluslararası skandallara da değinerek şu ifadeleri kullandı: “Son olarak, bütün dünyanın iğrenerek bilgi edindiği Epstein alçaklığına karşı göstermelik de olsa kızların ve kadınların hak ve onurları adına bir cümle bile kuramamışlardır. İfşa olan bu skandalla birlikte bu kadın istismarcılarının da gizledikleri sahte, iğrenç yüzleri bir kez daha ortaya çıkmıştır.”
“İslam Toplumunda Kadın Her Zaman Saygı Görmüştür”
Arslan, İslam medeniyetinde kadınların her zaman saygın bir konuma sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “İslam toplumunda ise kadın, anne, eş, kardeş kimliği ve bütün bir insanlık varlığının ortak paydaşı olarak her zaman saygı görmüş, siyasal, kültürel, sosyal alanda aktif olmuştur. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada cenneti annelerin ayakları altına seren, ilim öğrenmeyi ayrım yapmaksızın kadın-erkek herkese zorunlu kılan dinimiz, kültür ve medeniyet hayatımızı besleyen asıl kaynak olmuştur.” Arslan, tarih boyunca Türk-İslam medeniyetinde yetişen önemli kadın şahsiyetlere de dikkat çekti: “Yüzyıllardır süren bu kültürün etkisiyle kadınlarımız arasından Nene Hatun gibi nice mücahidiler, Lubna of Cordoba gibi nice bilim kadınları, Mihrî Hatun gibi şairler, Fatma Bacı gibi imalatçı, sanayici ve tüccarlar çıkmıştır, çıkmaya da devam etmektedir.”
“Güçlü Kadın, Güçlü Aile Demektir”
Toplumun güçlü olmasının aile kurumunun korunmasına bağlı olduğunu vurgulayan Arslan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz acı-tatlı günlerinde birbirine destek veren, açı, yol, imkân olan, paylaşarak sevinçleri çoğaltan, hüzünleri azaltan, dayanışma içinde, güçlü, sevgi dolu, duygulu fertlerin ailelerinin toplumun temel taşı olduğu bir dünyayı savunuyoruz. Kadın güçlü olursa aile, aileyle birlikte toplum güçlü olur. Toplumu güçlü kılmak için aileyi koruması gereken düzenlemeler kadına daha fazla yardımcı ve destek olmalıdır.”
“Emekçi Kadınların Sorunları Çözülmeli”
8 Mart’ın kadınların çalışma hayatındaki sorunlarının çözümü için bir fırsat olması gerektiğini ifade eden Arslan şunları söyledi: “8 Mart, çalışma hayatında ter akıtan kadınların sorunlarını çözmek için tarihte olduğu gibi aslına rücu etmeli, emekçi kadınların, çalışan annelerin sorunlarını çözmek için mücadeleye vesile olmalıdır.”
“Mazlum Kadınları da Hatırlamalıyız”
Açıklamasının sonunda dünyada zulüm gören kadınlara dikkat çeken Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Bu vesileyle, başta Filistin olmak üzere dünyanın her köşesinde zulme maruz kalan, katledilen, mülteci durumuna düşürülen, işkencelere maruz kalan, açlıkla boğuşan mazlum kadınları da hatırlatmak istiyoruz.” Arslan, sözlerini şu mesajla tamamladı: “Eğitim-Bir-Sen olarak, Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların hakkını teslim etme, emeğinin karşılığını esirgememe konusunda bir bilinç tazeleme günü olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor; kadınlara, aile, iş ve çalışma hayatlarında başarılar diliyoruz.”
Yorumlar
Kalan Karakter: