Erdoğan, Körfez ülkeleriyle ticaret hacminin hızla arttığını vurgularken, enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda yeni iş birliklerinin gündemde olduğunu belirtti. İç politikaya ilişkin de önemli mesajlar veren Erdoğan, 2026 yılını “kapsamlı reform yılı” olarak tanımlayarak belediyelerin mali yapısı ve denetim süreçlerinde yeni düzenlemeler yapılacağını açıkladı.
Suudi Arabistan ile ticaret 8 milyar dolara ulaştı
Ziyaretlerin ekonomik iş birlikleri açısından verimli geçtiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ile ticaret hacminin önemli seviyeye ulaştığını söyledi. Erdoğan, Türk müteahhitlik sektörünün bölgede güçlü bir konuma sahip olduğunu belirterek, yeni projeler için de fırsatlar bulunduğunu dile getirdi.
Erdoğan, “Suudi Arabistan ile ticaret hacmi 2025 itibarıyla 8 milyar dolara ulaştı. Türk müteahhitler ülkede 30 milyar doları aşan 400'den fazla projeye imza attı. EXPO 2030 ve 2034 Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında yeni fırsatlar ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
KAAN projesinde ortak yatırım sinyali
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN projesinin uluslararası alanda büyük ilgi gördüğünü belirterek Suudi Arabistan ile savunma sanayii alanında ortak yatırım ihtimalinin bulunduğunu söyledi.
Erdoğan şu değerlendirmelerde bulundu: “Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık. KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz.”
Enerjide dev güneş ve rüzgar yatırımları
Suudi Arabistan ile enerji alanında önemli anlaşmalar imzalandığını belirten Erdoğan, Türkiye’de büyük ölçekli yenilenebilir enerji projelerinin hayata geçirileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projelere ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı. Suudi Arabistan şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da 1000'er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye'de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak.”
İran-ABD gerilimi için diplomasi vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasında yaşanan gerilimin bölgesel istikrara zarar verebileceğine dikkat çekerek Türkiye’nin diplomatik çözümden yana olduğunu vurguladı.
Erdoğan şunları söyledi: “Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz.”
“Barış hepimize kazandırır”
Bölge ülkelerinin barıştan yana tavır almasının önemine dikkat çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir.
Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız.”
Gazze için kalıcı barış çağrısı
Gazze’de kalıcı barışın sağlanması gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda aktif rol oynadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız. Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez. Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.”
Mısır ile ilişkilerde yeni dönem
Mısır ile yapılan temaslarda ticaret ve yatırım alanlarının öne çıktığını belirten Erdoğan, iki ülkenin Filistin meselesinde benzer görüşlere sahip olduğunu söyledi.
Erdoğan şu değerlendirmelerde bulundu: “İsrail'in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır'ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin'in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze'nin kaderinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze'de ve bütün Filistin'de istikrarın sağlanması, Mısır'ın da çıkarınadır. Gazze'ye Refah'tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır.”
Suriye ve “Terörsüz Türkiye” mesajı
Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere de değinen Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel istikrardan yana olduğunu söyledi.
Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Suriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. 'SDG' denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir.
Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız. Suriye'nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız.”
Deprem çalışmaları: “455 bin konut küçük bir ülke demektir”
6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, yeniden inşa çalışmalarına dikkat çekti.
Erdoğan şu açıklamayı yaptı: “Muhalefet ilk günden itibaren 'yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar' diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor. 455 bin konut demek, sıradan bir şey değil, küçük bir ülke kurmak demektir. Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede başarabilecek ikinci bir devlet yok. Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır.”
Su yönetiminde yeni düzenleme sinyali
Su kaynaklarının önemine vurgu yapan Erdoğan, tasarruf ve altyapı yatırımlarının süreceğini belirtti.
“Öncelikle su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır. Su yönetimi konusu da tecrübe ve vizyon ister. Istranca Dağları'ndan suyu biz İstanbul'a getirdik. Aynı şekilde yine Boğaz'ın altından Anadolu yakasına Sakarya nehrinin suyunu da İstanbul'a biz getirdik. Devamlı takviyeler yaptık. Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke değiliz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Belediyelerin ışında ayrıca Devlet Su İşleri'nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız.”
2026 “reform yılı” olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel yönetimlerde denetim ve şeffaflığı artıracak reformların gündemde olduğunu belirtti.
Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çarkına yargımız çomak sokmuştu. Yargı şu anda bunların üzerine kararlı bir şekilde gidiyor. Süreci, bizler de milletimizle birlikte yakından takip ediyoruz. Ortaya çıkanlara baktığımızda, belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaşandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz. Düzgün işleyen, şeffaf bir sisteme kavuşmak çok önemli. Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır.
Milletin vergileriyle oluşan bütçeler, yine milletin yoluna, suyuna, parkına harcanmalı. Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır. Yani, sistem öyle olmalı ki; belediye başkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliği, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu sağlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz.”
Yorumlar
Kalan Karakter: