İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı binasında düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında konuşan İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar’ın ekonomik ve tarımsal gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.
"BLOK MERMER FUARI AFYONKARAHİSAR İÇİN OLDUKÇA ÖNEMLİ BİR ADIM"
Afyonkarahisar'da geçtiğimiz yıl zor şartlar altında da olsa hayata geçirilen Blok Mermer Fuarı’nın kent ekonomisi ve tanıtımı açısından önemine değinen Mısırlıoğlu, “Bugüne kadar neden Afyonkarahisar'da bir blok mermer fuarı düzenlenmesiyle ilgili bir girişimde bulunulmamış? Tabii ki çeşitli konuşmalar yapıldı, çeşitli vaatler verildi. Dönem dönem bu fuarı Afyon'a getirmekle ilgili bir sürü gündem oluşturuldu; ancak geçtiğimiz yıl bu eksik veya yarım, zor şartlarla da olsa hayata geçirildi. Tabii ki çok eksikleri vardı ama bence Afyonkarahisar mermer sektörü üreticileriyle ilgili, aynı zamanda da Afyonkarahisar ekonomisi ve tanıtımıyla ilgili önemli bir adımdı. Bu adımı atan, bu fuarın ilimizde yapılmasını kazandıran ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Katkı sunan herkese İYİ Parti Teşkilatı olarak teşekkür ediyoruz. Çünkü böylesine toplumun tamamını ilgilendiren konularda bizler, memleketin hayrına yapılacak her işi destekleyeceğimizi her platformda söylüyoruz. Bu fuarın yapılmasını da sonuna kadar destekliyoruz.”

"SEKTÖR TEMSİLCİLERİNE SÖZ VERİLMEDİ"
Fuarın açılış törenindeki protokol konuşmalarını eleştiren Mısırlıoğlu, “Ben, dün fuarın açılış esnasındaki konulardan ve konuşulanlardan biraz bahsedeceğim. Bir de fuarda konuşulamayanlar var. Mesela bu fuarda neler konuşulmadı? Onları sizlerle, basın mensuplarımızla ve Afyonkarahisarlı hemşerilerimizle paylaşacağım. Afyonkarahisar mermerin başkentidir. Mermerin başkentindeki blok mermer fuarının açılışında, Afyon'da mermer sektörünün duayen isimleri vardı. Yıllardır aralıksız ve kesintisiz vergi rekortmenliği yapan, burada ekmeğini taştan çıkaran, Afyonkarahisar sanayicisinin önünü ve ufkunu açan adımlar atan, büyük mücadelelerle Afyonkarahisar’ın "mermerin ve doğal taşın başkenti" diye anılmasına katkı sunan, vesile olan büyük mücadeleci iş adamlarımız oradaydı. Mesela bunlardan birisi Mehmet Çakmak. Dün oradaki o kadar protokol konuşmasının arasında bence gerçek sorunlar konuşulmadı. Orada konuşanlardan Genel Başkan Yardımcımız ve Afyonkarahisar Milletvekilimiz Hakan Şeref Olgun hariç Mermerciler Derneği adına konuşma yapan başkanımızı, Ticaret Odası adına konuşma yapan başkanımızı şöyle bir kenara alalım. TOB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Odaları ve Borsalar Birliği adına bence sektörle ilgili güzel şeyler söyledi. Ama gelelim şimdi iktidar partisinin belediye başkanı, milletvekilleri ve bakan yardımcılarının konuşmalarına... Oraya baktığımız zaman ne konuştular? Yani aslında orada mermerle, mermerciyle ve blok mermer üreticilerinin sorunlarıyla ilgili konular konuşulmalıydı.”

MERMER SEKTÖRÜNÜN EKONOMİK VE MEVZUAT SIKINTILARI
Mermer ocaklarının akaryakıt, elektrik ve iş makineleri yedek parça fiyatlarındaki artışlar nedeniyle yüksek üretim maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Mısırlıoğlu, “Bugün burada mermer sektörümüzün geleceği konuşuluyor güya... Ama ne yazık ki kürsüye çıkanlar, sektörün gerçek dertlerini halının altına süpürmekten başka bir şey yapmadılar. Sektörün belini büken asıl meseleler, o cafcaflı protokol konuşmalarının gölgesinde kaldı. Mermer ocaklarının en büyük gider kalemi olan akaryakıta ve elektriğe yapılan afaki zamlardan tek bir kelime diler bahsedilmedi! İş makinelerinin el yakan yedek parça fiyatları görmezden gelindi. Üretim maliyetleri tavan yapmışken, dolardaki baskılanmış kur politikası yüzünden Türk mermercisinin dünya piyasasında rekabet edemez hale geldiği sağır sultanın malumuyken, orada çıt çıkmadı! 25 yıldır ülkeyi yönetenlerin üst üste yığdığı bürokratik mevzuatların, ihracatçımızı üretemez, malını satamaz noktaya getirdiği dertleşilmedi. Soruyorum size; mermercinin sorunlarının tartışıldığı bir toplantıda, sorunun özünü bilenlere neden söz verilmedi? Eğer orada bir Mehmet Çakmak amcamız kürsüye çıksaydı, mermercinin çektiği çileyi anlatsaydı, Ankara’daki bürokratlar mermer nasıl üretilir öğrenirdi! Vergi rekortmeni iş insanımız Salih Demirel’e bir söz verilseydi de meramını anlatsaydı fena mı olurdu? Sektörde yarım asırlık tecrübesi olan Ege İhracatçı Birlikleri Başkanımız İbrahim Alimoğlu konuşturulsaydı; dünyayla yarışmamızı engelleyen navlun maliyetlerini, mevzuat engellerini bir bir haykırsaydı fena mı olurdu? Ama konuşturmadılar, fırsat vermediler! Adını bile anmadılar bu insanların. Sorunu çözmesi gerekenler, sırf gerçek sorunları dinlememek için o kürsüleri işgal edip kendi protokol konuşmalarını yaptılar ve gittiler. Mermercimiz bugün dünyayla cansiperane, kendi imkanlarıyla rekabet etmeye çalışıyor. Bizlerin görevi ise bu sessizliği bozmak, üreticinin ve ihracatçının gür sesi olmaktır!”

"FİRMALAR KONKORDATO SIRASI BEKLİYOR"
Maden sektöründeki faiz oranlarının yüksekliğine dikkat çeken Mısırlıoğlu, “Gelelim başka bir boyuttan mermercinin sorunlarına... Nedir? Mesela faiz uygulamaları. Bu mermercilerin birçoğu, hemen hemen yüzde doksan dokuzu krediyle işini yürütmektedir. Krediyle işini yürütenler, yüksek faiz oranları altında artık bu işi yapamayacak duruma gelmiştir; üretim yapamayacak noktaya gelmiştir. İlimizde sanayi odasına, ticaret odasına kayıtlı, vergi mükellefi olan, devasa ihracatlar ve üretimler yapmış birçok firma şu an iflasla karşı karşıya. Bir taraftan da yaşadığı mağduriyetlerden dolayı hem kendisini hem de borçlu olduğu firmaları korumak adına, işini tekraren sürdürüp içinde bulunmuş olduğu darboğazdan çıkmak adına, devletin "konkordato" diye belirlediği kanundan faydalanmak için Afyonkarahisar icra mahkemelerinde, iflas mahkemelerinde, ticaret mahkemelerinde konkordato sırası beklemektedir. Bunlar da işin çok vahim boyutudur. Bunun haricinde ağır vergi koşulları, ağır vergi şartları da madenciyi canından bezdirmiş, artık canına tak ettirmiştir. İşi, bıçağın kemiğe dayanması noktasına getirmiştir. Bunlar gerçekten konuşulacak konulardı; maden sektörüyle ilgili bir sürü sıkıntı vardır. Yine sözlerimin başında söylediğim gibi, tekrar söylüyorum: Dün o kürsüde konuşanlar konuşmamalıydı. Konuşamayıp, konuşturulması sağlanmayan oradaki elli yılı devirmiş efsane mermerciler, efsane sanayiciler çıkıp ikişer üçer dakikalık konuşmayla sektörün yaşadığı sıkıntıları düzgün bir şekilde anlatmalıydı. Dinleyen yetkililer de gidip bu mevzuları gece gündüz demeden, 24 saat içinde çözmeliydi. Nasıl kanun hükmünde kararnameyle bir gece yarısı Sayın Cumhurbaşkanı'nın tek imzasıyla her şey değişebiliyorsa, aynı şekilde madencilerin içine düşmüş olduğu bu buhran da bir gece yarısı kararnamesiyle düzeltilebilir. İlgili milletvekillerine, ilgili bakan yardımcılarına ve bakanlara buradan çağrımdır: Afyonkarahisar'daki sanayicilerin sorunu bizim sorunumuzdur. Onların sesi olmaya devam edeceğiz. Türk maden sektörünün tamamı bu sıkıntılardan muzdariptir, sadece Afyon değil. Türkiye'nin her yerinde maden işleniyordur ve tamamı bu sorunlardan muzdariptir.”

"ZARAR GÖREN ÇİFTÇİLER İÇİN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİ"
Afyonkarahisar merkez, İhsaniye ve Sinanpaşa bölgelerinde meydana gelen dolu yağışının tarım arazilerinde büyük hasara yol açtığını belirten Mısırlıoğlu, “Şimdi ilimiz sınırları içerisinde,geçtiğimiz cumartesi günü çiftçilerimiz ve üreticilerimiz bir doğal afetle karşı karşıya kaldı. Biliyorsunuz, haziran ayının bugün on sekizinci günü; bundan tam dört gün evvel, yani ayın on üçünde çok büyük bir afet yaşandı. İlimizin merkeze bağlı iki veya üç tane bölgesi etkilendi. Aynı zamanda Sinanpaşa bölgesinde de Taşoluk mevkisinde, Nuh kasabasının da bulunduğu o bölgedeki üreticilerimiz etkilendi. Bu tabii ki bir afettir; buna devletin o an yapabileceği, afete karşı kurabileceği bir barikat yoktur, Allah'tan gelmiştir. Ama afet sonrasında devletin yapması gereken bir şey vardır. Tıpkı depremlerde yaşadığımız o doğal afetlerdeki gibi... Evlerimiz başımıza yıkılıyor, iş yerlerimiz başımızın üstüne yıkılıyor; o zaman büyük devlet olma gereği, nasıl devletimizin bütün kurumları seferberlik halinde orada afetten mağdur olmuş, depremden zarar görmüş insanlarımızın mal ve can güvenliği için koşup en kısa sürede onların zarar ziyanının giderilmesini ve toplumun normal yaşantısına dönmesini sağlamak için çırpınıyorsa, bugün de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Bugün doğal afet olarak "dolu" diye tabir ettiğimiz afet, üreticinin tarlada hasat vaktine on beş gün kalmasına rağmen İhsaniye'nin dört beş tane beldesini ve köyünü vurmuş, büyük bir dolu afeti olmuştur. Bu dolu afetinde yüzlerce çiftçimiz zarar görmüştür. Buraları iki grup halinde gittik, ziyaret ettik. Bir tarafı ben kendim gezdim, bir tarafı da Sayın Genel Başkan Yardımcımız ve Afyon heyetimizle beraber ziyaret ettik. Gerçekten tarlada dolu afetinden zarar gören üreticinin durumu içler acısı. Arpadan buğdaya, salatalıktan kırmızı pancara, bakladan arazideki meyve bahçelerine kadar her şey etkilenmiş. Burada devletin amasız, fakatsız bir şekilde afetten zarar gören bu çiftçilerimizin olduğu yerleri "afet bölgesi" ilan ederek, bunların üretimden doğan zararlarının en azından karşılanmasını sağlaması gerekir. Hasattan dolayı kar edemeyecekleri için borçları varsa ertelenmeli ve bu insanların üretimde kalabilmesi için devlet bütün adımları atmalıdır. Nasıl depremde evi yıkılana, iş yeri yıkılana müdahale edip elinden tutup kaldırıyorsa, çiftçimize de aynı şekilde el uzatmalıdır. Bizim için çiftçilik ve tarım üretimi milli bir meseledir. Bu milli meselede biz üretemezsek, kendi ürettiğimiz ürünle kendi toplumumuzu doyuramazsak biz yok olur gideriz, millet olmaktan çıkarız. Dolayısıyla bu bölgede afetten zarar gören hemşerilerimizin bulunduğu yerlerin afet kapsamına alınarak zarar tespitlerinin yapılması, bunların devlet tarafından karşılıksız bir şekilde ödenerek üreticinin hayatta kalmasını sağlayacak adımların atılması lazım. Nutuk atma zamanı değildir, icraat yapma zamanıdır. Yani iktidar milletvekilleri gidip tarlalarda fotoğraf çekilerek bu işin çözüme kavuşturulduğunu zannetmesinler. Takipçisiyiz, her yönden takipçisiyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de bunun takipçisi olacağız. Çiftçimizin, Afyon'da bu doğal afetten zarar gören çiftçimizin afet kapsamına alınması için atacakları adımları dikkatle takip ediyoruz. O adımı attıklarında biz de kendi üzerimize düşeni siyasi bir parti olarak meclis grubumuzda, milletvekillerimizle ve Genel Başkanımızla birlikte Afyon çiftçisi adına yapılacak her adımda destekleyeceğimizi burada ifade ediyorum.”

Yorumlar
Kalan Karakter: