Olayın münferit olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Aladağ, yaşananların toplumsal bir çöküşün göstergesi olduğunu ifade etti.
Bir gencin uzun namlulu silahla okula girebilmesinin ciddi bir güvenlik zafiyeti olduğunu belirten Aladağ, bunun aynı zamanda devletin temel görevlerinden biri olan vatandaşını koruma sorumluluğunun yerine getirilemediğini ortaya koyduğunu söyledi. Sorunun yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda zihniyet meselesi olduğuna dikkat çekti.
Gençler arasında artan şiddet eğilimine de değinen Aladağ, öfke, umutsuzluk ve değersizlik duygularının saldırgan davranışlara dönüştüğünü belirtti. Okulların artık güvenli alanlar olmaktan uzaklaştığını ifade eden Aladağ, “Öğrencinin hayatta kalmayı düşündüğü, öğretmenin can güvenliği kaygısı taşıdığı bir ortamda ne eğitimden ne de gelecekten söz edilebilir” dedi.
Anahtar Parti olarak yaşananların bir “ihmal” değil, açık bir “yönetememe krizi” olduğunu dile getiren Aladağ, yetkililere çağrıda bulunarak somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Okullarda etkin güvenlik önlemlerinin hayata geçirilmesi ve gençleri şiddete iten sosyal nedenlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Aladağ, eğitim kurumlarının yeniden güvenli ve sağlıklı yapılar haline getirilmesinin zorunluluk olduğunu belirterek, “Okulunu güvenli kılamayan bir devlet, yarınını inşa edemez” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: