TV3 Televizyonu Genel Müdürü Hülya Kasnak tarafından hazırlanıp sunulan “Net Manşet” programına konuk olan AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Üniversitenin 34 yıllık sürecini ve ilerleyen süreçteki hedeflerini anlattı. Sorulara samimi yanıt vermesiyle dikkat çeken AKÜ Rektörü Mehmet Karakaş, üniversitenin 34 yılda geldiği noktadaki başarılarını anlattı.
“BÜNYESİNDEN İKİ ÜNİVERSİTE ÇIKARAN BİR KURUMUZ”
Rektör Karakaş, AKÜ’nün Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Uşak Üniversitesi olmak üzere bünyesinden iki üniversite çıkaran bir yüksek öğrenim kurumu olduğunun altını çizerek, “Tabii bölünmelerin her birinde bir küçülme yaşandı. Ama akabinde tekrardan yeni bir yaklaşımla, yeni bir anlayışla ve vizyonla üniversitemiz kontrollü büyümesine devam etti. Rektörlüğe atanmadan öncesinde de rektör yardımcılığı görevim vardı. Dolayısıyla süreci de bilen biri olarak, bölünmenin getirmiş olduğu artıları, eksileri en azından gözlemleyen, içinde yaşayarak gözlemleyen ve yönetiminde bulunan birisi olarak biliyorduk artıları nedir, eksileri nedir. Tabi bölünmelerin hem eksileri hem artıları oluyor. Biz artılarına yoğunlaştık, eksilerine yoğunlaşıp negatif enerji üretmek istemedik. Artılarına yoğunlaşıp pozitif enerjiyle üniversitemizi yeniden, zaten yapısı itibariyle klasik bir üniversiteyiz. Bu klasik üniversiteyi yeniden kontrollü bir büyütme sürecine soktuk” diye konuştu.

“AKÜ AKRETİDELERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Göreve geldiği tarihte Afyon Kocatepe Üniversitesinin hiçbir programının akreditesinin bulunmadığına dikkat çeken AKÜ Rektörü Karakaş, “Bir üniversitenin trendin akreditasyondan yana olduğunu biliyoruz. Çünkü önce YÖK bünyesinde daha sonra bağımsızlaşan bir YÖKAK diye Yüksek Öğretim Kalite Kurulu oluşturuldu. Aynı zamanda hemen hemen her alanda akreditasyon kurumları, dernekleri kuruldu Türkiye'de. Zaten uluslararası düzeyde akreditasyon kuruluşlarının olduğunu biliyorduk hem Avrupa sistemi içinde hem Amerika sistemi içerisinde. Bu anlayışla, bu sistemin çözümlenmesine bağlı olarak biz de üniversitemizde akreditasyonunu bir kültüre dönüştürme ve bunun yaygınlaştırılması yönünde çalışmalara başladık. Akademik birimlerimizde gerekli çalışmaları yaptık. Ben hemen hemen bütün katıldığım akademik kurul toplantılarında fakültelerin ve diğer okullarımızın bu konuyla ilgili bilgilendirmeler, açıklamalar yaptım. Şu anda birimlerimize Mesleki Yeterlilikler Kurumu tarafından verilen Türkiye Yüksek Öğretim Çerçevesi logosu sadece akredite olmuş birimlere, bölümlere veriliyor. Şu anda bizim akredite olan bütün programlarımız aynı zamanda TH logosuna sahip.”
TH LOGOSU NE DEMEK? NE İŞE YARIYOR?
AKÜ programlarının TH logosuna sahip olmasının neler kazandırdığı hakkında da bilgiler veren Rektör Karakaş; “TH logosuyla biz, mezun ettiğimiz öğrenciler Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli diplomaya sahip oluyorlar. Zaten bizim diploma ekimiz vardı. Avrupa Birliği Bolonya süreci kapsamında bir diploma eki yani mavi diploma hakkı almıştık. Bir de akredite ettiğimiz bölümlere aldığımız TH logosuyla birlikte öğrencilerimizin diplomaları Avrupa Birliği ülkelerinde daha güçlü ve geçerli duruma geliyor. Bu açıdan en önemli çıktısı bu. Ama bana göre daha da önemlisi akreditasyon üzerinden kalite kültürünün gelişmesi, güncelin takip edilmesi, standartların korunmaya çalışılmasıdır. Yakaladığınız standartları daha üst noktalara taşımayı sağlayıcıdır” dedi.
“TÜRKİYE YÜKSEK ÖĞRENİM KURUMU HIZLI BÜYÜME YAŞADI”
Türkiye Yüksek Öğretim Sistemi 2010'lu yıllarda çok hızlı bir şekilde hatta 2000'li yıllardan itibaren başlayan hızlı bir büyüme yaşadığının altını çizen AKÜ Rektörü Karakaş, “Türkiye'de bu konu aktif bir şekilde takip ediliyor. 2030 vizyon dediğimiz belgesi tamamen buna dönük belirlenmiş bir stratejik belgedir aynı zamanda. Bütün üniversiteler bunu yaşıyor. Çünkü kaynaklanan, biraz önce saydığım nedenlerden kaynaklanan sorunlar ve nüfus projeksiyonları, arz talep ilişkisini de değiştiriyor. Genç nüfusta zaman içerisinde bir azalma ve önümüzdeki dönemde de daha fazla bir azalma eğilimi gördük. Bunda birçok sosyolojik nedeni var tabii ki onlar ayrı konular. Bütün bunlara bağlı olarak YKS'de arz talep dengesinde bir değişiklik yaşandı. Yani 3,5 milyona kadar çıkmıştı YKS başvuruları 2023 yılında. Şu an 2 milyon 400 bine kadar düşmüş durumda. Bu ileride daha da düşecektir. Belli bir noktada dengelenecektir mutlaka ama işte bu seyri de dikkate alarak, bu gelişimleri de dikkate alarak YÖK bir politika belirledi. Biz de bu politikaya uygun hareket ediyoruz” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE BÜTÜN BÖLÜMLERİ AKREDİTE OLMUŞ TEK TURİZM FAKÜLTESİYİZ”
AKÜ Turizm Fakültesinin Türkiye’de pilot fakültelerinden biri olduğuna dikkat çeken Rektör Karakaş, “Bir üniversitenin her alanda iyi olma şansı yok. Potansiyelimiz bulunan hem şehir hem de üniversite olarak potansiyelimiz bulunan bazı alanları öne çıkarmalıyız. Avantajlar sağlamalıyız ve pozitif ayrıcalıklar sağlamalıyız anlayışıyla. Öncelikle alanlar belirledik. Veteriner hayvancılık, mühendisliklerde özellikle jeoloji, maden, gıda ve turizm. Bunlar hem üniversitemizin kapasitesi açısından güçlü olduğumuz alanlar hem de şehrin güçlü olduğu, sektörlerin bulunduğu alanlardı. Turizm de bunlardan birisiydi. Biz turizm fakültemizi bu bağlamda ciddi bir biçimde güçlendirdik. Turizm işletmeciliği, turizm rehberliği, gastronomi ve mutfak sanatları olmak üzere üç programımız vardı. Bizim hatta biraz önce bahsettiğimiz akreditasyon konusunda çığır açan bir fakültedir. Bütün bölümleri akredite olmuş. Tek turizm fakültesiyiz hala Türkiye'de. Üç bölümü de akredite olmuş. Üniversitemizde de ilk akreditasyon sürecini başlatan ve ciddi başarılar elde eden bir fakülte” şeklinde konuştu.

“HAYVANCILIK STRATEJİK PLANLARIMIZIN BAŞINDA GELİR”
Afyonkarahisar’ın hayvancılık açısından da önemli bir yeri sahip olduğunu ifade eden AKÜ Rektörü Karakaş, üniversite olarak bu konunun da stratejik palanlarının başında geldiğini ifade ederek, “Veteriner hayvancılık bizim stratejik planımıza koyduğumuz öncelikli alanlarımızın başında geliyor. Bu alana rektörlüğüm süresince ciddi anlamda pozitif ayrımcılık yaparak yatırımlar gerçekleştirdik. Şu anda eğitim, araştırma, uygulama kapasitesi itibariyle Türkiye'nin en güçlü veteriner fakültelerinden birine sahibiz. Bütün uygulama alanlarımız var. Sadece hayvan hastanesi ve çiftlik değil. Aynı zamanda Alman tarım Bakanlığı ile birlikte işlettiğimiz, yaban hayatı rehabilitasyon merkezimiz var. Bunun yanında deney hayvanları araştırma merkezimiz var. Bu alana yeni bir proje aldık. Çok büyük bir proje. Çok önemli araştırmalara imkan sağlayacak. Yine diğer veteriner fakültesine ilişkin et ünitemiz var, süt ünitemiz var. Bir veteriner fakültesi öğrencisinin uygulama alanlarıyla ilgili her alan aşağı yukarı mevcut. Zaten şehir gerek çiftlikleriyle gerek et sektörünün gelişkinliğiyle ve hayvancılığın gelişkinliğiyle bu imkanı sunan bir yapıya da sahip. Bu bağlamda öncelikle alan kapsamında biz ne yapabiliriz düşünüldük ve eylem planı oluşturduk. Bu eylem planı içerisinde mevcut hayvan hastanemizin yetersiz olduğunu görerek yeni bir hayvan hastanesi tasarladık. Oradaki yönetici arkadaşlarımızla birlikte şu anda 2024 yılından itibaren hizmet vermeye de başladı. Türkiye'nin en modern hayvan hastanelerinden birini gerçekleştirdik. Orada hem pet hayvanları kliniklerimiz hem de çiftlik hayvanları kliniklerimiz mevcut. 7-24 hizmet veriyoruz, acilimiz var. Cihazlarımız son model tomografi dahil bir beşer hastanesinde bulunabilecek. MR dışında bütün cihazlar mevcut hastanemizde ve oldukça da ilgi gördü. Sadece Afyon değil Uşak, Kütahya, Eskişehir, Denizli hatta İstanbul'dan hastalar geliyor. İleri düzeyde işlemlerin yapıldığı bir hastane durumunda.”
“MANDA AHIRINI DEVREYE SOKTUK SÜREKLİ GENİŞLETİYORUZ”
Üniversite olarak bölgedeki mandacılığı da yakından takip ettiklerini dile getiren Rektör Karakaş, “Manda sütünden üretimlerimiz var. Amanda markasıyla tescillediğimiz manda kaymağı, manda sütü, manda yoğurdu gibi. Burada da kapasiteyi artırıyoruz. Yeni bir manda ahırını devreye soktuk. Şu anda 60 civarında mandayı da koyduk ıslah edilmiş mandalardan. Hem araştırma hem de bu uygulama için yeni bir imkan ortaya çıkmış oldu, üretmiş oldu. Burada özellikle 3 alanda araştırmalar sürüyor. Koyun, manda ve sığır. Küçükbaş da koyun türünde Türk tekzeli çiftliğimizde üretildi. Şu anda damızlık haline geldi. Et açısından altın oran dediğimiz et kapasitesine sahip, miyositetin geni üzerinden çifte kaslanması bulunan bir koyun türü, Avrupa'da bulunan bir tür. Türk tekzelini ürettik. Aynı zamanda tekzellerden kendi yerli ırklarımız olan ramlıç ve dağlıçlara aktarma yaparak onlarda da çifte kaslanma dediğimiz süreç başarıyla sonuçlandı. Şu anda yetiştiricilere damızlık verme aşamasındayız. Birtakım girişimler, girişimler değil hayata geçen uygulamalarımız da mevcut. Manda'da daha önce başlatılan sağ çalışmaları vardı, bakanlıkla birlikte yürütülen bu çalışmalar devam ediyor” dedi.
“AFYON KARASI SIĞIRINI GÜÇLENDİRECEĞİZ”
Hayvancılık alanında yaptıkları çalışmalarda önemli başarılar kaydettiklerini ifade eden Rektör Karakaş, “Zaman içerisinde çiftlikte gerçekleştirdiğimiz revizyonlara bağlı olarak farklı türlerde de çalışmalarımız olacak. İki sürü köpeği getirildi. Bununla ilgili de ileriki dönemlerde çalışmalar başlayacak. Yani orası bizim yönetim olarak politikalarımız içerisinde bir biyoteknoloji enstitüsü olmayı planladığımız. Daha da genel çerçevede hayvancılık araştırma enstitüsüne dönüştürmeyi planladığımız. Bunun altyapısını şu anda oluşturduğumuz bir alan çiftliğimiz. İnşallah orta vadede çok uzun olmayan bir süreçte bu anlayışla devam ettirilirse Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim Araştırma Uygulama Çiftliği ileride bir hayvancılık araştırma enstitüsüne dönüşecek. Bu çalışmalardan önemli uluslararası prestije sahip dergilerde yayınlarda üretiyoruz” diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: