Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Belediyesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Mühendislik Fakültesi ve İnşaat Mühendisliği Kulübü iş birliğiyle “Depreme Dirençli Afyonkarahisar İçin Zemin, Yapı, Hasar Yönetimi” konulu çalıştay gerçekleştirildi.
İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen çalıştaya; Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Erkan Uysal, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Zorluer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Afyonkarahisar İl Müdürü Merih Karayol, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Afyonkarahisar İl Müdürü Ali Altındal, Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek, kurum ve kuruluş temsilcileri, siyasi parti il başkanları ile birlikte akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“AFYONKARAHİSAR’IN ZEMİN VE YAPI GERÇEĞİ DİKKATLE ELE ALINMALI”
Afyonkarahisar’ın, geçmişte önemli depremler yaşamış ve deprem riski yüksek bir şehir olduğunu kaydeden Gücek şunları söyledi: “Kalın alüvyon zemin yapısı, yer yer yüksek yeraltı su seviyesi ve özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapıların yüzde 50’yi aşan oranı, bu kentin mühendislik açısından son derece dikkatli ele alınması gerektiğini defalarca göstermiştir. Bu çalıştay, yalnızca bir toplantı değil; aynı zamanda bir farkındalık oluşturma çabası ve merkezi ile yerel yönetimlere yöneltilmiş açık bir sorumluluk çağrısıdır. Artık çok net biliyoruz ki, depremin ne zaman olacağını ya da hangi fayın nerede bulunduğunu tartışmak yerine, mevcut riskli yapıların hızlı bir şekilde tespit edilmesi ve güvenli yapılardan ayrıştırılması en öncelikli konulardan biridir. Riskleri sadece konuşmakla yetindiğimiz sürece, onları yönetemeyiz. Riskleri yönetemediğimiz sürece ise kayıpları konuşmaya devam ederiz. Aksi halde her yıl dönümünde atılan birkaç mesajla bu büyük sorunu sıradanlaştırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.”
“AFYONKARAHİSAR’IN ZEMİNİ SIVILAŞMA VE BÜYÜTME RİSKİ TAŞIYOR”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Bekir Afacan ise Afyonkarahisar şehir merkezinin, büyük ölçüde alüvyon zemin üzerine kurulu olduğunu, Afyonkarahisar zemin yapısının, hem sıvılaşma hem de zemin büyütmesi açısından risk taşıyan özellikler barındırdığını ifade etti. ZF zeminlerin; sıvılaşabilir zeminler, yumuşak zeminler, dolgular ve kalınlığı 35 metreyi aşan yumuşak killer olduğunu kaydeden Afacan, şunları söyledi:
“Bu sınıflandırmada yer alan iki temel madde, Afyonkarahisar koşullarıyla büyük ölçüde örtüşmektedir. Zeminin hasar verilebilirliği esas olarak iki ana başlıkta ele alınmaktadır. Bunlardan ilki zeminin sıvılaşmasıdır. Sıvılaşma durumunda zemin, adeta bir sıvı gibi davranır. Böyle bir ortamda yapıların ayakta kalması mümkün değildir. İkinci kritik konu, çok yumuşak killi zeminlerin yapısıdır. Bu zeminlerin davranış biçimini açıklamak için genellikle “puding” örneği tercih edilir: Bir puding ters çevrildiğinde, tabanındaki en küçük bir sarsıntı bile yüzeyde büyük dalgalanmalara yol açar. Yumuşak zeminlerdeki sismik hareketler de benzer bir eğilim gösterir. Bir diğer açıklayıcı örnek ise silkelenen çarşaf yöntemidir; çarşafı salladığınızda elinizin bulunduğu sabit nokta oldukça az hareket ederken, uç kısımlardaki dalgalanma boyutu çok daha yüksek seviyelere ulaşır. Bu fiziksel etkileşim, yumuşak zeminlerin sarsıntıyı büyütme özelliğini yansıtan temel bir göstergedir.”
“AFYONKARAHİSAR’DA ANA KAYA İSE ÇOK DERİNDE”
Afyonkarahisar’ın büyük bölümünün alüvyon zemin üzerinde bulunduğunu kaydeden Afacan, “Bu alanlar geçmişte tarım arazileriydi; marul ve mısır tarlalarıydı. Zamanla şehirleşme tercih edildi. Bölgede ana kaya çok derinde bulunuyor. 150 ila 200 metre derinliğe kadar gerçek anlamda ana kaya niteliğinde bir zemin çoğu yerde yok. Bu nedenle zemin iyileştirme çalışmaları yapılsa bile, ana kayaya soketlenen bir sistem çoğu zaman elde edilemiyor” ifadelerini kullandı.

“AFYONKARAHİSAR’DA ZEMİN VE YAPI BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ”
Afyonkarahisar’ın jeolojik yapısına özel bir parantez açan İlki, kentin ciddi zemin sorunları barındırdığını belirterek, “Afyon’da zemin koşulları Türkiye ortalamasına göre daha problemli. Alüvyon zeminler, düşük Vs30 değerleri ve yerel zemin büyütmesi etkileri nedeniyle deprem etkisi artıyor. Bu nedenle sadece yapı kalitesine değil, zemin-yapı etkileşimine odaklanmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Çalıştay, soru cevap bölümün ardından plaket takdimi ile sona erdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: