Afyonkarahisar’da lise öğrencisi Tuğçe Subabacan, ortaokul yıllarında yazdığı “Emma White: Kötülüğe Karşı” adlı romanının ardından ikinci kitabı “Sessiz Protokol”ü yayımladı. Yazarlık serüvenini küçük yaşta keşfeden Subabacan, Üniversite Yıllarında üçüncü kitabını çıkarmak istediği açıkladı.
Afyon Lisesinde eğitim gören 10. Sınıf öğrencisi olan Tuğçe Subabacan, ikinci kitabı “Sessiz Protokol” hakkında Türkeli Gazetesi'ne açıklamalarda bulundu.

YAZARLIK YOLCULUĞU ANAOKULUNDA BAŞLADI
Subabacan, yazmaya olan ilgisinin anaokulu yıllarında başladığını belirtti. Öğretmenlerinin çizdirdiği resimlerden yola çıkarak küçük bir kitap yazdıklarını kaydeden Subabacan, “İlk başta anaokulundayken öğretmenimiz bize resimler çizdirmişti. Oradaki yardımcı ve stajyer öğretmenlerle birlikte küçük bir kitap yazmıştık. İlk kez orada kitap yazmayı çok sevdiğimi fark ettim. Daha sonra defterlere yazmaya başladım.”

“İZLEDİĞİM FİLMLERDEN VE OKUDUĞUM KİTAPLARDAN ETKİLENEREK YAZDIM”
Subabacan, ikinci kitabı olan “Sessiz Protokol”ün ise bir haberden etkilenerek kaleme aldığını söyleyerek, Birinci kitabımda izlediğim filmlerden ve okuduğum kitaplardan etkilenerek yazdım. Daha çok büyü, sihir ve olağanüstü olaylar vardı. İkinci kitabım ise daha apokaliptik bir gelecekte geçiyor. 2100’lü yıllarda geçen bir hikâye, bu kitabı yazarken karakterlerin psikolojik analizlerine ve duygusal durumlarına daha fazla yer verdim. İlk kitabımda ise daha çok bilmeceler, bulmacalar ve şifreli mesajlar vardı. İkinci kitabımda yapay zekânın zararlarını, yapay zekânın kontrolsüz bir şekilde gelişmesinin insanlık için oluşturabileceği riskleri anlatmaya çalıştım.”
“İKİNCİ KİTABIM İSE DAHA PROFESYONEL BİR ŞEKİLDE BASILDI”
Kitapların yayımlanma sürecinde ailesinin de destek verdiğini aktaran Subabacan,” Kitaplarımın editörlüğünü annem ve babam yaptı. Onlara çok teşekkür ederim, gerçekten çok ilgilendiler. İlk kitabımda yayıneviyle tam anlaşamadığımız için kitabı bir matbaada bastırdık. Bu nedenle bazı yazım ve noktalama hataları oldu. İkinci kitabım ise daha profesyonel bir şekilde basıldı. Albina Yayın Evi ile çalıştık. Onlar da oldukça yakından ilgilendiler. Kapak tasarımını ben yapmıştım, onlar da düzenleyip son hâline getirdiler.”

“ÜNİVERSİTEYİ KAZANDIKTAN SONRA YENİ KİTAPLAR YAZMAYI PLANLIYORUM”
İki kitabı yayımlanan Subabacan, yazarlık yolculuğunda yaşadığı heyecanı ve üniversite hedefinin ardından yeni eserler yazmayı planladığını dile getirdi. Subabacan, “İlk kitabım basıldığında çok heyecanlanmıştım. Çünkü ben yazıyordum ama basılacağını hiç düşünmemiştim. Basılması benim için adeta mucize gibiydi. İkinci kitabım basıldığında da aynı mutluluğu yaşadım. İnsanlarla tanıştığımda iki kitabım olduğunu söylediğimde yüzlerindeki şaşkınlık benim için çok değerli bir şey oluyor. Tabii ki onların görüşlerine de hak veriyorum. Sonuçta ülkemizde sanat her zaman yeterince değer görmeyebiliyor. Ama ben yazma yeteneğimi geliştirmeyi düşünüyorum. Şu anda akademik başarıya odaklanmam gerektiğinin de farkındayım. Önceliğim üniversiteyi kazanmak. Üniversiteyi kazandıktan sonra yeni kitaplar yazmayı planlıyorum.”
İSKANDER PALA İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Vali Aktaş sayesinde İskender Pala ile telefonda görüştüğünü ve bu görüşmenin kendisi için çok özel olduğunu söyleyen Subabacan, “Geçen yıl Kütüphanecilik Haftası kapsamında İskender Pala İl Halk Kütüphanesi’ne gitmiştim. Orada bir söyleşi yapmıştım. Sonrasında Vali Naci Bey’in telefonundan İskender Pala ile kısa bir görüşme yapma fırsatım oldu. Türkiye’nin önemli yazarlarından biriyle konuşmak benim için çok özel bir deneyimdi. Ayrıca Ahmet Ümit’in kitaplarını da çok beğeniyorum. Polisiye türündeki eserlerini seviyorum. Bir röportajında söylediği bir söz beni çok etkilemişti. “Bir fotoğrafı daha iyi görmek için bazen uzaktan bakmak gerekir.” diyordu. Bu yüzden gençlerin yurt dışına gitmesini öneriyordu. İnsanların ülkelerini daha iyi anlayabilmeleri için farklı yerleri görmelerinin önemli olduğunu söylüyordu. Bu sözünden çok etkilenmiştim.”

“KİTAPLAR EN YAKIN DOSTU OLDU”
Tuğçe Subabacan’ın babası ve tarih öğretmeni Gökhan Babacan, kızının ilk kitabını 12 yaşında yazdığını ve kızının küçük yaşlarda konuşma problemi yaşadığını ve bu süreçte kitapların onun için önemli bir arkadaş hâline geldiğini belirterek, “Kızımız Tuğçe ilk kitabını 12 yaşında yazdı. “Emma White: Kötülüğe Karşı” adlı kitabının ardından ikinci kitabı “Sessiz Protokol” yayımlandı. Biz de anne ve babası olarak redaksiyon sürecinde destek olduk. Yazmaya bir hobi olarak başladı ve şu an da aynı şekilde devam ediyor. Küçük yaşlarda konuşma güçlüğü yaşadığı için kitaplar onun en yakın dostu oldu. Sabırla çalıştık, birlikte kelimeleri ve okumayı geliştirdik. Bugün iki kitap yazmış olmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Amacımız gençlerin dijital dünyada sadece tüketen değil, üreten bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamak ve kızımızı bu yolda desteklemeye devam etmek.”
“ÇOCUKLARIMIZA ROL MODEL OLMALIYIZ”
Türkçe öğretmeni Sultan Babacan evlerinde kitapların her zaman hayatlarının bir parçası olduğunu ve çocukların kitaplarla büyümesinde ailelerin rol model olmasının önemli olduğunu belirterek, “Öncelikli olarak çocuklara söylemden çok rol model olmak gerekir. Tabii ki evde anne baba eğitimci olduğu için kitaplarımız her yerde; odalarımızda, elimizin altında. Bizler onlara davranışlarımızla, inşallah öğrencilerimize de kendi çocuklarımıza da rol model oluyoruzdur. Mutlaka içinden de gelmesi gerekiyor. Yani kitap okumayı sevmek, kitaplarla haşır neşir olmak, onlarla iç içe yaşamak ya da bunu yaşamımıza bir prensip hâline getirmek gerekiyor. Eminim ki biz de rol model olmuşuzdur ve mutlaka söylemlerimizle, desteklerimizle bu anlamda katkımız olmuştur diye düşünüyorum.”
Yorumlar
Kalan Karakter: