Reklam
Muzaffer KARAHİSAR

Muzaffer KARAHİSAR


RAMAZAN ZİYARETİNDEN KALANLAR

01 Mayıs 2020 - 00:36

             Büyüklerimiz, tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın, adet, gelenek ne varsa bütün değerlerimizin işaret taşlarıdır. Anadolu insanları sıkıntılara karşı gücünü inancından ve zengin milli birlik ve kardeşlik ruhundan alarak her şeyin üstesinden gelir, zorluklarla baş etmesini bilirler. Yılların tecrübesi, birikimi ve pratik çözüm yollarını atalarından kalan miras olarak gelecek kuşaklara aktarırlar. Önemli olan onların gönüllerini kazanmak, duygularını anlamak, değer verip rahle-i tedrisine oturup anlattıklarını can kulağı ile isteyerek dinlemeliyiz. Sevgi bağı ve karşılıklı muhabbetle o insicamı yakalamak gerekir.
            Huzurevinde yönetici iken, katlarda yatağa bağımlı yaşlıları odalarında ziyaret etmek, Ramazan-ı şeriflerini tebrik etmek, dualarını almak üzere katlara çıkmıştım. Yata bağımlı yaşamanın zorluklarını göz önüne alarak sohbet etmek, arzularını, beklentilerini anlamak bir nebze ferahlatmak için bir fırsat olarak düşünmüştüm. Ramazan ayı nedeniyle yaşlı insanlar her zamankinden farklıydı. Ramazan ayının nuru, huzuru, güzelliği ve verdiği mutluluk simalarına yansımıştı adeta. Herkeste bir canlılık ve heyecan vardı. Okuyanlar, dua edenler, zikir edenler, tesbih çekenler, radyosundan Kur’ân-ı Kerim dinleyenler velhasıl her yerde kârlı ahiret ticaretinin yapıldığı manevi bir hava hissediliyordu…  
         Odasına girdiğim yaşlıların yüzlerini sevinç ve tebessüm kaplıyor, selamıma mukabele ediyorlar ve iyi dileklerini bildiriyorlardı. Mübarek Ramazan’da, masum ve mübarek yaşlı insanların sevinci, süruru ve mutluluğu hala zamanla gözümün önüne gelir. Yıllar geçmesine rağmen bana verdiği ibret derslerini hatırlarım.
         Ziyarette selâmlar, karşılıklı dualar, sohbetler ve eski Ramazan âdetleri de konuşuluyordu ki yan odada bulunan, henüz ziyaretini yapamadığım Remziye Okutan Teyze’nin (r.h) maniler söyleyen sesi yükseldi. Anladım ki benim, kendisini de ziyaret etmemi bekliyordu! Ziyaretini yapıp duasını aldıktan sonra karşılıklı sohbet, muhabbet ve dertleşmelerimiz epey uzun sürdü. Hastalıktan, zamane işlerinden, Allah’a ve Resulüne karşı vazifelerimizden konuştuk. Söylediklerini de yazmamı istedi. Be yazanken, O Ramazan manilerini peş peşe sıralıyordu:
Ramazan geldi dayandı,
Camiler nura boyandı,
Vay benim canım efendim,
Davul sesine uyandı.
*
Yeni cami direk ister,
Konuşmaya yürek ister,
Benim karnım toktur amma,
Arkadaşım börek ister.
*
Sabah vakti çıktık yola,
Selâm verdik sağa sola,
Ramazan-ı şerifiniz hayır ola,
Kalpleriniz nurlarla dola.
*
Yattık Allah kaldır bizi
Nur deryasına daldır bizi
Can kafesten çıkarken
İman ile gönder bizi
*
Ashab-ı Kehf’in yücedir şanı
Onlar Allah’ın sevgili canı
Nasıl övmeyeyim o zamanı
Ziyaret eyleyin Ashab-ı Kehf’i
*
Mağaranın ağzına bir taş dikildi
Hak’tan emir geldi, uyku verildi
Üç yüz dokuz sene sonra dirildi
Ziyaret eyleyin Ashab-ı Kehf’i
*
Sıralanmış arabalar gider ovada
Aşk düşmüş özüne durmaz burada
Siz de unutmayın bizi orada
Ziyaret eyleyin Ashab-ı Kehf’i

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum