HOŞ GELDİN BEREKET AYI RAMAZAN


           Hicri takvime göre Ramazan ayının biri (miladi takvime göre )24 Nisan Cuma günü başlıyor.  Allah nasip ederse 23 Nisan Perşembe akşamı sahura kalkıp ilk oruç için niyetleneceğiz.
         Oruç, İslâm’ın beş esasından biridir. Terim olarak Oruç; tan yerinin ağarmasından akşam oluncaya kadar şer’ an belirlenmiş ibadeti yerine getirmek niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmak demektir.
       Oruç hicretin ikinci yılı Şaban ayında (Şubat 624) farz kılınmıştır. Oruç insanları aç bırakmak için değil, onları takvâlı birer kul haline getirmek, Allah’a karşı sorumluluk bilinci ve otokontrol melekesi kazandırmak için farz kılınmıştır. Oruç insanın davranışlarına olumlu etki etmelidir. Nebîmiz (S.A.S)bu hususa vurgu yapmak suretiyle şunları söylemiştir: “Yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmayan bir kimsenin, yemeyi ve içmeyi bırakmasına, aç kalmasına, Allah’ın ihtiyacı yoktur!” “Oruç tutan öyle insanlar vardır ki kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir.”
         Allah diğer ümmetlere olduğu gibi son Nebi Muhammet (S.A.S)in ümmetine de Ramazan ayında Oruç tutmalarını emrediyor. “Ey inanıp güvenenler! Oruç, sizden öncekilere (görev olarak) yazıldığı şekliyle size de (görev olarak) yazıldı ki kendinizi koruyabilesiniz.” (Bakara 2/183)
       Ramazan ayı Kur’an’ı Kerimin indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin içinde olduğu, Gündüzleri Oruç tutarak geçeleri nafile namazlar ve Kuran okuyarak ibadetle geçirilen mübarek bir aydır. Son on gününün imkânı olanlar için itikâf ta geçirilmesi istenen kutlu aydır. Sadakaların, Zekatların dağıtıldığı, Oruç tutanların fitrelerini vererek ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeye gayret edildiği bereketli aydır. Bu ayda günahlardan ve kusurlardan arınmaya çalışılır. Sonunda kılınan iki rekât Bayram Namazı ile Allah’ın büyüklüğü ve yüceliği tekbirlerle anılır şükürler eda edilir. Kardeşliğin, birlik ve beraberliğin temini, huzur un tesisi, sağlık ve afiyet için dualarla bir sonraki Ramazan ayında buluşmak üzere uğurlama yapılır.
       “Bizim Orucumuz ile ehlikitabın (Yahudi ve Hristiyanların) Orucu arasındaki fark sahur yemeğidir.”   “Sahur yemeği yiyin. Çünkü sahurda bereket vardır.” Buhari.
          Önceki ümmetlerde bulunmayan sahur bizim ümmetimize has bir kolaylıktır. Bu kolaylıktan istifade etmeli, sahur bereketini kaçırmamalıyız.
       “Fecrin olduğu tarafta, ak çizgi kara çizgiden size göre tam seçilinceye kadar yiyin, için; sonra orucu geceye kadar tamamlayın.” (Bakara 2/187) Bu ayette anlatılan sabah namazı vaktidir. Sahur yemeği seher vaktinde yenir. Oruca sabah namazı vaktinde başlanır ve akşam namazı vaktinde iftar edilir. Bu ayette size göre ifadesi çok önemli buna dikkat edilmeli.         
       “Sizden kim o ayı yaşarsa, oruçlu geçirsin. Kim de hasta yahut yolculuk halinde olursa o günlerin sayısı kadar diğer günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bunlar, sayıyı tamamlamanız, (orucun bittiği gün) sizi buna yöneltmesine karşılık (Bayram namazında) Allah’ı tekbirlerle anmanız ve ona karşı görevinizi yerine getirmeniz içindir.” (Bakara 2/185) “Bunlar, sayıyı tamamlamanız içindir” ifadesi, hasta ve yolculara tanınmış bir ayrıcalığı gösteriyor. Allah, oruçla ilgili ikramını bu iki sınıftan başkasına yapmamıştır. Ebû Hureyre, Allah’ın Elçisi’nin (s.a.v) şöyle dediğini rivayet eder: “Allah’ın verdiği ruhsat olmadan Ramazan’da bir gün oruç yiyen kişi bir yıl oruç tutsa bile borcunu ödeyemez‏. ” kefaret orucu tutarız diye kendimizi kandırmayalım iki mazeret haricinde oruçlarımızı mutlaka tutmaya çalışalım.(Süleymaniye vakfı)
        Bu ayda yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ayet ayet inmeye başladığını bildirmekte. “(Oruç günleri) İnsanlığa rehber olan ve rehberin açıklayıcı Ayetlerin den oluşan Kur’ân-ın, o Furkan’ın indirildiği Ramazan ayıdır. (bakara 2/185) Ramazan ayı Kur’an ayı olarak bilinir bu ay süresince Kur’an-ı manasını anlayarak okumalıyız. Allah Rasulü Ramazan ayında sürekli Kur’an okuyarak geçirdiği bildirilmekte. Allah Rasulü Kur’an-ın manasını biliyordu. Bizler Arap değiliz, Arapça da bilmediğimiz için mutlaka Türkçe mealiyle beraber anlayarak okumalıyız.
      Nafile namaz kılınması: Allah Rasulü geceleri sadece kendisine farz olan sekiz rekât Teheccüt namazını itikâfta olmasından dolayı mescit te kılmıştır. Onunla beraber itikâfta olan Müslümanlar da Teheccüt namazını iki veya üç gün ona uyarak kılmışlar. Bu durumun farkına varan Allah Rasulü hemen onları kendisine uymamaları konusunda uyarmış, kendisi de oturarak namazını kılmış. Bu kılınan Teheccüt namazı sonraları ramazan ayında sürekli kılınan teravih namazına dönüşmüş.
       Bizlerde senenin her gününde Yatsı namazından sonra uyuyup imsak vaktinden önce kalkıp nafile olan 2,4,6,veya 8 rekât olmak üzere Teheccüd ( gece) namazı arkasından üç rekât vitir namazı kılabiliriz. Ramazan ayına has olmak üzere Teheccüd namazının hem rekâtını çoğaltıp hem de kıyam da kıraat süresini uzatarak kılabiliriz.
       Bakara sûresi 187. ayetinde Ramazan ayı ile yakından alakalı olarak İ’tikâfa işaret edilmiştir. Sözlükte ‘hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak’ anlamlarına gelir. Kişinin ibadet amacıyla ve belirli bir şekilde camide kalmasını ifade eder.  Resûlullâh (S.A.S) Medine’ye hicretten sonra vefat edinceye kadar her yıl Ramazanın son on gününde i’tikâfa çekilirdi.
          “Biz Kur’ân’ı kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesi nedir, sen nereden bileceksin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gece melekler, her bir konuyla ilgili ruh (aldıkları emir) yanlarında, Rablerinin izniyle inerler.” Kadir 97/1-4. Kadir gecesinin Ramazan ayının içinde olduğu (Duhân, 44/1-6)ayetlerle işaret edilir.
           Kadir gecesinde Cenâb-ı Hak tarafından verilen kararlar insanın bütün ömrünü etkileyeceği için Ramazanın son on gecesinde ibadete daha çok ağırlık vermek gerekir. Bu gecenin bin aydan hayırlı olmasının hikmeti burada gizli olabilir. Ama Ramazanın hangi gecesinin kadir gecesi olduğu kesin olarak belli değildir. Nebîmizin tavsiyesi onu Ramazan ayının son on gününde ve özellikle de tek gecelerinde aramaktır. Buna göre kadir gecesi Ramazanın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi ve yirmi dokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir. Bu yüzden Rasûlullâh, Ramazan ayının son on günü geldiğinde dünyevî işlerden uzaklaşır, diğer zamanlara göre daha çok ibadet ve tefekkürle meşgul olurmuş.
           Kadir gecesinin kesin olarak bildirilmemesi, insan­ların o gecede kazanacakları sevaplara güvenip diğer zamanlarda kulluk görevle­rini ihmal etmelerini önlemek, tazimde aşırıya kaçmaları gibi bazı sebep ve hikmetlerle açıklanmıştır.
     Bu gecelere özel kısa bir dua tavsiye edilmiştir. Aişe Validemiz Resûlullâh (s.a.v)me “Ey Allah’ın elçisi! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu anlarsam o gece nasıl dua edeyim?” diye sorunca Resûlullâh “şöyle dua edersin” diyerek şu duayı öğretmiştir: Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affet.”
KAYNAK: Yahya Şenol, Ramazan ve Oruç, 3. Baskı, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, 2017, s. 53